d

Bu kelimeyi aynı zamanda Türk Dil Kurumu Sözlüklerinde de aradık.

dil tutmak
  • sorguya çekmek için düşman askeri yakalamak
devlet başkanı
  • Yönetim şekline göre devletin en üst yöneticisi
doğal olarak
  • elbette, beklenildiği gibi, işin gereği olarak
dayandırabilme
  • Dayandırabilmek işi
derya
  • Deniz
  • Bilgili kimse
  • Bir şeyin bol olduğu yer
dili bir karış dışarı çıkmak (veya sarkmak)
  • koşmaktan, yürümekten dolayı çok yorulmak
dinlilik
  • Dinli olma durumu
dekorasyon
  • Dekor yapma işi
  • Bir yeri süsleme
dürüstlük
  • Doğruluk
dinar
  • Bahreyn, Cezayir, Irak, Karadağ, Kuveyt, Libya, Sırbistan, Tunus ve Ürdün kullanılan para birimi
  • Eski Yugoslavya'da kullanılan para birimi
  • Altın liranın yaklaşık dörtte biri değerinde olan eski bir para
dönüştürmek
  • Dönüşmesini sağlamak, tahvil etmek
  • Bir şekli, belli bir kurala göre, başka bir şekle çevirmek
dirimlik
  • Hayat, yaşam, sağlık
  • Mal mülk, gelir
  • Hayatla ilgili, dirimsel
dondurabilme
  • Dondurabilmek işi
doğdurmak
  • Doğuncaya kadar beklemek
dokulu
  • Dokusu olan
dürtüklemek
  • Üst üste birkaç kez dürtmek
  • Birini uyarmak veya kışkırtmak
döşlü
  • Döşü olan
diplomalılık
  • Diplomalı olma durumu
duldalanmak
  • Korumak, siper altına girmek
düpedüz
  • Çok düz ve doğru bir biçimde, dümdüz olarak
  • Yalın, basit, süssüz, sade bir biçimde
  • Başka bir amaç gütmeden, açıktan açığa, açıkçası, gerçekten
dolaştırmak
  • Dolaşma işini yaptırmak
dörtlü
  • Dört parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dört tane bulunan
  • İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde dört işareti bulunan kâğıt veya pul
  • Dört kişiden oluşan müzik topluluğu, kuartet
  • Taşıtlarda uyarı için dört sinyal lambasının aynı anda yanıp sönmesini sağlayan düzen, flaşör
darı
  • Buğdaygillerden, kuraklığa dayanıklı bir bitki, akdarı (Panicum miliaceum)
  • Bu bitkinin buğday yerine besin olarak kullanılan tohumu
  • Mısır
dağıttırmak
  • Dağıtma işini yaptırmak
dekorcu
  • Mesleği dekor yapmak olan sanatçı
dirilebilmek
  • Dirilme ihtimali bulunmak
dolay kutupsal
  • Kutup yakınında olan
doğallıkla
  • Doğal olarak, tabii
dindaşlık
  • Dindaş olma durumu
dünkü
  • Bugünden bir önceki günle ilgili
  • Yakın geçmişteki
  • Acemi, yeni, toy
dalaşmak
  • Köpekler boğuşup birbirini ısırmak
duvarcılık
  • Duvarcının yaptığı iş
demircilik
  • Demircinin yaptığı iş
dişleyiverme
  • Dişleyivermek işi
dış başkalaşım
  • Magmanın sokulmasıyla, komşu kayaçların uğradığı başkalaşma, egzomorfizm
dikimhane
  • Dikimevi
diklemesine
  • Dik olarak
dağarcık
  • Meşin torba
  • Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar, repertuvar
  • Bellek
dernekçilik
  • Dernekçi olma durumu
düzelttirme
  • Düzelttirmek işi
dikkatli
  • Dikkat eden, özen gösteren (kimse)
  • Dikkat ederek
değiştirim
  • Değiştirme işi
dam aktarma
  • Damın kiremitlerini elden geçirip kırıklarını değiştirme
değirmileşmek
  • Değirmi duruma gelmek
don gömlek
  • Üzerinde sadece iç çamaşırı var denilecek kadar soyunmuş durumda
duşlu
  • Duşu olan
demir para
  • Madenî para
daraltma
  • Daraltmak işi
debdebe
  • Görkem
dinlenilmek
  • Dinlenme işi yapılmak
destek görmek
  • yardım edilmek
defansif
  • Savunmalı
dipsiz kile, boş ambar
  • para, mal tutmayanın durumunu veya bir iş için boş yere uğraşıldığını anlatan bir söz
dedikodulu
  • Dedikodusu olan
diskçilik
  • Diskçi olma durumu
düzeltmeci
  • Düzeltmecilik yanlısı, ıslahatçı, reformist
D
  • Döteryum elementinin simgesi
derinti
  • Toplantı
  • Gelişigüzel toplanmış eşya
  • İnsan kalabalığı, güruh
Dübbüasgar
  • Küçükayı
doğrulabilmek
  • Doğrulmak elinde olmak
diktirmek
  • Dikme işini yaptırmak
delikliler
  • Delikli ve sert bir kabukla kaplı bir hücreli hayvanlar takımı
duruluverme
  • Duruluvermek durumu
dağ lalesi
  • Düğün çiçeğigillerden, mor renkli, çan biçimli tüylü çiçekleri olan otsu bir bitki, anemon (Anemone vulgaris)
demokratlaşmak
  • Demokrasi ilkelerini uygulamak, demokrasiye uygun yapıyı kurmak
  • Demokrat bir biçimde davranmak
direnç
  • Dayanma, karşı koyma gücü, mukavemet
  • Bir nesnenin elektrik akımına karşı dayanma özelliği, mukavemet, rezistans
  • Bir çevrime istenilen değerde ek direnç katmak için kullanılan düzen, mukavemet, rezistans
duraksamalı
  • Duraksayan, tereddütlü
dreç
  • Ağlı kepçe, tarama ağı
derlemek
  • Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek
  • Düzgün bir biçimde toplamak
denk düşmek
  • uygun vakit ve fırsat olmak
  • rast gelmek
demetlenmek
  • Demet yapılmak
dipçiklenmek
  • Dipçikle vurulmak
depozito
  • Güvence akçesi
  • Kabıyla birlikte satılan bir malın kabı için alınan ve kap geri getirildiğinde alıcıya verilen para
dem çekmek
  • kuşlar uzun ve güzel ezgiler çıkarmak
  • içki içmek
despotlaşmak
  • Despot biri durumuna gelmek
Denizlili
  • Denizli ilinden olan kimse
deşelemek
  • Güçlü bir biçimde deşmek, karıştırmak
  • Araştırmak
dağ kestanesi
  • Amerika'nın sıcak bölgelerinde yetişen sert yapılı ağaç (Sloane berteriana)
  • Bu ağacın meyvesi
doğuruş
  • Doğurma işi
divan
  • Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis
  • Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser
  • Sedir (I)
  • Meclis
dayatıverme
  • Dayatıvermek işi
dival
  • Altı mukavva ile beslenmiş, üstü sırmalı işleme
deniz ördeği
  • Fırtına kuşu
daye
  • Dadı
dünya kelamı
  • Tanrı sözünden başka söz
denktaş
  • Denk, eşit
despotlaşabilme
  • Despotlaşabilmek işi
dessas
  • Düzenci
deve yerine deve çöker
  • `değerli bir kimseden boşalacak yeri ancak o değerde olan başka bir kimse doldurabilir` anlamında kullanılan bir söz
duvar dayağı
  • Yıkılmaması için duvara eğik olarak konulan destek ağaç
deneyimcilik
  • Deneyimci olma durumu
desilitre
  • Bir litrenin onda biri hacminde bir ölçü birimi
devreye sokmak
  • işin içine girdirmek, karıştırmak
değişmez maliyet
  • Toplam faiz, komisyon, kira ve emlak vergisi, amortisman, genel imalat, yönetim ve satış masrafları vb. ögelerin belirli bir dönem içindeki değişmeyen maliyeti
derli topluluk
  • Derli toplu olma durumu
devre arası
  • Futbol, basketbol vb.nde karşılaşma sırasında dinlenme süresi
  • Ligin birinci döneminin bitiminde verilen dinlenme süresi
dünyaevine girmek
  • evlenmek
dumanlılık
  • Dumanlı olma durumu
dış odun
  • Kabukla olgun ağaç bölümleri arasında bulunan, tam olgunlaşmadığı için marangozlukta kullanılması sakıncalı olan odun bölümü
dindaş olmak
  • aynı dinden olmak
doğru söz acıdır
  • `eksikleri, yanlışları, yolsuzlukları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan ve eleştiren söz, bu işi yapanlara acı gelir` anlamında kullanılan bir söz
dayanıklık
  • Dayanıklılık
damarını bulmak
  • hoşlanabileceği biçimde davranıp uysallığını sağlamak
dumansız
  • Dumanı olmayan, duman çıkarmayan
dekametre
  • 10 metre uzunluğunda bir ölçü birimi
denizşakayığı
  • Kayalıklara yapışık olarak yaşayan, dokunaçları çok ve uzun, güzel renkli bir tür polip (Anemonia actinia)
dinen
  • Din bakımından
dünyaya kazık çakmak (veya kakmak)
  • çok uzun ömürlü olmak, çok yaşamak
darmadağınlık
  • Darmadağın olma durumu, darmadağınıklık
drog
  • Hayvan ve bitkilerden kurutularak veya özel metotlarla toplanarak elde edilen, eczacılık ve kısmen sanayide kullanılan ham veya yarı ham madde
dolaylı vergi
  • Yükümlüsü önceden bilinmeyen, malı satın alanı yükümlendiren, tüketiciden alınan vergi
düş kırıklığı
  • Çok istenilen veya çok umulan bir şey gerçekleşmediğinde duyulan üzüntü, burukluk
drosera
  • Droseragillerden, topuz biçimindeki yapraklarının üst yüzeyi, böcekleri yakalayan yapışkan tüyler ile örtülü otsu bir bitki (Drosera rotundifolia)
dişleyebilmek
  • Dişleme ihtimali veya imkânı bulunmak
defineci
  • Gömü bulmak umuduyla kazı yapan veya yaptıran kimse
dinek
  • Dinlenmek için durulan yer
destekleyiş
  • Destekleme işi
dejenerasyon
  • Yozlaşma
  • Soysuzlaşma
  • Bozunum
dopdolu
  • Büsbütün dolu
deniz kaplumbağaları
  • Denizde yaşayan, ayakları yüzgeç biçimindeki kaplumbağalar
dümbüldek
  • Dümbelek
düşünülmek
  • Düşünme işine konu olmak
dalgacık
  • Küçük dalga
dümen yelpazesi
  • Geminin ileri veya geri hareketinden meydana gelen su akıntısının baskı yaptığı dümen yüzeyi
duyarsız
  • Duyarlı olmayan
dercetmek
  • Almak, toplamak
diftong
  • İkiz ünlü
dengeli beslenme
  • Sağlık için gerekli olan besinleri belirli ölçülerde ve düzenli olarak alma
dolanıvermek
  • Çabucak veya kısa zamanda dolanmak
dilimlenebilme
  • Dilimlenebilmek işi
debimetre
  • Bir borudan akan gaz veya sıvının hacim ve kütle cinsinden debisini kontrol eden, düzenleyen ve ölçen araç
dümbüklük
  • Pezevenklik
deneyci
  • Deneycilik yanlısı olan, görgücü, ampirist
demir atmak
  • gemi çıpasını denize salmak
  • bir kimse bir yerde uzun süre kalmak
dikilip kalmak
  • bir yerde kısa bir süre ayakta beklemek
dağıtılmak
  • Dağıtma işi yapılmak, tevzi edilmek
danışma meclisi
  • 1982 Anayasasını hazırlayan ve Kurucu Meclisi oluşturan organlardan biri
dosyası kabarmak (veya kabarık olmak)
  • yaptığı yanlış işleri çoğalmak
diyakroni
  • Art zamanlılık
derun
  • İç, içeri, öz
  • Gönül, yürek, ruh
delepme
  • Delepmek durumu
doğum sancısı
  • Doğum yaparken duyulan sancı
  • Yeni bir duruma geçilirken çekilen zorluklar
değişici
  • Biçimden biçime giren, değişken
devlet bankası
  • Bazı ülkelerde devletten aldığı sermaye ile kurulan, yönetimde devletin atadığı kişiler bulunan, devletin izniyle para bastırıp piyasaya sürme hakkı bulunan banka
daktilotekni
  • Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü
dokuyabilmek
  • Dokuma ihtimali veya imkânı bulunmak
dilimleme
  • Dilimlemek işi
deve kuşuluk
  • Deve kuşu gibi olma veya davranma işi
durakalma
  • Durakalmak işi
doyumlu
  • Doymuş, doyumu olan
devlethane
  • Nezaket gereği olarak `ev` anlamında kullanılan bir söz
dayılanabilme
  • Dayılanabilmek işi
dövme
  • Dövmek işi
  • Vücut derisi üzerine iğne vb. sivri bir araçla çizilmek ve içine renk veren maddeler konulmak yoluyla yapılan yazı veya resim
  • Kızgın durumdayken dövülerek biçim verilmiş (metal eşya)
  • Dövülerek yapılan
  • Dövülerek kabuğu çıkarılmış buğday, yarma
doyuruculuk
  • Doyurucu olma durumu
dinci
  • Dinî görüşleri her alana yaymak isteyen kimse
diplomatik dil
  • Diplomasi alanında kullanılan dil
dince
  • Dinî bakımdan, dine göre
dikiliverme
  • Dikilivermek işi
donanım kilidi
  • Bilgisayarda bazı programların izinsiz kullanılmasını engelleyen kilit
davulcu
  • Davul çalan kimse
  • Baterist
deniz geçişi
  • Denizden geçen gaz boru hattının deniz altında kalan kısmı
delalet etmek
  • yol göstermek
  • göstermek, anlatmak
... damgasını vurmak
  • biri hakkında kötü bir yargıya varmak
derili
  • Derisi olan
  • Deri ile kaplanmış olan
denetlettirme
  • Denetlettirmek işi
desimal
  • Ondalık sistem
doğurganlaştırmak
  • Doğurgan duruma getirmek
değiştirge
  • Bir değişiklik yapılması için verilen önerge, tadil teklifi
dokuma
  • Dokumak işi, tekstil
  • Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez
  • Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen
  • Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş)
  • Yapı, oluşum
düşlem
  • Düş yoluyla beliren görüntü
dünit
  • Temel maddesi olivin olan iri taneli kayaç
defediverme
  • Defedivermek işi
dil birliği
  • Lehçe ve ağız farklarını gidererek aynı dili kullanan toplumlar arasında ortak bir yazı dilinde ve alfabede birleşilmiş olma durumu
dimi
  • Sıkı dokunmuş bir tür pamuklu kumaş
duası tutmak
  • duası gerçekleşmek
  • etkili olmak
dayatıvermek
  • Ansızın veya çabucak dayatmak
davacılık
  • Davacı olma durumu
dine
  • Konaklama yeri
davya
  • Dişçi kerpeteni
dirileşmek
  • Bitkin, pörsümüş veya solmuşken yeniden diri duruma gelmek
dalkıran
  • Kabuk böcekleri familyasından, fındık ağaçlarında yaşayan kın kanatlı böcek (Anisandrus dispar)
  • Şiddetli esen rüzgâr
dayanışabilme
  • Dayanışabilmek işi
duvakçılık
  • Duvakçının yaptığı iş
direme
  • Diremek işi
durultma
  • Durultmak işi
deli saçması
  • Anlamsız, tutarsız, delice söylenmiş söz
deniz kaplumbağası
  • Denizlerde yaşayan ve ayaklarını yüzgeç gibi kullanan bir deniz hayvanı
dış gezegen
  • Yörüngesi yer yörüngesinin dışında kalan gezegen
daire kesmesi
  • Bir dairenin iki yarı çapı ile aralarındaki yayın çevrelediği alan
defigam etmek
  • üzüntüyü, sıkıntıyı atmak
dalkavuklaşma
  • Dalkavuklaşmak işi
dağıtım
  • Dağıtma işi, tevzi
  • Bir merkezden çeşitli yerlere gönderme işi
dipnot
  • Metin içinde geçen herhangi bir bilgi ile ilgili olarak sayfa altına, çalışmanın sonuna konulan açıklama veya kaynak bilgisi, haşiye
drahmi
  • Yunanistan'ın para birimi
dikenli yol
  • Zorluk, sıkıntı ve üzüntü ile dolu olan süreç
dink
  • Pirinci kabuğundan ayırmak veya bulgur dövmek için kullanılan dibek
  • Şayak, aba vb.ni dövmek için kullanılan araç
dondurmacı
  • Dondurma yapan veya satan kimse
  • Dondurma satılan yer
demir pası
  • Demirde oluşan pas
  • Bu pasın renginde olan
detaylandırmak
  • Ayrıntılandırmak
deli dana (veya danalar) gibi dönmek
  • ne yapacağını bilemeyerek şaşkınca davranmak
direkt
  • Aracısız
  • Doğru olarak, hiçbir yerde durmadan, duraksız, doğruca
  • Doğrudan, doğrudan doğruya
depolanmak
  • Depolama işi yapılmak
dinsizleşmek
  • Dinsiz duruma gelmek
devecilik
  • Devecinin yaptığı iş
  • Deve kervanını gütme işi, sarbanlık
  • Deveci olma durumu
davacın kadı olursa yardımcın Allah olsun
  • `seni yargılayacak kişi, senden davacı olan kişi ise elbette kendisini haklı çıkaracak ve sana ağır ceza verecektir` anlamında kullanılan bir söz
dağ merası
  • Dağlar arasında hayvan otlatmaya elverişli bölge, dağ otlağı
dokundurabilmek
  • Dokundurma ihtimali veya imkânı bulunmak
değiştirtmek
  • Değiştirme işini yaptırmak
duyurumluk
  • Duyuruların üzerine yazıldığı veya yapıştırıldığı düz levha, duyuru tahtası, ilan panosu, ilan tahtası
dört işlem
  • Toplama, çıkarma, çarpma ve bölmeden oluşan, matematiğin dört temel işlemi
dayı
  • Annenin erkek kardeşi
  • Cesur, yiğit
  • Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
  • Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici
düzebilme
  • Düzebilmek işi
divan kalemi
  • Sadrazam buyruklarının ve fermanlarının yazıldığı yer
dizeli
  • Dizesi olan
dakika
  • Bir saatlik zamanın altmışta biri
  • An, zaman
  • Bir derecenin altmışta biri
doğrultuş
  • Doğrultma işi
difterili
  • Difteriye yakalanmış olan
dağ tavuğu
  • Çil (I)
dominant
  • Baskın
dekoratörlük
  • İç mimarlık
dinime küfreden (veya söven veya dahleden) bari Müslüman olsa
  • başkalarını eleştirirken kendisi de aynı yanlışı yapan kimse için kullanılan bir söz
dindarlık
  • Dindar olma durumu, mütedeyyinlik
destanlaştırma
  • Destanlaştırmak işi
duraksamak
  • Ne yapmak veya ne demek gerektiğini kestiremeyerek duraklamak, tereddüt etmek
dadandırma
  • Dadandırmak işi
duyurulma
  • Duyurulmak işi
demlenebilmek
  • Demlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
doğrayabilmek
  • Doğrama ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Doğramaya gücü yetmek
demir yolcu
  • Demir yolu görevlisi
doğrulayabilmek
  • Doğrulama ihtimali veya imkânı bulunmak
donatma
  • Donatmak işi, teçhiz
dinamizm
  • Davranışları canlı ve hareketli olan canlının özelliği
  • Devimselcilik
dalyancılık
  • Dalyancının yaptığı iş
dayatışma
  • Kendi isteğinde inatlaşma
dinçleşmek
  • Dinç duruma gelmek
dünya görüşü
  • Evrenin ve hayatın anlamını, amacını, değerini, insan varlığını ve davranışlarını bütünüyle kavramaya çalışan genel düşünce
dramatize
  • Radyo, televizyon veya sahne oyunu biçimine getirilen (edebî eser)
  • Olduğundan daha acıklı, abartılı bir biçimde ortaya konulan (olay)
doğrulabilme
  • Doğrulabilmek işi
dayanılmazlaşma
  • Dayanılmazlaşmak işi
dingi
  • Bir çifte kürekli küçük patalya
dengesiz beslenme
  • Büyüme, gelişme ve sağlık durumlarının bozulması veya gereğinden çok besin alarak aşırı şişmanlama dolayısıyla ortaya çıkan sağlık bozukluğu
Doğucu
  • Doğu kültür ve medeniyetinden yana olan, Şarkçı
dökümlemek
  • Bir işin dökümünü yapmak
Datça
  • Muğla iline bağlı ilçelerden biri
dindar
  • Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı (kimse), mütedeyyin
düşmancasına
  • Düşmanca
dış çizgiler durumu
  • Ayrı ayrı birliklerin çevreden merkeze ulaşan yollarla düşman üzerinde birleşmesi
doçentlik
  • Doçent olma durumu
  • Doçentin görevi
dedirmek
  • Demek zorunda bırakmak
  • Denilmesini sağlamak
danacı
  • Dana çobanı
doğurganlaşma
  • Doğurganlaşmak işi
denden işareti
  • Denden
destroyer
  • Muhrip
diri kalmak
  • dinç, sağlıklı görünmek
  • pirinç, bulgur vb. bakliyat gereği kadar pişmemiş olmak
demleyebilmek
  • Demleme ihtimali veya imkânı bulunmak
dinç
  • Gücü ve sağlık durumu yerinde, canlı, zinde, tendürüst, tüvana
  • Canlı, zinde bir biçimde
doğurtmak
  • Doğurmasını sağlamak, doğurmasına yardım etmek
döner sahne
  • Bir oyunun sergilenmesi sırasında kolayca dönüp seyircilerin önüne geçebilecek, kullanıma hazır sahne
döşenebilmek
  • Döşenme ihtimali veya imkânı bulunmak
değirmencilik
  • Değirmencinin yaptığı iş
destanlaşabilme
  • Destanlaşabilmek işi
dimyat
  • Seyrek ve yuvarlak taneli bir tür üzüm
demirletmek
  • Demirleme işini yaptırmak
divik
  • Akkarınca
düşçülük
  • Düşçü olma durumu
  • Bilincin zayıflamasıyla ortaya çıkan bir ruh bozukluğu durumu
danslı
  • Dans edilen
divit
  • Hokkadaki mürekkebe batırılarak yazı yazmaya yarayan ve değişik uçları olan bir kalem türü
dokumahane
  • Dokuma tezgâhlarının bulunduğu ve çalıştığı yer
damlı
  • Damı olan
dallanış
  • Dallanma işi
deflemek
  • Defetmek
doldurtabilmek
  • Doldurtma ihtimali veya imkânı bulunmak
dökülme
  • Dökülmek işi
d, D
  • Türk alfabesinin beşinci sırasında yer alan ve De adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, patlayıcı diş eti ünsüzünü gösterir
  • Nota işaretlerini harflerle gösterme yönteminde re sesini bildirir
  • Romen rakamlarında 500 sayısını gösterir
damıtma
  • Damıtmak işi, taktir
didona
  • Didon
dizeleştirme
  • Dizeleştirmek işi
dölleyebilmek
  • Döllenme ihtimali veya imkânı bulunmak
delirtmek
  • Deli etmek, çıldırtmak
demokratlaşabilme
  • Demokratlaşabilmek işi
dinleme salonu
  • Müzik, tiyatro eserlerini dinletmek, radyo televizyon yayınları yapmak veya ses kaydetmek amacıyla akustiği sağlanmış salon, oditoryum
dağ sıçanı
  • Kemiriciler takımının sincapgiller familyasından, postu beğenilen bir tür memeli (Marmota marmota)
disk
  • Disk atmada kullanılan, erkekler için 2, kadınlar için 1 kilogram ağırlığında, genellikle metal bir çember ile çevrelenmiş tahta ağırşak
  • Gramofon plağı
  • Omurları birbirine birleştiren ana madde
  • İnce ve çapı oldukça büyük teker şeklinde parça
  • Yoğun disk
dava etmek (veya açmak)
  • hukuksal korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurmak
daimlik
  • Daim olma durumu
damlatma
  • Damlatmak işi
dil yarası
  • Gönül yarası
dinme
  • Dinmek işi
darlaştırmak
  • Dar duruma getirmek
düzeylilik
  • Düzeyli olma durumu
diktatörce
  • Diktatöre yakışır
  • (diktatö'rce) Diktatöre yakışır bir biçimde, diktatör olarak
dökme yük
  • Bir çuval, sandık, kap veya ambalaj içinde bulunmayan mal, dökme
depremsiz
  • Deprem görülmeyen (bölge)
düzenlemek
  • Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek
  • Yapmak, hazırlamak
  • Düzenleme yapmak
  • Müzik aletlerini akort etmek
dürtüştürme
  • Dürtüştürmek işi
deneyimsizlik
  • Deneyimsiz olma durumu, tecrübesizlik
disiplin
  • Bir topluluğun, yasalarına ve düzenle ilgili yazılı veya yazısız kurallarına titizlik ve özenle uyması durumu, sıkı düzen, düzence, düzen bağı, zapturapt
  • Kişilerin içinde yaşadıkları topluluğun genel düşünce ve davranışlarına uymalarını sağlamak amacıyla alınan önlemlerin bütünü
  • Öğretim konusu olan veya olabilecek bilgilerin bütünü, bilim dalı
devindirilebilme
  • Devindirilebilmek işi
denemeci
  • Deneme yazarı
darılmaca
  • `Sakın darılma` anlamında kullanılan darılmaca yok veya darılmaca gücenmece yok deyiminde geçen bir söz
demirhindi şerbeti
  • Demirhindiden yapılan bir şerbet türü
denetleme yapmak
  • kontrol etmek
dinî
  • Dinle ilgili, din üzerine, dinsel
devleşmek
  • Çok büyümek, irileşmek
  • Aşırı bir gelişme göstermek
dik dik bakmak
  • çok sert bir biçimde, sert sert, öfkeli öfkeli bakmak
düşüp kalkmak
  • erkek kadınla veya kadın erkekle yasa ve töre dışı yakın ilişki kurmak
  • biriyle çok yakın arkadaşlık etmek
damla inmek
  • felç olmak
dili bağlı
  • Konuşamayan
  • Kendisine söylenen bir şeyi başkasına aktarmayan, sır saklayan
dinli
  • Dinî inancı olan
dudağını (veya dudaklarını) ısırmak
  • yakışıksız bir durum karşısında şaşmak
düz hekim
  • Mesleğinde uzmanlık belgesi almamış olan (kimse), pratisyen
düşkünlük
  • Düşkün olma durumu, iptila
  • Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük
  • Rezillik, insana yakışmayan hayat biçimi
  • Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme
danışman
  • Bilgi ve düşüncesi alınmak için kendisine danışılan görevli kimse, müşavir
danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış
  • `bilmediği şeyi bir bilene soran, en zor işlerin bile üstesinden gelir sormayan ise güçlükler içinde yuvarlanır gider` anlamında kullanılan bir söz
dik üçgen
  • Kenarlarından ikisi birbirine dikey, bir açısı doksan derece olan üçgen
demleyebilme
  • Demleyebilmek işi
damaksıllaşma
  • Damaksıllaşmak işi
davranışçılık
  • Psikolojinin inceleme konusunun davranış olduğuna inanan, bilincin psikolojinin araştırma alanına girdiğini inkâr eden görüş
darıltma
  • Darıltmak işi
düet
  • İki ses veya iki müzik
  • İki kişi tarafından karşılıklı söylenen şarkı
durduruş
  • Durdurma işi
doyurulma
  • Doyurulmak işi
dizlik
  • Korumak amacıyla dize geçirilen şey
  • Dize kadar uzanan konçlu çorap
  • İç donu
  • Şalvar
  • İş önlüğü
dâhil
  • İç, içeri
  • İçinde, ... ile birlikte
  • İçinde, içine almış durumda
dızlamak
  • Dolandırmak, çarpmak, soymak
dedikoducu
  • Çok dedikodu yapan, kovcu, gıybetçi, dillek
diş fırçası
  • Dişleri temizlemede kullanılan bir fırça türü
düzleştirme
  • Düzleştirmek işi
döl ayı
  • Hayvanların yavruladıkları ay
duyargalı
  • Duyargası olan
  • Duyarga kullanan, sensörlü
düzebilmek
  • Düzme ihtimali veya imkânı bulunmak
dekan
  • Üniversitelerde bir fakültenin yönetiminden sorumlu profesör
dokunduruş
  • Dokundurma işi
dekar
  • 1000 m² değerinde yüzey ölçü birimi
dikilebilmek
  • Dikilme ihtimali veya imkânı bulunmak
diksiyon
  • Seslerin, sözlerin, vurguların, anlam ve heyecan duraklarını kurallarına uygun olarak söyleme biçimi
  • Konuşulan dilin incelenmesi ve kullanılması
  • Duru, açık vurgulama ve çıkaklara tam uyarak konuşma
derici
  • Belirli bir amaçla kullanmak için hayvan derisini işleyen kimse
dış çevre
  • Canlının dışında olan ve kendisinin de bilinçli veya bilinçsiz olarak tepkide bulunduğu uyaranların hepsi
dipsizlik
  • Dipsiz olma durumu
daimîlik
  • Daimî olma durumu
delikli boncuk (veya taş) yerde kalmaz
  • `az çok işe yarayan her şeyin isteklisi bulunur` anlamında kullanılan bir söz
dombra
  • İki telli bir Türk çalgısı
dedektör
  • Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz, algılayıcı
dutçu
  • Dut yetiştiren veya satan kimse
durgun şişkinlik
  • Ekonomideki durgunluk ve enflasyonun aynı anda yaşanması, stagflasyon
değersizleştirebilmek
  • Değersizleştirme ihtimali bulunmak
Dadacı
  • Dadacılık akımına bağlı olan, Dadaist
denizatı
  • Başı at başına benzeyen, suda dik duran, kuyruk yüzgeci olmayan, 10-15 santimetre boyunda bir deniz hayvanı (Hippocampus hippocampus)
destur almak
  • izin almak
dokunuvermek
  • Çabucak dokunmak
dalgınlık
  • Dalgın olma durumu
  • Dalgınca davranış
  • Derin uyku durumu
destan yazmak
  • olağanüstü kahramanlık, yararlık veya başarı göstermek
deniz üssü
  • Stratejik bölgelerde deniz kuvvetlerinin harekâtları yönettiği ve birimlerini konuşlandırdığı askerî merkez
diva
  • Sinema, tiyatro, müzik, dans, bale vb. sanatlara emek vermiş, alanında uzmanlaşmış ve tanınmış olan kadın sanatçı
dillendirebilme
  • Dillendirebilmek işi
dalgıç kuşları
  • Gagaları bir kılıfla örtülü, kanatları ve kuyruğu kısa, ayakları perdeli, iyi yüzen ve dalan bazı kuşları içine alan kuşlar takımı
dinozorlar
  • Omurgalı hayvanlardan sürüngenler sınıfına giren, soyu tükenmiş bir takım
değer düşümüne uğramak
  • değersizleşmek
dilenmek
  • Sadaka istemek
  • Kendisini acındırarak bir kimseden bir şey istemek
dişleklik
  • Dişlek olma durumu
döner kavşak
  • Yol ortalarına inşa edilmiş, aksi yöne veya sola dönüşleri sağlayan ada
Doğu Bloku
  • Doğu Avrupa ülkelerinin İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturduğu, 1990'lı yıllarda dağılan siyasi blok
depreştirebilmek
  • Depreştirme ihtimali veya imkânı bulunmak
değişiş
  • Değişme işi
deliriverme
  • Delirivermek işi
dikizleyiş
  • Gözetleyiş
dubleks daire
  • Bir apartmanda kendi iç merdiveni ile birbirine bağlanan iki ayrı kattan oluşan tek daire
dayanmak
  • Bir yere yaslanmak, kendini dayamak
  • Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak
  • Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek
  • Varmak, ulaşmak
  • Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak
  • Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak
  • Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek
  • Uzun süre kullanılmaya uygun olmak
  • Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek
  • Yetişmek, yeter olmak
  • Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek
duralama
  • Duralamak işi
daralıvermek
  • Çabucak veya ansızın daralmak
dövüşebilme
  • Dövüşebilmek işi
denizaşırı
  • Denizlerin ötesinde bulunan
  • Deniz ötesine yapılan
domuz gribi
  • Bir virüsün sebep olduğu, solunum yolları enfeksiyonu ile meydana çıkan, bazen öldürücü olan hastalık
dokunmatik
  • 343 dokunmalı
dökülgen
  • Dökülme özelliği olan
  • Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerinde daha çok şıralık olarak üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
dirseklemek
  • Dirsekle vurmak, dirsekle itmek
deprem bilimsel
  • Deprem bilimi ile ilgili, sismolojik
derine inmek
  • bir konu üzerinde çok ve ayrıntılı araştırma yapmak
Devrek
  • Zonguldak iline bağlı ilçelerden biri
damaksız
  • Damağı olmayan
  • Sivri uçlu balıkçı iğnesi
  • Tat alma duyusu zayıflamış olan veya bu duyuyu tamamen yitirmiş olan (kimse)
devlet kuşu
  • Beklenmedik bir iyilik, iyi talih, talih kuşu
denetletebilmek
  • Denetletme ihtimali veya imkânı bulunmak
dışı eli yakar, içi beni yakar
  • `görünüşe aldanmamalı` anlamında kullanılan bir söz
devrik cümle
  • Yüklemi sonda olmayan cümle, devrik tümce
durdurabilmek
  • Durdurma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Durdurmaya gücü yetmek
damaksıl
  • Damakla ilgili
dölüt
  • Oğulcuğun gelişimini büyük ölçüde tamamladığı, bütün organ taslaklarının oluştuğu üçüncü aydan doğuma kadarki durumu, cenin, fetüs
diş hekimi
  • Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan hekim, dişçi, diş doktoru, diş tabibi
değinilebilme
  • Değinilebilmek işi
develik
  • Defne
dogmalaşma
  • Dogmalaşmak işi
delgiç
  • Ucu sivri demirli, ağaçtan tutacak yeri olan ve tütün dikmeye yarayan araç
dışarı atmak
  • kovmak
  • zararlı bir maddeyi terleme, idrar vb. yollarla vücuttan çıkarmak
depreştirebilme
  • Depreştirebilmek işi
densizleşme
  • Densizleşmek işi
doruk noktası
  • Bir gelişmede gelinen en önemli, heyecanlı veya etkili durum
  • Halk oyunlarının kurgusuyla seyircinin beklenti ve heyecan noktalarının en üst düzeye ulaştığı an
doğuruculuk
  • Doğurucu olma durumu
devlet baba
  • `Koruyucu, kollayıcı` anlamında devleti anlatan bir söz
definecilik
  • Definecinin yaptığı iş
duble paça
  • Kumaşın dışa katlanarak dikilmesiyle oluşturulan paça türü
dindirtmek
  • Dindirme işini yaptırmak
dilbaz
  • Güzel söz söyleyen, konuşmasıyla ikna eden
denetleyebilmek
  • Denetleme ihtimali veya imkânı bulunmak
dalına binmek
  • bir kimseye bir iş yaptırmak için asılmak, musallat olmak, sıkıştırmak
duralatma
  • Duralatmak işi
daracık
  • Çok dar
dıştan evlilik
  • Dış evlilik
denizkozalağı
  • Konik biçimli kabuğunda bir yarık bulunan, karından bacaklı yumuşakça (Conus)
dar hat
  • Dar demir yolu
dostlar şehit, biz gazi
  • tehlikeli işleri başkalarına bırakıp kendileri sonuçtan yararlanmak için bir kenara çekilenlerin bencilliğini anlatan bir söz
deniz mavisi
  • Deniz renginde koyuca mavi
  • Bu renkte olan
dış ters açı
  • İki paralel doğruyu kesen üçüncü bir doğrunun iki yanında, paralellerin dışında altlı üstlü oluşan dört açıdan her biri
deadline
  • 343 süre sonu
debbe
  • Kulplu ve ağzı kapaklı bakırdan su kabı, güğüm
devlet sırrı
  • Devletin güvenliği, ulusal varlığı, bütünlüğü, anayasal düzeni ve dış ilişkilerini içeren, kamuya açıklanmaması gereken çok gizli bilgi veya belge
dinleyebilmek
  • Dinleme ihtimali veya imkânı bulunmak
dengeli
  • Dengesi olan, muvazeneli, stabil
  • Kurallara uygun, sıkıntı yaratmayan
  • Tutum ve davranışlarında uyum olan (kimse), istikrarlı, kararlı, stabil
dalkurutan
  • Kabuk altındaki odun katında oyuklar açarak dişbudak sürgünlerini ve zeytin dallarını kurutan kın kanatlı böcek (Hylesinus oleiperda)
demeç vermek
  • yetkili bir kimse bir konuda yayın organlarına açıklama yapmak, beyanat vermek
dikizletmek
  • Gözetletmek
değnekleme
  • Değneklemek işi
dağ (veya dağları) devirmek
  • çok zor işleri başarmak
didinme
  • Didinmek işi
değiştirilivermek
  • Çabucak veya ansızın değiştirilmek
daktilograf
  • Yazı makinesi ile yazı yazan kimse, daktilo
dokuyuş
  • Dokuma işi
doyuvermek
  • Çabucak doymak
dağıtış
  • Dağıtma işi
dergi
  • Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua
desteci
  • Desteleyici
dolu serpme
  • Zımpara üretiminde tanecikler arasında belirli boşluklar kalmayacak biçimde düzenlenen tane yapıştırma işlemi
dize
  • Şiirin satırlarından her biri, mısra
damıtımevi
  • Damıtma işlemlerinin yapıldığı yer
dizi
  • Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra
  • Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri
  • Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra
  • Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma
  • Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler
  • Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı
  • Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü
  • Dizi film
demlendirilmek
  • Demlenmesi sağlanmak
dalanma
  • Dalanmak işi
dekreşendo
  • Sesi gittikçe kısarak (çalmak)
Doğulu
  • Doğu ülkelerinden olan (kimse), Şarklı
  • Türkiye'nin doğusunda bulunan illerden olan (kimse)
  • Doğu uygarlığını benimsemiş (kimse)
dayak atmak
  • dövmek, sopa ile dövmek
düzen
  • Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem
  • Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept
  • Yerleştirme, tertip
  • Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim
  • Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo
  • Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo
  • Dolap, hile
  • Müzik aletlerinde ses ayarı, akort
  • Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
  • Alet edevat takımı
  • Bez dokuma tezgâhı
defterinde olmamak
  • sahip bulunmamak, tabiatında bulunmamak
deneyiş
  • Deneme işi
dizaynsız
  • Tasarımsız
dayattırmak
  • Dayatma işini yaptırmak
diya
  • Slayt
daldırtma
  • Daldırtmak işi
Dübbüekber
  • Büyükayı
dahletmek
  • Sataşmak
  • Karışmak, burnunu sokmak
defnegiller
  • Örnek bitkisi defne olan, iki çeneklilerin ayrı taç yapraklılarından, yaprakları kokulu birçok türü içine alan bir bitki familyası
diye
  • Herhangi bir yargıya vararak
  • Niteleyerek
  • Diyerek
donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer
  • `bir şeyden yoksun olan kişinin gönlünden hep o şeyden bol bol edinmek geçer` anlamında kullanılan bir söz
duyumlu
  • Duyumu olan
dış hatlar
  • Yurt dışı ulaşımını sağlayan yol
  • Hava yollarında dış ülkelere gidiş dönüşün yapıldığı terminal
desinatör
  • Mesleği desen yapmak olan kimse
  • Endüstri, mimarlık vb.nde desen yapan kimse
dalyan tarlası
  • Dalyanın, deniz içinde kurulu bulunduğu alan
dördüncülük
  • Dördüncü olma durumu
değişim yönetimi
  • Hızla değişen bir ortamda ayakta kalabilmek ve rakiplerin önüne geçebilmek için şirketin kendini yenilemesi, değişim fırsatlarını çözümleyip ortaya çıkan potansiyeli değerlendirmesi ve en uygun stratejinin belirlenip bunun uygulanması için yeniden örgütlenme ve yapılanma işi
döngel orucu
  • Sürekli olarak aç kalma
doğurma
  • Doğurmak işi
dikine gitmek
  • kimsenin sözünü dinlemeyerek kendi bildiğini yapmak
durulanmak
  • Yıkanmış şeyler duru sudan geçirilmek
  • İnsan, yıkandıktan sonra bir daha temiz su dökünmek
dışlayabilme
  • Dışlayabilmek işi
dolaylı
  • Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta, endirekt
Dadaizm
  • Dadacılık
dayanabilmek
  • Dayanma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Dayanmaya gücü yetmek
düşürme
  • Düşürmek işi
dizini (veya dizlerini) dövmek
  • pişmanlık duymak
dağ birliği
  • Dağ şartlarına göre eğitilmiş askerî birlik
dikili
  • Dikilmiş olan
dilimletmek
  • Dilimleme işini yaptırmak
dirayetli
  • Dirayeti olan
doğramacı
  • Ahşap doğrama yapan kimse
duygu sömürüsü yapmak
  • istediğini yapmasını sağlamak amacıyla karşısındaki kişinin kendisine acımasını sağlamak
döküntüsüz
  • Döküntüsü olmayan
değerlenmek
  • Değer kazanmak, değeri artmak, değer sağlamak, kıymetlenmek
dipçikletmek
  • Dipçikleme işini yaptırmak
dolgunlaştırma
  • Dolgunlaştırmak işi
doğum oranı
  • Bir ülkedeki doğumların sayısal durumu
dilber
  • Alımlı, güzel kadın
durum ulacı
  • Zarf-fiil
disponibilite
  • Bankalarda mevcut nakit ve derhâl paraya çevrilebilecek kıymet
doğurgu
  • Ortaya çıkan sonuç
dizginleyebilme
  • Dizginleyebilmek işi
derebilme
  • Derebilmek işi
durdurtma
  • Durdurtmak işi
doğurabilmek
  • Doğurma ihtimali veya imkânı bulunmak
dirliksizlik
  • Geçimsizlik
defedilmek
  • Kovulmak
deminki
  • Biraz önceki
diyanet
  • Din kurallarına tam bağlı olma durumu
  • Din
doğumhane
  • Doğumevi
dağar
  • Ağzı yayvan, dibi dar toprak kap
  • Dağarcık
daltonizm
  • Renk körlüğü
değirmi sakal
  • Değirmi bir biçimde kesilmiş sakal
dil cambazı
  • Düşüncelerini çok iyi anlatan, güzel konuşan kimse
demoralizasyon
  • Moral çöküntüsü
deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı
  • `yüksek makam sahibi kimselerle ilgisi olanlar durumlarının gerektirdiği özveriyi göze almalıdırlar` anlamında kullanılan bir söz
didiniş
  • Didinme işi
doğabilme
  • Doğabilmek işi
dikencikli
  • Ucu sivri olan
  • Küçük dikenleri olan
düzeme
  • Düzemek işi
dehşet saçmak
  • ortalığa korku vermek
debil
  • Bedensel ve zihinsel bakımdan güçsüz
düzdürme
  • Düzdürmek işi
devingenlik
  • Hareketlilik
delikleşme
  • Delikleşmek işi
demletmek
  • Demleme işini yaptırmak
dönemeçli
  • Dönemeci olan
derde (veya derdine) derman olmak
  • soruna çözüm bulmak, sıkıntıyı geçirmeye çare göstermek
dirhem
  • Okkanın dört yüzde birine eşit olan, 3,207 gramlık eski bir ağırlık ölçüsü
  • Bir tür gümüş para
dalaşabilmek
  • Dalaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Dalaşmaya gücü yetmek
dörtnala
  • At, dörtnal koşarak
durup durup
  • Durarak
  • Ara sıra, zaman zaman, bekleyerek
dehşetlenmek
  • Dehşete kapılmak
dalancı
  • Lobici
derbi
  • Aynı şehrin takımları arasında oynanan oyun
  • Büyük takımlar arasında oynanan oyun
  • Yılda bir kez yapılan, üç yaşına gelmiş atların katıldığı yarış
dadanmak
  • Tadını aldığı, hoşlandığı bir şeyi sık sık istemek
duvar resmi
  • Duvar yüzeyi üzerinde mum boyası, sulu boya, yağlı boya, mozaik, kazıma vb. tekniklerle yapılan resim
doğrama
  • Doğramak işi
  • Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri
doğan anası olma, doğuran anası ol
  • `bir çocuk, annesinin değerini ancak kendisi de çocuk sahibi olduktan sonra anlar` anlamında kullanılan bir söz
dokundurabilme
  • Dokundurabilmek işi
dereotu
  • Maydanozgillerden, ince yapraklı, bazı yemeklere konulan güzel kokulu bir bitki (Anethum)
dokuzar
  • Dokuz sayısının üleştirme sayı sıfatı
  • Her birine dokuz, her defasında dokuzu bir arada olan
düvesimek
  • Boğa, dişi istemek
derece
  • Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe
  • Denli, kadar
  • Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri
  • Sıcaklıkölçer
  • Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim
  • Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi
  • Başarı gösterme
dalalet
  • Sapınç, sapkınlık, doğru yoldan ayrılma
duble paçalı
  • Paçası duble paça biçiminde olan
durum eki
  • Adın bir adla veya fiille ilgisini kuran ek, hâl eki
defolu
  • Defosu olan, bozuk, özürlü, kusurlu, ayıplı (kumaş, giysi, mal vb.)
didikletmek
  • Didikleme işini yaptırmak
dağıtıcı
  • Mektup, gazete vb. şeyleri dolaşarak dağıtan kimse, müvezzi
  • Bir malın önceden belirlenmiş bölgelere gönderilmesini sağlayan kişi veya kuruluş
  • Motorlarda yüksek gerilimli akımı çalışma sırasına göre bujilere yayıp gönderen aygıt, distribütör
diskjokey
  • Radyo ve diskoteklerde müzik yayınlarını plak veya ses bantları aracılığıyla yöneten kimse
dinozor
  • Dinozorlar takımından, boyu 20 metre kadar olabilen, ilk çağlarda yaşamış, günümüze fosilleri kalmış bir sürüngen
  • Gelişmelere ayak uyduramamış, çağın gerisinde kalmış veya mevcut durumu korumak isteyen kimse
deliverme
  • Delivermek işi
dış deri
  • Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, oğulcuğun dış yüzünü örten tabaka, ektoderm
düzlem
  • Üzerinde girinti ve çıkıntı olmayan, düz, yassı
  • Üzerine, kesişen iki doğrunun her noktasının dokunması gereken yüzey, müstevi
  • Ortam
dejenereleşme
  • Dejenereleşmek işi
dirsek çevirmek
  • daha önce iş birliği yaptığı kişiyi uzaklaştıracak davranışlarda bulunmak
defedilebilme
  • Defedilebilmek işi
düşündürmek
  • Düşünmesine sebep olmak, düşünmesine yol açmak
  • Akla getirmek, hatırlatmak
  • Tasalandırmak, kaygılandırmak
dâhilî deniz
  • İç deniz
dil şakası
  • Ağız şakası
deniz seviyesi
  • Kara ile denizin birleştiği ve yüksekliğin sıfır olarak kabul edildiği nokta
doğrultma
  • Doğrultmak işi
devinmek
  • Vücudu oynatmak veya kıpırdatmak, kımıldanmak, hareket etmek
  • Bir cismin, bir noktaya göre, yeri veya durumu değişmek, hareket etmek
döl yatağı
  • Memelilerde dölün ana karnındayken içinde bulunduğu organ, ana rahmi, rahim, karın, meşime, uterus
doğram
  • Doğrama sonucu ortaya çıkan parça
dilotu
  • `Çok konuşmak` anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz
darağacı
  • İdam cezası alanları asmak için kurulan sehpa, yağlı ip
duvar kâğıdı
  • Duvarları süsleyip güzelleştirmek için yüzeylerine yapıştırılan düz veya desenli kâğıt
delilenme
  • Delilenmek işi
dinletebilme
  • Dinletebilmek işi
değersizleşmek
  • Değersiz duruma gelmek
dinlendirilmek
  • Dinlenmesi sağlanmak
deneysellik
  • Deneyle ilgili olma durumu
dalyan sepeti
  • Dalyanın denizden yana olan dip tarafındaki açıklığı kapamak için kullanılan büyük sepet
dekor
  • Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü
  • Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen
  • Görünüş, manzara
difteri
  • Kuşpalazı
dayanaksızlık
  • Dayanaksız olma durumu
dik biçme
  • Ekseni tabanına dikey olan biçme
düzeltilme
  • Düzeltilmek işi
düvesime
  • Düvesimek durumu
deşifre olmak
  • gizli durum açığa çıkmak
  • kimliği anlaşılmak, kimliği açığa çıkmak, belli olmak
duman rengi
  • Koyu kül rengi, füme
  • Bu renkte olan
diyalektik
  • Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören akıl yürütme yöntemi, eytişim
değirmilemek
  • Yuvarlak biçime sokmak
dolama otugiller
  • İki çeneklilerden, örnek bitkisi dolama otu olan ve içine kasık otunu da alan karanfilgillerin alt familyası
dinlenme salonu
  • İstirahat etmek, dinlenmek için ayrılmış salon
delilendirmek
  • Delilenme işini yaptırmak
deli fişek
  • Delişmen ve atak (kimse)
didik didik aramak
  • ayrıntılı bir biçimde aramak
döşetebilmek
  • Döşetme ihtimali veya imkânı bulunmak
deniz kuvvetleri
  • Bir ülkeyi denizden gelecek saldırılara karşı korumak için oluşturulan askerî kuruluşlar
deneyim kazanmak
  • deneyimli duruma gelmek
dehlenmek
  • Dehleme işi yapılmak
doktora görünmek
  • muayene olmak
denkleşme
  • Denkleşmek durumu
dikkatlilik
  • Dikkatli olma durumu
dakika başı
  • Çok sık bir biçimde, arka arkaya
diğerkâm
  • Özgeci, özgecil
defedivermek
  • Çabucak defetmek
dört kaşlı
  • Bıyığı yeni terleyen (delikanlı)
  • Kalın ve gür kaşlı
dişlik
  • Boks vb. oyunlarda oyuncuların dişlerini ve dudaklarını korumak için dişlerine yerleştirdikleri kauçuk koruyucu
dik âlâsı
  • Genellikle hoş karşılanmayan bir durumun aşırılığını anlatan bir söz
donanış
  • Donanma işi
dokuz at bir kazığa bağlanmaz
  • `bir işin başına, tanınmış, o işten anlayan birçok kimse birden getirilmemelidir, bunlar anlaşamaz ve birbirlerine düşerler` anlamında kullanılan bir söz
diş ünsüzü
  • Dil ucunun üst diş etlerine dokunmasıyla oluşan ünsüz: d, t, c, ç
dalga tepesi
  • Dalganın en yüksek noktası
destekletmek
  • Destekleme işini yaptırmak
dövüştürebilme
  • Dövüştürebilmek işi
dünyacılık
  • Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti, sekülarizm
diyaklaz
  • Çatlak
dürümleme
  • Dürümlemek işi
dışarlık
  • Taşra
  • Yaşadığı yerden başka bir yere giderken giyilen kıyafet
dişileştirmek
  • Dişi duruma getirmek
detaylandırılmak
  • Ayrıntılandırılmak
dercetme
  • Dercetmek işi
diğerkâmlık
  • Özgecilik
dokuztaş
  • Dokuz taşla oynanan ve taşların yerleri ile yürütme yolları çizgilerle gösterilen oyun, dokurcun
denkleştirilme
  • Denkleştirilmek işi
düzenbazlık
  • Düzenbaz olma durumu
düvencilik
  • Düvencinin yaptığı iş
dönüşlü fiil
  • Eylemin özneye dönüşmesini sağlamak için çoğu kez -n- bazen de -l- veya -ş- çatı ekleriyle kurulan fiil, mutavaat fiili: iyileşmek (iyi-leş-mek)
dev aynası
  • Nesneleri olduğundan çok büyük gösteren ayna
dolandırış
  • Dolandırma işi
duyguca
  • Duygu bakımından
dram
  • Sahnede oynanmak için yazılmış oyun, drama
  • Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi, drama
  • Tiyatro edebiyatı
  • Acıklı olay
demlendiriliş
  • Demlendirilme işi
döşemli
  • Döşemi olan
deveranıdem
  • Kan dolaşımı
dantel
  • Her türlü iplikle örülen veya bir kumaşın kenarına işlenen türlü biçimde ince ve ağ görünümünde örgü, tentene
dilebilme
  • Dilebilmek işi
dara dar
  • Güçlükle, ancak, son dakikada
değneklemek
  • Değnekle vurmak
didinti
  • Güçlük içinde ve sürekli olarak çalışıp çabalama, didişme
döşgömü
  • Hayvanın ön iki bacağı ile göbek arasındaki etten yapılan pastırma
darbımesel
  • Atasözü, atalar sözü
dost düşman
  • Herkes
devamsızlık
  • Devam etmeme durumu, süreksizlik
dayanışmak
  • Bir topluluğu oluşturan kişiler bir şeyi gerçekleştirmek için duygu, düşünce ve çıkar birliği göstermek, birbirini kollamak, mütesanit olmak
dış gebelik
  • Döllenmiş bir yumurtanın döl yatağı dışında oluşması ve gelişmesi
dehlenme
  • Dehlenmek işi
demokratikleşmek
  • Demokrasiye uygun biçime girmek
diaspora
  • Herhangi bir ulusun veya inanç mensuplarının ana yurtları dışında azınlık olarak yaşadıkları yer
  • Herhangi bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu, kopuntu
  • Yahudilerin ana yurtlarından ayrılarak yabancı ülkelerde yerleşen kolları, kopuntu
devrolma
  • Devredilme
durdurma
  • Durdurmak işi
desteksizlik
  • Desteksiz olma durumu
donatmak
  • Birinin giyimini sağlamak
  • Süslemek
  • Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak, teçhiz etmek
  • Sövmek
  • Azarlamak
derme
  • Dermek işi
  • Aynı türden bir araya getirilmiş şeylerin hepsi, koleksiyon
dişilik
  • Dişi cinsten olma durumu
  • Cinselliğin özelliklerini ön plana çıkarma ve bundan yararlanma durumu
  • Kadına özgü olma durumu
dinivermek
  • Çabucak veya ansızın dinmek
davul
  • Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı
  • Bateri
deşmek
  • Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak
  • Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak
değerlendirivermek
  • Çabucak değerlendirmek
dişleri dökülmek
  • yaşlanmak, ihtiyarlamak
dilenci vapuru
  • Bütün iskelelere uğrayarak sefer yapan vapur
deniztavşanı
  • Ağız dokunaçları geniş ve etli, uzun, çıplak vücutlu deniz yumuşakçası (Cyclopterus lumpus)
deri altı
  • Derinin altında bulunan
damarı bozuk
  • Huysuz, sinirli, aksi, geçimsiz (kimse), damarsız
dağ bayır
  • Kır (II)
dipdam
  • Hapishane
duyuru
  • Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan
dalaştırma
  • Dalaştırmak işi
deneyli
  • Deneye başvurulan
  • Deneye başvurularak
deniz piyadesi
  • Çıkarma harekâtında kıyıya ulaşacak tarzda eğitilen deniz kuvvetlerine özgü sınıf
derbederce
  • Derbedere yakışır bir biçimde, derbedercesine
Dadaist
  • Dadacı
doğum
  • Doğma işi, tevellüt, veladet
  • Bir kimsenin doğduğu yıl
düşünülebilmek
  • Düşünülme ihtimali veya imkânı bulunmak
denizhıyarları
  • Örnek hayvanı denizhıyarı olan derisi dikenliler sınıfı, holotüritler (Holothurion)
dikkat
  • Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplama, uyanıklık
  • `Dikkat ediniz!` anlamında kullanılan bir uyarma sözü
  • İlgi, özen
dış sahaya gitmek (veya çıkmak)
  • spor takımları kendi şehirleri dışında maç yapmaya gitmek
dar görüşlü
  • Yeni ve değişik görüşleri benimsemeyen, anlayış göstermeyen (kimse), kısa görüşlü
doğurucu
  • Yeni düşünceleri ortaya koyan (kimse), üretken, yaratıcı
düz rakı
  • İçinde anason, sakız vb. kokulu maddeler olmayan üzüm rakısı, düz (II), düziko
donanım
  • Bir gemi direğine, bir yelkene veya başka bir parçaya bağlı bulunan halat ve makara vb. manevra araçları
  • Tesisat
  • Bir bilgisayarda bulunan fiziksel birimler
dinletmek
  • Dinlemesini sağlamak, söz geçirmek
dili zifirlik
  • Dili zifir olma durumu
dişsizlik
  • Dişsiz olma durumu
dikici
  • Tarımla uğraşan kimse, çiftçi
  • Sökük ayakkabıları onaran kimse
  • Yeni yapılan ayakkabıların dikiş işini yapan kimse
  • Dikişçi
düşebilmek
  • Düşme ihtimali veya imkânı bulunmak
dönelmek
  • En yüksek noktaya çıktıktan sonra alçalmaya başlamak
dalgınlaşabilme
  • Dalgınlaşabilmek işi
devre kesici
  • Devrenin aşırı yüklenmesi durumunda akımı kesen araç
dili tutukluk
  • Dili tutuk olma durumu
Döger
  • Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
doğal sayı
  • 0, 1, 2, 3, ... sayılarından her biri
düşünme yasaları
  • Doğru olması gereken bir düşünmenin belli şartlar altında nasıl gerçekleştiğini gösteren kurallar
duasız
  • Dua okumayan, dua etmeyen
dolaysızlık
  • Dolaysız olma durumu
degajman
  • Degaj
devlet adamı
  • Devlet yönetiminde söz sahibi kişi
dümen kırmak
  • yön değiştirmek
darılmak
  • Hoşa gitmeyen bir tutum, davranış veya söz dolayısıyla gücenip görüşmez olmak, gücenmek, küsmek, ilgiyi kesmek
  • Gücenmek, kırılmak, alınmak, incinmek
  • Azarlamak, paylamak
düzmece
  • Gerçek olmayan, düzme, sahte
dizanteri
  • Ağrılı ve kanlı ishalle beliren, bağırsakta yaralara yol açan bulaşıcı, salgın hastalık, kanlı ishal
dalgalandırılmak
  • Dalgalanması sağlanmak
dramatik
  • Sahne oyununa özgü olan
  • İçinde gerilim, çatışma vb. olaylar bulunan, insan ilişkileri ile gelişen (eser, olay)
  • Coşku veren, duyguları kamçılayan
  • Acıklı
diplomasız
  • Diploması olmayan
  • Diploması olması gereken bir meslekte, diploması olmadan çalışan
dalaşabilme
  • Dalaşabilmek işi
doğallaşma
  • Doğallaşmak işi
dişlek
  • Dişleri dışarıya doğru çıkık olan (kimse)
  • Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen (kimse)
daldırabilme
  • Daldırabilmek işi
düşünceye dalmak
  • derin derin düşünmek
dağ çileği
  • Dağda yetişen çilek, yaban çileği
dönelemek
  • Dolaşmak, dolaşıp durmak
düzgünsüz
  • Yüzüne düzgün sürmemiş olan
duvar dişi
  • İleride eklenecek duvarın iyice tutunması için duvarın bir yerinde bırakılan tuğla çıkıntıları, ekleme dişi
dolaysız
  • Doğrudan doğruya olan, vasıtasız, bilavasıta
  • Araya herhangi bir araç girmeden
demlendirilme
  • Demlendirilmek işi
dışarılı
  • Taşralı, dışarlıklı
davetçilik
  • Davetçi olma durumu
direnebilmek
  • Direnme ihtimali veya imkânı bulunmak
diş eti ünsüzü
  • Dil ucunun diş etine dokunmasından oluşan ünsüz: j, ş
düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya
  • `akılsız kişi, başkalarının eğlence programlarında bir aksama olmasın diye çabalar` anlamında kullanılan bir söz
dren
  • Ark
  • Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp, akıtaç
daktilo
  • Yazı makinesi
  • Daktilograf
Düldül
  • Hz. Ali'ye Hz. Muhammed tarafından armağan edilen binek hayvanının adı
düzmeci
  • Sahtekâr
dama taşı gibi oynatmak
  • birini sık sık bir yerden bir yere göndermek veya atamak
dandini
  • (da'ndini) Düzensiz, karışık, darmadağınık
  • Bebekleri uyuturken, oyalarken söylenen tekerlemelerde geçen bir söz
dehliz
  • Üstü kapalı, dar ve uzun geçit
dağ servisi
  • Sedir (II)
dana humması
  • Buzağıyı doğurduktan sonra inekte ortaya çıkan bir hastalık türü
dilendirmek
  • Dilenecek duruma getirmek
  • Dilencilik yaptırmak
demirlenmek
  • Demirleme işine konu olmak
dişi
  • Yumurta oluşturan veya yavru doğuran (birey)
  • Erkeği tarafından döllenecek biçimde oluşmuş (hayvan veya bitki)
  • Kadın
  • Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden girintili olan
  • Yumuşak, kolay işlenen (maden)
  • Verimli, doğurgan
  • Şuh, işveli, çekici
dövebilme
  • Dövebilmek işi
dizginlenebilmek
  • Dizginlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
dazlaklık
  • Dazlak olma durumu
damlatılma
  • Damlatılmak işi
davet
  • Çağrı, çağırma
  • Yemekli toplantı
delikanlı
  • Çocukluk çağından çıkmış genç erkek
  • Sözünün eri, dürüst, namuslu (kimse)
  • Gençlere bir seslenme sözü
divan sazı
  • Meydan sazı
defnedilme
  • Defnedilmek işi
düz baskı
  • Basım işlerinde kâğıt, plastik film vb. malzemelerin ön veya üst yüzeyine yapılan baskı
dımışki
  • Bir tür üzüm
doğrucu Davut
  • Her şeyin doğrusunu yapmayı veya söylemeyi huy edinmiş kimse
dengesiz
  • Dengesi olmayan, muvazenesiz
  • Tutum ve davranışlarında uyum olmayan (kimse), istikrarsız, kararsız
dirimsel
  • Hayatla ilgili veya hayata bağlı olan, dirimlik, hayati
durgunlaştırma
  • Durgunlaştırmak işi
dalaş
  • Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma
denkleştiriverme
  • Denkleştirivermek işi
defedebilmek
  • Defetme ihtimali veya imkânı bulunmak
demir sülfat
  • Sülfürik asidin kimyasal formülü Fe2(SO4)3 olan demir tuzu ve bunun hidrojenle işlenmiş biçimi
dinamometre
  • Kuvvetölçer
dileyebilme
  • Dileyebilmek işi
dizebilmek
  • Dizme ihtimali veya imkânı bulunmak
Durağan
  • Sinop iline bağlı ilçelerden biri
dermansızlaşma
  • Bitkinleşme
demetletme
  • Demetletmek işi
deniz kabuğu
  • İstiridye gibi çenetli deniz canlılarının kabuğu
  • Bu kabuklarla yapılan süslemeler
destek doku
  • Vücutta destek görevi gören bağ, kıkırdak ve kemik dokularına verilen ortak ad
  • Kalın çeperli, güçlü hücrelerden oluşmuş, bitkiye diklik, sertlik ve sağlamlık kazandıran doku
dövmeli
  • Dövmesi olan
don kesmek
  • bitki soğuktan bozulmak, donmak
dizdirilebilme
  • Dizdirilebilmek işi
döllenmesiz üreme
  • Döllenmemiş yumurtanın gelişmesiyle oluşan üreme biçimi, partenogenez
devindirilebilmek
  • Devindirilme ihtimali veya imkânı bulunmak
defterihakani
  • Osmanlı Devleti'nde Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü
dağlayıvermek
  • Çabucak dağlamak
dostça
  • Dosta yakışır, dost gibi
  • (do'stça) Dosta yakışır bir biçimde, dostane
değer artırma
  • Fiyatını yükseltme
deniziğnesi
  • Yuvarlak somaklı, vücudu ince ve uzun bir deniz balığı (Syngnathus acus)
dingildetme
  • Dingildetmek işi
deviriş
  • Devirme işi
Dörtdivan
  • Bolu iline bağlı ilçelerden biri
dökümcü
  • Döküm işleri yapan kimse, dökmeci
denkleştirilebilmek
  • Denkleştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak
dış ağ
  • Yerel ağlarla birbirine bağlı birçok bilgisayarın Genel Ağ'ı kullanarak birbirleriyle iletişim kurduğu bilgi iletişim ağı
derinleşebilme
  • Derinleşebilmek işi
düğünevi gibi
  • sevinçli ve telaşlı bir kalabalık bulunan (yer)
Diyarbakırlılık
  • Diyarbakırlı olma durumu
dinletebilmek
  • Dinletme ihtimali veya imkânı bulunmak
defetmek
  • Kovmak
  • Savmak, savuşturmak
daralıverme
  • Daralıvermek işi
dil akrabalığı
  • Bir ana dilden türeyen diller arasındaki yakınlık ilişkisi
dizgin
  • Gemin uçlarına bağlanarak hayvanı yöneltmeye yarayan kayış
doğuştancı
  • Doğuştancılık yanlısı
dilimleyiş
  • Dilimleme işi
dalgayı başa almak
  • gemi veya sandalın başını dalgaların geldiği yöne çevirmek
dırıltı
  • Bezdirici bir biçimde söylenme, dırdır
  • Çekişme, atışma
değdiriverme
  • Değdirivermek işi
deist
  • Deizm yanlısı
duman altı etmek
  • bulunulan yerin havasını esrar, sigara vb. dumanıyla doldurmak
doyulma
  • Doyulmak durumu
daldırılabilmek
  • Daldırılma ihtimali veya imkânı bulunmak
düşmanı denize dökmek
  • düşmanı denize kadar sürüp yok etmek
dokumacı
  • Kumaş dokuyan veya dokuma ticareti yapan kimse, dokuyucu
dayanırlık
  • Direnç, mukavemet
dedüksiyon
  • Tümdengelim
dokuzlu
  • Dokuz parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden dokuz tane bulunan
  • İskambil, domino vb. oyunlarda dokuz işaretini taşıyan kâğıt veya pul
döndürebilmek
  • Döndürme ihtimali veya imkânı bulunmak
dalancılık
  • Lobicilik
damlamak
  • Damla durumunda tane tane düşmek
  • İçindekini damla damla akıtmak
  • Bir yere çağrılmadan, çekinmeden gitmek, çıkagelmek
duyarlılaşma
  • Duyarlılaşmak durumu
düze
  • Doz
dövmecilik
  • Dövmecinin yaptığı iş
dirimsellik
  • Dirimsel olma durumu
dinamitçi
  • Dinamit üreten, satan veya patlatılma işinde çalışan kimse
derslik
  • Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer, sınıf, dershane
  • Ders saati süresine uygun
dili yatkınlık
  • Dili yatkın olma durumu
dahil
  • Bir işe karışmış olma, karışma
dizdar
  • Kale bekçisi, kale muhafızı
dadaş
  • Erkek kardeş
  • Delikanlı, yiğit kimse
  • Yakın dostlar için kullanılan bir seslenme sözü
defolmak
  • Savuşmak, çekilip gitmek
duyumsuz
  • Duyumu olmayan
demek ki (veya demek oluyor ki)
  • şu hâlde, öyle ise
dal gibi kalmak
  • vücudu çok zayıflamak
dayanak noktası
  • Yapılarda bir bölümün ağırlığını taşımaya yarayan öge
  • Dayanak
durallık
  • Dural olma durumu
dumanlanma
  • Dumanlanmak durumu
didona sakallı
  • Didon sakallı
düstur edinmek
  • ilke veya kural olarak kabul etmek
devşirim
  • Devşirme işi
defnediliş
  • Defnedilme işi
dişeğilemek
  • Dişeği ile değirmen taşı üzerinde diş yapmak, değirmen taşının dişlerini bilemek
dembedem
  • Zaman zaman
Doğu
  • Güneşin doğduğu yöndeki ülkeler bölgesi, Şark, Batı karşıtı
  • Avrupa'ya göre Asya ve Kuzeydoğu Afrika'nın bir bölümü
  • Bu yönde olan, Şarki
dibini bulmak
  • içindekini tüketmek
  • aslına veya sonucuna ulaşmak
dersiz topsuz
  • Düzensiz, karmakarışık
  • Düzensiz, karmakarışık bir biçimde
doçent
  • Üniversitelerde profesörden önceki basamakta bulunan öğretim üyesi
duromer plastik
  • Sıkı ağ yapılı moleküllerden oluşan sert ve katı plastik türü
deste
  • Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam
  • Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri
  • Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı
  • Aynı cinsten onluk bir küme
  • Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri
dönüverme
  • Dönüvermek işi
düzmecelik
  • Düzmece olma durumu
dörtleme
  • Dörtlemek işi
  • Bir gazelin her beytinin başına iki dize eklenerek yapılan nazım biçimi, terbi
  • Tarlayı dört kez sürme
dizginleyiş
  • Dizginleme işi
dirençlilik
  • Dirençli olma durumu
Devrekâni
  • Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
duygusuzluk
  • Duygusuz olma durumu, hissizlik
  • Duygusuzca davranış
denizlik
  • Kayıklarda bordayı aşan dalgaların içeriye girmesine engel olan eğik tahta
  • Denize girerken kullanılan kadın mayosu
  • Pencerelerin altında, içte ve dışta yapılarak suların duvar içine sızmasını veya duvar yüzeyinde yayılmasını önleyen eğik bölüm
dermatolojik
  • Dermatoloji ile ilgili
denetlenebilme
  • Denetlenebilmek işi
dışrak
  • Herkesin öğrenmesinde sakınca görülmeyen, gizli kapalı olmayan (her türlü bilgi, öğreti), içrek karşıtı
direktif vermek
  • talimat vermek, emretmek, buyurmak
davranışsal
  • Davranışla ilgili
direksiyona geçmek
  • aracı kullanmak üzere sürücü yerine oturmak
  • bir işin yönetimini üzerine almak
denklemler sistemi
  • İki veya daha çok denklemden oluşan ve hepsinin birlikte ortak çözümü istenen takım
demetletiş
  • Demetletme işi
düğün dernek
  • Evlenme dolayısıyla yapılan kutlama töreni ve eğlence
depreniş
  • Deprenme işi
dönencel
  • Dönence ile ilgili
dinletilme
  • Dinletilmek işi
derpiş
  • Öngörme, göz önünde tutma, aklından geçirme
düzeltici
  • Basılmak üzere dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse, düzeltmen, musahhih
doğayazma
  • Doğayazmak işi
dayak kaçkını
  • Dayak yemeye alışmış, dayaktan korkmayan (kimse)
demokratikleşebilme
  • Demokratikleşebilmek durumu
demirleyebilme
  • Demirleyebilmek işi
delinivermek
  • Çabucak veya ansızın delinmek
döndürmek
  • Dönmesini sağlamak
  • Başarısız saymak, geri çevirmek
  • Çevirmek, bükmek
  • ... bir duruma getirmek
  • Düzene koymak, yönetmek
devirme
  • Devirmek işi
din birliği
  • Aynı din etrafında oluşturulan inanç gücü
düzgülü
  • Düzgüye uygun, normal
dilenebilmek
  • Dilenme ihtimali veya imkânı bulunmak
daim olmak
  • sürekli olmak, sürüp gitmek, devam etmek
derbentçilik
  • Derbentçinin yağtığı iş
dershanecilik
  • Dershanecinin yaptığı iş
demirbaştan düşmek
  • demirbaş listesinden çıkarmak, kaydını silmek
devleştirmek
  • Dev duruma getirmek, aşırı ölçüde geliştirmek
... durumunda olmak (veya bulunmak)
  • zorunluluğunda olmak
değini
  • Değinme
doğacı
  • Doğacılık yanlısı olan, natürist
dayaklanmak
  • Dayaklama işi yapılmak
düzenletme
  • Düzenletmek işi
devrilivermek
  • Çabucak veya ansızın devrilmek
denek taşı
  • Mihenk taşı
  • Bir kimse veya nesnenin değerini anlamaya yarayan şey
dengeleyebilme
  • Dengeleyebilmek işi
dişiyle tırnağıyla
  • Bütün gücünü kullanarak
  • Sıkıntılara katlanarak
demirlemek
  • Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak
  • Gemi demir atmak
  • Demire vurmak
dalyan
  • Deniz, göl ve ırmakların kıyılara yakın yerlerinde ağ ve kazıklarla oluşturulan, büyük balık avlama yeri
dinçlenme
  • Dinçlenmek durumu
didişken
  • Didişmekten hoşlanan
difana
  • Üç katlı bir balık ağı
doğaüstücü
  • Doğaüstücülük yanlısı, tabiatüstücü, sürnatüralist
dığdık
  • Akrabalığın uzak olduğunu anlatan dığdığının dığdığı deyiminde geçen bir söz
dövdürtülme
  • Dövdürtülmek işi
döşemelik
  • Yapılarda tabana döşemek için kullanılan (gereç)
  • Kanepe, koltuk vb.nin kaplanmasına elverişli (kumaş)
durdurmak
  • Durmasını sağlamak
diyagonal
  • Eğri bir biçimde dokunmuş kumaş
  • Köşegen
dikkatsizlik etmek
  • dalgınlık etmek
dizmen
  • Basımevinde dizgici, mürettip
dört başı mamur
  • Her bakımdan istenildiği gibi olan
  • Eksiksiz, kusursuz
devşirme
  • Devşirmek işi
  • Asker yetiştirilmek üzere Yeniçeri Ocağına alınacak çocukları seçip toplama işi
  • Yeniçeri Ocağına bu yolla alınan çocuk
  • Toplanmış, bir araya getirilmiş
düzelmek
  • Düz duruma gelmek, düzleşmek
  • Kötü, bozulmuş bir durumdayken düzenli duruma gelmek
  • Soğuk ve yağış azalmak
  • Hasta iyileşmek
düşünür
  • Genel sorunlar üzerine yeni ve kendine özgü düşünceleri olan kimse, düşünücü, mütefekkir
detay
  • Ayrıntı
dibek
  • Taştan veya ağaçtan yapılmış büyük havan
düşünüm
  • Düşün, fikir, ide
deniz bindirmek
  • denizde birden fırtına çıkmak
devre dışı tutmak (veya bırakmak)
  • konudan uzaklaştırmak, ilgilenmemesini sağlamak
denizkulağı
  • Yassı kabuklu, içi sedefli, 10 santimetre uzunluğunda bir deniz yumuşakçası (Haliotis)
düşündürme
  • Düşündürmek işi
daraltıvermek
  • Çabucak daraltmak
dinçleşebilmek
  • Dinçleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
domuz gibi tıkınmak (veya yemek)
  • oburcasına çok yemek
darmadağınıklık
  • Darmadağınlık
derakap
  • Hemen arkasından
  • Çabucak
Doğubeyazıt
  • Ağrı iline bağlı ilçelerden biri
düğmük
  • Düğüm
dış alım
  • İthalat
dolgunlaşma
  • Dolgunlaşmak işi
deizm
  • Tanrı'yı yalnızca ilk sebep olarak kabul eden, evreni bir Tanrı'nın yarattığına inanmakla beraber yaratıcının evrene hiçbir müdahalesi olmadığını ve olmayacağını savunan, vahyi reddeden görüş
donatı
  • Teçhizat
diz kapağı
  • Dizin diz kapağı kemiği ile kaplı bölümü
dizemli
  • Düzenli aralıklarla tekrarlanan, tartımlı, ritimli, ritmik
dünkü çocuk
  • Deneyimi az, toy, acemi kimse
damgalatma
  • Damgalatmak işi
diyagram
  • Herhangi bir olayın değişimini gösteren grafik
  • Bir çiçeğin bütün ayrıntılarını gösteren taslak
değdirilebilme
  • Değdirilebilmek işi
direngenlik
  • İnatçılık
diz boyu
  • Dize kadar olan
  • Çok miktarda
departman
  • Bölüm
devinme olayı
  • Yerin dönme ekseninin tutulum düzleminin normali çevresinde bir koni çizecek biçimde çok yavaş olarak dönmesi, presesyon
dostluk etmek
  • yakınlık kurmak, dost gibi candan davranmak
dip dibe
  • Yan yana sıkışmış olarak
dövülgenlik
  • Madenin dövülgen olma niteliği
deprenme
  • Deprenmek işi
düğümlenmek
  • Düğümle bağlanmak
  • Sıkışmak
  • Bütün sorunlar bir yerde toplanıp birleşmek
düğümleme
  • Düğümlemek işi
Doğululaşmak
  • Doğu yaşayışını benimsemek
diklenme
  • Diklenmek işi
dolgu yapmak
  • doldurmak
  • çürük dişleri temizleyip oyuğu, uygun bir madde ile doldurmak
damdan düşen, damdan düşenin hâlini (veya hâlinden) bilir
  • `iyi bir durumdayken kötü duruma düşen kimse, başına aynı durum gelen kimsenin derdini iyi anlar` anlamında kullanılan bir söz
duvar yapmak
  • baraj yapmak
dayatmacı
  • İstediğini yaptırmada baskı uygulayan, direten, empoze eden
düzeltmecilik
  • Eldeki imkânlarla, ihtilale başvurmadan toplum düzeninin daha iyi duruma getirilebileceğini, sosyal adaletin sağlanabileceğini ileri süren siyasi sistem, ıslahatçılık, reformculuk
dizmek
  • Bazı nesneleri iplik, tel vb.ne geçirmek
  • Yan yana veya üst üste sıralamak
  • Harfleri yan yana getirerek yazı düzenlemek
  • Düzenlemek, hazırlamak
dikilme
  • Dikilmek işi
dalyancı
  • Dalyan sahibi olan kimse
  • Dalyanla balık avlayan kimse
dolap çevirmek (veya döndürmek)
  • hile ve dalavere ile iş yapmak
dikiliş
  • Dikilme işi
düzlenmek
  • Düz duruma getirilmek
dökümlü
  • Niteliğinden ötürü kolayca istenilen biçim verilebilen (kumaş)
değnekçilik
  • Değnekçinin yaptığı iş
dağarcığı yüklü
  • Bilgisi çok olan, bilgili
deniz hırsızı
  • Korsan
dağ topu
  • Katır sırtında taşınan küçük top
dikçe
  • Dik olarak, diklemesine
doğdurma
  • Doğdurmak işi
durmuş oturmuşluk
  • Durmuş oturmuş olma durumu
dövülüş
  • Dövülme işi
dede
  • Torunu olan erkek, büyükbaba, büyükpeder
  • Büyükbabadan başlayarak geriye doğru atalardan her biri
  • Mevlevi tarikatında çile doldurmuş olan dervişlere verilen unvan
  • Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
danadili
  • Sayfaların dar olan üst kenarından birleştirilmiş bir cönk türü
derbederlik
  • Derbeder olma durumu
devamlılık
  • Devamlı olma durumu, süreklilik
denebilmek
  • Denme ihtimali veya imkânı bulunmak
değişiklik
  • Değişik olma durumu
  • Farklılık
  • Bir bütünün bir bölümünün değişmesiyle ortaya çıkan yeni durum
  • Amaca uygun biçime getirmek için yapılan değiştirme, tadil
divanesi olmak
  • bir şeye çok düşkün olmak
donmak
  • Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak
  • Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek
  • Çok üşümek
  • Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek
  • Kimyasal bir etki ile katılaşmak
  • Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek
  • Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak
  • Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak
duyarlılık
  • Duyarlı olma durumu, duygunluk, duyarlık, hassaslık
durakalmak
  • Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak
dağ elması
  • Yabani elma
denkleştirebilmek
  • Denkleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak
değiştirmek
  • Başka bir biçime sokmak, değişikliğe uğratmak
  • Bir şeyi veya bir kimseyi bulunduğu yerden başka bir yere götürmek
  • Bir şey verip yerine başka bir şey almak
  • Birini bırakıp başkasını kullanmak
  • Başka bir duruma, başka bir görünüme getirmek
  • Anlatıma yeni bir içerik vermek
defedilebilmek
  • Defedilme ihtimali veya imkânı bulunmak
dağınıkça
  • Biraz dağılmış, dağınık gibi
düğmecilik
  • Düğmecinin yaptığı iş
devşirimli
  • Düzenli olarak derlenmiş
devrilme
  • Devrilmek işi
dünürcülüğe gitmek
  • kız istemeye gitmek
dalga boyu
  • Yan yana iki dalga sırtı arasında kalan ve uzunluğu yerine göre birkaç metreden birkaç yüz metreye kadar ulaşabilen yatay uzaklık, dalga uzunluğu
  • Devirli hareketlerde bir devir içindeki hareketin yayıldığı uzaklık, dalga uzunluğu
dilberdudağı
  • Dudak biçiminde hazırlanan bir hamur tatlısı
deli bozuk
  • Günü gününe, sözü sözüne uymayan, dengesiz (kimse)
denkleşmek
  • Birbirine denk olmak, denk duruma gelmek
deprenmek
  • Kımıldamak, hareket etmek, sarsılmak
dramaturji
  • Oyun yazma ve yönetme bilgisi
dayak arsızı
  • Dayaktan korkmaz olmuş, dayak yemeye alışmış (kimse), tokat arsızı
davranılabilme
  • Davranılabilmek işi
duetto
  • Bir kadın ve bir erkek sesin sözleri dönüşümlü olarak okudukları hafif müzik parçası
damga harcı
  • Kamuya ait mal ve hizmetlere vatandaşın katkı payı olarak ödediği vergi
devşiriş
  • Devşirme işi
dalma
  • Dalmak işi
  • Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması
düzen bağı
  • Disiplin
diziverme
  • Dizivermek işi
duvaksız
  • Duvağı olmayan
dondurmak
  • Donmasını sağlamak
  • Sabitlemek
  • Hareketsiz hâle getirmek
  • Soğutmak
  • Bir işin gerektirdiği sorumluluk ve yetkileri geçici bir süre için kullanmamak üzere durdurmak
  • Beklemeye almak
dalgı
  • Aymazlık
derecelendirilme
  • Derecelendirilmek işi
devasızlık
  • Devasız olma durumu
davalı
  • Dava edilen (kimse), müddeialeyh
  • Davası olan (kimse)
  • Dava konusu olan
darphane
  • Madenî para basılan yer
düzyazı
  • Şiir olmayan söz ve yazı, nesir, mensur, inşa
dağ oluşu
  • Yer kabuğunun belli yerlerinde kıvrılma, kırılma ve yükselme olayları sonucu dağların oluşunu inceleyen bilim kolu, orojeni
doğum ilmühaberi
  • Çocuk doğunca resmî görevliler tarafından hazırlanan belge
doku bilimci
  • Doku bilimiyle uğraşan kimse, histolog
dağlanıvermek
  • Çabucak dağlanmak
divaneleştirme
  • Divaneleştirmek işi
deneme tahtasına çevirmek
  • bir şey üzerinde bilgisizce tedavi, onarım vb. işler yapmak
Doğu bilimi
  • Avrupa'ya göre doğuda yer alan ulusların dillerini, tarihlerini, kültür ve törelerini inceleyen bilim, Şarkiyat, oryantalizm
dengesizleştirme
  • Dengesizleştirmek işi
döner sermaye
  • Kamu maliyesi alanında belirli ve sürekli bir amacın elde edilmesi için genel veya katma bütçeden bir miktar paranın, azaltılmamak şartı ile kuruluşa veya bu kuruluşla ilgili işletmelere verilmesi, mütedavil sermaye
dallamak
  • Budamak
duraksatmak
  • Duraksama işini yaptırmak
dillenmek
  • Çocuk konuşmaya başlamak
  • Konuşma yeteneği olmayan varlık konuşmak, dile gelmek
  • Onaylanmayan bazı davranışlar yüzünden hakkında dedikodu yapılmak, dile düşmek
diziliverme
  • Dizilivermek işi
daralabilme
  • Daralabilmek işi
dudak eşlemesi
  • Sözlendirmede, perdedeki görüntüde yer alan dudak hareketlerine uygun ses çıkarma
doğrulamak
  • Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek, gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek
  • Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak
dokumalı
  • Dokuması olan
  • Dokunmuş
dinlendirebilmek
  • Dinlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak
düzenlettirmek
  • Düzenletme işini yaptırmak
dürtücü kılıç
  • Eskrimde kullanılan, namlusu düz ve yuvarlak, ucu düğmeli kılıç, flöre
devingen
  • Hareketli
dış ses
  • Sinema ve televizyonda görüntüsü olmayan kişiye ait söz
denizaltıcılık
  • Denizaltıcının yaptığı iş
dil pelesengi
  • Söz arasında yerli yersiz söylenen ve tekrarlanan söz
duyulabilme
  • Duyulabilmek işi
devetüyü
  • Deve tüyü rengi, açık kahverengi
  • Bu renkte olan
dört yol
  • Dört yönden gelen yolların birleştiği yer
dilatometre
  • Genleşmeölçer
dezenfektan
  • Mikrop kırma özelliği olan (madde)
doyumsuzluk
  • Doymama durumu
  • Tatmin olamama, cinsel birleşmede orgazma ulaşamama
delgeç
  • Mukavva, kâğıt, kayış, maden vb.nde delik açmaya yarayan araç, delecek, zımba
denetlettirmek
  • Denetletme işini yaptırmak
devletçilik
  • Bir milletin yönetimle ve ekonomiyle ilgili işlevlerinin devletçe birleşik bir yönetim altında bütünleştirilmesi siyaseti ve öğretisi, erkincilik karşıtı
  • Genellikle devleti töre, kültür, hukuk vb.nin kaynak ve taşıyıcısı olarak görme eğilimi
demir boku
  • Cüruf
dalamak
  • Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek, ısırmak
  • Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak
dondurmaz
  • İçine katıldığı sıvının belli bir dereceye kadar donmasını önleyen kimyasal bir madde, antifriz
dolar
  • Amerika Birleşik Devletleri, Kanada vb. devletlerin para birimi
deşivermek
  • Çabucak deşmek
dolay
  • Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar
dövüşkenlik
  • Dövüşken olma durumu
direnişçilik
  • Direnişçi olma durumu
darıfülfül
  • Doğu Hint Adaları'nda yabani olarak yetişen, tırmanıcı, meyveleri 6 santimetre uzunluğunda, 7 milimetre çapında, koni biçiminde, açık esmer renkli, yakıcı ve keskin lezzetli, iştah açıcı bir bitki (Fructus Piperis longi)
dilüviyum
  • Bugünkü ırmakların Dördüncü Çağdan kalma en eski alüvyonları
davrandırma
  • Davrandırmak işi
devriliş
  • Devrilme işi
dosyalanmak
  • Dosyalama işi yapılmak veya dosyalama işine konu olmak
devirivermek
  • Çabucak veya ansızın devirmek
denizkedisi
  • Tüm başlılar takımından, vücudu ince uzun, büyük başlı, derin ve büyük denizlerde yaşayan bir balık, denizmaymunu (Chimaera monstrosa)
diyetisyen
  • Diyet uzmanı
dağ taş
  • Her yer, her taraf
dolak
  • Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası
  • Başörtüsü, yazma
  • Boyun atkısı
doğrayabilme
  • Doğrayabilmek işi
dalama
  • Dalamak işi
dolam
  • Dolama işinin her defası
  • Bir kez dolanacak miktarda olan
donatısız
  • Donatısı olmayan
dönüşebilmek
  • Dönüşme ihtimali veya imkânı bulunmak
davetkârlık
  • Davetkâr olma durumu
derinden derine
  • Uzaklardan
  • En iyi biçimde, en ince ayrıntılarına kadar
değişme
  • Değişmek işi
  • Değişim
dalya
  • Yıldız çiçeği (Dahlia)
  • Çocuk oyunlarında önceden belirlenen bir aşamaya gelme anında söylenen söz
değirmen
  • İçinde öğütme işi yapılan yer
  • Kahve, buğday, nohut vb. taneleri öğüten araç veya alet
difüzyon
  • Geçişme
  • Yayılım
durabilme
  • Durabilmek işi
damgalanıverme
  • Damgalanıvermek işi
disket
  • Bilgisayardaki işlemlerin kaydedildiği manyetik araç
doyumluk
  • Doyulacak miktarda olan
  • Çapul, yağma
derbedercesine
  • Derbederce
dövdürmek
  • Dövme işini yaptırmak
deneklik
  • Denek olma durumu
düşünüş
  • Düşünme işi, tefekkür
  • İnsanın, özellikle davranışlarına yön veren ahlak tutumu ve düşünme biçimi
deli balta
  • Acımasız, gaddar, zalim (kimse)
darmadağın etmek
  • dağıtmak, karıştırmak
  • dayak atıp iyice dövmek
deontolojik
  • Ödev bilimsel
destekleyicilik
  • Destekleyicinin yaptığı iş, sponsorluk
  • Destekleyici olma durumu, sponsorluk
dandikleşme
  • Dandikleşmek işi
diri örtü
  • Ormanlık bölgelerde ağaçların altında yeşeren çalı, çırpı veya odunsu bitkiler
dikeylik
  • Dikey olma durumu
dar kafalılık
  • Dar kafalı olma durumu
dezenfekte etmek
  • mikroplardan temizlemek, mikropsuzlaştırmak
didikleyebilmek
  • Didikleme ihtimali veya imkânı bulunmak
dekan yardımcısı
  • Fakültelerde dekana yardım eden öğretim üyesi
dolap beygiri gibi dönüp durmak (veya dolaşmak)
  • dar bir çevrede hep aynı işi yapmak
dirsek dirseğe
  • Çok sıkışık bir durumda, yan yana
detant
  • Yumuşama
daralabilmek
  • Daralma ihtimali veya imkânı bulunmak
diplarya
  • Pisi balığının küçüğü
dağıtılış
  • Dağıtılma işi
diz üstü
  • Boyu dizlerin üst kısmına gelen (etek, pantolon, çorap vb.)
  • Dizleri yere gelecek biçimde
düşkünlerevi
  • Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze
dadılık
  • Dadının yaptığı iş
durulama
  • Durulamak işi
dökük
  • Dökülmüş
  • Çok eskimiş
  • Dökümlü
döküm (veya dökümünü) almak
  • ayrıntılı hesap listesini toplu olarak göstermek
demetçik
  • Küçük demet
delta kası
  • Omuz başında bulunan üçgen biçimindeki kas
doğruluvermek
  • Aniden doğrulmak
dendrolojist
  • Ağaç bilimci
deprem merkezi
  • Depremin oluştuğu odak nokta ve yayıldığı yer
dalsı
  • Dalı andıran, dala benzeyen, dal gibi
  • Görevi, biçimi ve durumu yaprağa benzeyen yassı (dal)
demir yolu
  • Lokomotif, vagon vb. demir tekerlekli taşıtların üzerinde hareket ettiği, paralel iki ray döşenerek yapılan bir yol türü, tren yolu, demir hat
  • Bu yolla yapılan taşımacılık sistemi
diniş
  • Dinme işi
değişke
  • Varyant
  • Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik, modifikasyon
dayama
  • Dayamak işi
döviz kuru
  • Yabancı paranın millî paraya karşı değeri
dönüşlülük
  • Dönüşlü olma durumu
dinçleştirmek
  • Dinç duruma gelmesini sağlamak
derecelendirilebilme
  • Derecelendirilebilmek işi
denetmen
  • Bir kuruluştaki işlerin kanun ve tüzüklere uygun olarak yürütülüp yürütülmediğini denetleyen kimse, müfettiş
diriksel
  • Diri ile, canlı ile ilgili, canlılar üzerinde olan, diril
distribütörlük
  • Distribütörün yaptığı iş, dağıtıcılık
destancılık
  • Destancının yaptığı iş
desibel
  • Ses şiddetini gösteren birimin onda biri
devşirilebilme
  • Devşirilebilmek işi
delivermek
  • Çabucak veya ansızın delmek
deterjancı
  • Deterjan üreticisi
denizhıyarı
  • Denizhıyarlarından, boyu santimetre kadar olabilen, yuvarlak ve yumuşak vücutlu, derisi dikenli bir hayvan (Holothurion)
doğurtma
  • Doğurtmak işi
duymak
  • Bilgi almak, öğrenmek, haber almak
  • İşitmek, ses almak
  • Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek
  • Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek
  • Sezmek, fark etmek, hissetmek
deniz hukuku
  • Devletler hukukunda denizin türlü bölümlerinin durumunu düzenleyen ve devletlerin bu bölümler üzerindeki yetkilerini belirten antlaşma, gelenek vb. niteliğindeki kuralların bütünü
demirleyebilmek
  • Demirleme ihtimali veya imkânı bulunmak
denetmek
  • Denemesini sağlamak
defetme
  • Defetmek işi
devlet adama ayağıyla gelmez
  • `zenginlik ve talih kişiyi kendiliğinden gelip bulmaz, çalışıp çabalamakla elde edilir` anlamında kullanılan bir söz
dayılanma
  • Dayılanmak işi
detaysız
  • Ayrıntısız
daralmak
  • Dar duruma gelmek, küçülmek
  • Azalmak
  • Zayıflamak
  • Güçleşmek, zorlaşmak
  • Sıkışmak
  • Başı dara gelmek, bunalmak
Deccal
  • Dinî inanışlara göre kıyamete yakın bir zamanda ortaya çıkacak olan yalancı ve kötü yaradılışlı kimse
deflatör
  • Para kısıtlayıcı
duygulandırma
  • Duygulandırmak işi
dolomit
  • Kalsiyum ve magnezyumlu karbonat birleşiminde bir mineral
dilemek
  • Birinden bir şeyin yapılmasını istemek, rica etmek, arzu etmek
  • Biri için bir dilekte bulunmak
  • Kendi düşünce, görüş ve isteğini yapmak
doyum olmamak
  • bir şeyden bıkılmamak
  • bir şey yetmemek, bir şeye kanamamak
  • bir şeyi çok fazla beğenmek
denetimcilik
  • Denetimci olma durumu
dava vekilliği
  • Dava vekili olma durumu
düşsel
  • Düş ile ilgili, hayalî
... duygusu uyandırmak
  • bir duygu oluşturmak
dirgenlemek
  • Dirgenle yaymak
düzlemsellik
  • Düzlemsel olma durumu
dağılıvermek
  • Çabucak veya ansızın dağılmak
darbelemek
  • Vurmak, çarpmak
  • Yıkıma uğratmak
  • Bir işi engellemek
deve kuşu gibi (yüke gelince kuş, uçmaya gelince deve)
  • uygun şartlarda terslik çıkaran
dini bütünlük
  • Dini bütün olma durumu
dolma
  • Dolmak işi
  • Tavuk, kuzu gibi hayvanların veya biber, domates vb. sebzelerin içine pirinç ve başka şeyler doldurularak pişirilen yemek
  • Doldurularak yapılan
deniz menekşesi
  • Bir tür çan çiçeği
desen
  • Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim
  • Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme
  • Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi
  • Desen yapma sanatı
dinsizleşebilme
  • Dinsizleşebilmek işi
dikleniş
  • Diklenme işi
dayatmak
  • Dayama işini yaptırmak
  • Kendi istediğini yaptırmakta direnmek
  • Başkasının isteğine karşı koymak
  • Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek
düelloculuk
  • Düellocu olma durumu
denge fiyatı
  • Piyasalarda arz ve talep miktarlarının eşitlendiği fiyat
dövüşçü
  • Dövüşmeyi seven kimse
dehdeh
  • Çocuk dilinde at
dil oğlanı
  • Tanzimattan önce yabancı elçilerin devlet erkânı ile görüşmelerinde Türkçe çevirmenlik yapmak üzere yetiştirilen kimse
deplasman
  • Dış saha
  • Belirli bir durumda yüzen geminin teknesinin taşırdığı suyun ton olarak hacmi
değişik
  • Değiştirilmiş, muaddel
  • Alışılmışın dışında bir özelliği bulunan
  • Farklı
  • Yedek iç çamaşırı, giyecek
  • Çok hastalık geçirerek gelişmemiş çocuk
değişim
  • Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme
  • Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok
  • Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon
  • Rüzgârın yön değiştirmesi
  • Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım
değinebilmek
  • Değinme ihtimali veya imkânı bulunmak
düzülme
  • Düzülmek işi
devoniyen
  • Birinci Çağın dördüncü dönemi ve bu dönemde oluşmuş yer tabakaları
dideban
  • Gümrük kolcusu
  • Gözcü, bekçi, nöbetçi
dokunabilme
  • Dokunabilmek işi
dişleme
  • Dişlemek işi
  • Dantel biçiminde süsleme
deniz kazı
  • Akbaş
dili bağlılık
  • Dili bağlı olma durumu
deprem konteyneri
  • Doğal afet zamanlarında kullanılmak üzere gereksinim duyulabilecek çadır, battaniye, ilk yardım ve kurtarma malzemelerini barındıran, yerleşim merkezlerinde belirli noktalara konulan özel büyük dolap
devrolunma
  • Devrolunma işi
derinleşivermek
  • Çabucak veya ansızın derinleşmek
depocu
  • Depoya bakan kimse
dadaşlık
  • Dadaş olma durumu
dipleme
  • Diplemek işi
daralttırmak
  • Daraltma işini yaptırmak
dertsiz
  • Derdi olmayan
diz bağı
  • Dizde çorabın tutturulduğu bağ
dilendirilme
  • Dilendirilmek işi
dokümantasyon
  • Belgeleme
destanlaştırılma
  • Destanlaştırılmak işi
durulmak
  • Durma işi yapılmak
  • Gürültü, kımıldanış, karışıklık, yağış, yel dinmek, sükûn bulmak
  • Sakinleşmek
döper
  • Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden benzer iki kart yanında farklı renklerden benzer iki kart daha bulunması durumu
deruhte etmek
  • üstlenmek
defterhane
  • Osmanlı Devleti sınırlarındaki bütün toprak kayıtlarını içine alan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire
düğmeci
  • Düğme, fermuar, boncuk vb. yapan veya satan kimse
dağ ayısı
  • Dağlarda yaşayan yabani ve tehlikeli ayı cinsi
doğallaştırma
  • Doğallaştırmak işi
dekadanlık
  • Dekadan olma durumu
dallı
  • Dalları olan
  • Üzerinde dal ve çiçek deseni bulunan (kumaş)
düşkün olmak
  • çok önem, değer vermek
dur! (veya durun!)
  • `biraz zaman geçsin` anlamıyla cümlelerin başına gelen bir söz
dörtlük
  • Birbirine dik iki çap boyunca dörde bölünmüş dairenin her bir dilimi
  • Dört dizelik bölümlerden oluşmuş şiir veya şiir parçası, kıta
  • Birlik notanın dörtte biri uzunluğunda nota
  • Dört taneden oluşmuş, dört tane alabilen
dergicilik
  • Dergicinin yaptığı iş
duyumsal
  • Duyu organları ile ilgili
  • Duyuma ait, duyumla ilgili
doğurtabilme
  • Doğurtabilmek işi
donatılmak
  • Donatma işine konu olmak veya donatma işi yapılmak
değişimli ünsüzler
  • Ünsüz uyumuna bağlı olarak ötümlülük ve ötümsüzlük bakımından birbirinin yerine geçen ünsüzler: p / b, ç / c, t / d, k / g, k / ğ
düşürebilme
  • Düşürebilmek işi
dokundurtmak
  • Dokundurma işini yaptırmak
depderin
  • Çok derin
döşek
  • Yatak
  • Gemi gövdesinde, su basıncı, çarpma, karaya oturma vb. durumlarda darbeleri karşılayabilecek, yük ve makinelerin ağırlığına dayanabilecek dirençteki yapı gereci
  • Dövülmek üzere harman yerine serilen ekin sapları
döşeme
  • Döşemek işi
  • Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama
  • Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat
  • Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri
  • Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri
  • Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü
delibaş
  • Koyunlarda ve danalarda görülen tehlikeli bir hastalık
  • Huysuzluk yapan hayvan
döşem
  • Tesisat
dayatış
  • Dayatma işi
dönüşlü zamir
  • Kişi kavramını pekiştiren `kendi` sözü
ders çalışmak
  • belli bir konuyu öğrenmek üzere kaynakları kullanarak çalışmak
  • derste verilen bilgileri iyice öğrenmek için tekrarlamak
damgalanma
  • Damgalanmak işi
disiplin cezası
  • Disiplin suçlarından birini işleyen kimseye davranışlarının ağırlık derecesine göre verilen ceza
duraklama
  • Duraklamak işi
  • İlerlemekte olan bir birliğin, vakitsiz, yersiz ve düzensiz olarak yürüyüşünü durdurması
divitin
  • Bir yüzü havlı, pamuklu veya yünlü kumaş
dolayısıyla
  • Dolaylı olarak, doğrudan ilgili olmayarak
  • Nedeniyle
depolitizasyon
  • Grup, kurum veya eylemin siyasal niteliğini yitirmesi
dirençsizlik
  • Dirençsiz olma durumu
dava arkadaşı
  • Aynı ülküyü benimseyenlerden her biri
dilli düdük
  • Söğüt, kavak vb. ağaçların ince dallarından veya kamıştan yapılan bir düdük türü
dikiz aynası
  • Taşıtlara veya yol dönemeçlerine arka tarafı görebilmek için konulan ayna
dandini bebek
  • Yaşına yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse
devşirtme
  • Devşirtmek işi
dokundurtma
  • Dokundurtmak işi
devrik tümce
  • Devrik cümle
dava gideri
  • Dava açılırken ödenen ücret ile avukatlık giderleri, yargılama gideri, mahkeme masrafı
dikilivermek
  • Ansızın veya çabucak dikilmek
dinamik analiz
  • Çözümleme konusu yapılan veya modele dâhil edilen değişkenlerin zaman içindeki değişmelerinin de dikkate alındığı yöntem
dört dönmek
  • telaş içinde çare aramak
destekçi
  • Destek veren, destek olan kimse
denizlaleleri
  • Vücutları bir sapla deniz dibine bağlı veya serbest olabilen, beş veya daha fazla kollu, toplu durumda yaşayan derisi dikenlilerden bir sınıf
damat girmek
  • aileye güveyi olarak katılmak
damaklı diş
  • Damağı ile birlikte hazırlanan takma diş
demir rengi
  • Gri
  • Bu renkte olan
dinletme
  • Dinletmek işi
döşenme
  • Döşenmek işi
domates salçası
  • Yemeklere tat ve lezzet vermek için domatesten yapılan salça
doğuş
  • Doğma işi
deniz boyu
  • Kıyı, sahil
  • Kıyıda, sahilde
doyurmak
  • Açlığını gidermek
  • Geçindirmek, yaşamasını sağlamak
  • Bir maddenin içine alabileceği kadar başka bir madde katmak
  • Kandırıcı, inandırıcı olmak, tatmin etmek
  • Para yedirmek
  • Doyma durumuna getirmek
delilsizlik
  • Delilsiz olma durumu
dubaracılık
  • Dubaracının yaptığı iş, hilekârlık
deliriş
  • Delirme işi
damgalanış
  • Damgalanma işi
dizilebilmek
  • Dizilme ihtimali veya imkânı bulunmak
doruklama
  • Doruklamak işi
  • Tepeleme
dik duruşluluk
  • Dik duruşlu olma durumu
dehlemek
  • Hayvanı `deh` diyerek yürütmek
deftercilik
  • Deftercinin yaptığı iş
döşetmek
  • Döşeme işini yaptırmak
deniz aynası
  • Denizin dibini açık ve seçik görebilmek için özel olarak yapılmış cam alet
damlatılabilmek
  • Damlatılma ihtimali veya imkânı bulunmak
devre mülk
  • Özellikle tatil beldelerinde sadece belli dönemlerde kullanılmak üzere satın alınan ve değişik kişilerce de kullanılabilen müstakil ev veya daire
devirli
  • Eşit zaman aralıkları ile ardışık olarak tekrarlanan (hareket), devrî
doğrultabilmek
  • Doğrultma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Doğrultmaya gücü yetmek
dallandırılmak
  • Dallanmasına yol açılmak, dallanması sağlanmak
dört dörtlük
  • Tam, kusursuz, mükemmel
  • Birlik
dizdirebilmek
  • Dizdirme ihtimali veya imkânı bulunmak
döşeli
  • Döşenmiş olan, mefruş
dirlikçi
  • Dirlik sahibi olan kimse
diyafon
  • İş yerlerinde, apartmanlarda, taksi duraklarında kısa süreli karşılıklı konuşmayı sağlayan araç
dikkat toplaşımı
  • Dikkatin sürekli olarak bir nesne veya konunun belirli bir yönü üzerinde toplanması, konsantrasyon
dikensiz
  • Dikeni olmayan
  • Sıkıntısız, üzüntüsüz bir biçimde
Dörtyol
  • Hatay iline bağlı ilçelerden biri
damarcık
  • Küçük damar
dokunma duyusu
  • Deri üzerine yapılan değme, vurma, bastırma, çekme vb. etkileri alan duyu
depresyon
  • Bunalım
  • Çöküntü
damlatılmak
  • Damlatma işi yapılmak
dolmuş uçak
  • Belirli merkezler arasında belli bir tarifeye bağlı olmaksızın sefer yapan ucuz tarifeli uçak
deviriverme
  • Devirivermek işi
düğmeleme
  • Düğmelemek işi
denizgülü
  • Mercanlar sınıfından dokunaçları kısa bir tür hayvan (Actinia)
değirmilik
  • Değirmi olma durumu, yuvarlaklık
damıtabilme
  • Damıtabilmek işi
destancı
  • Destan yazan veya anlatan kimse
dadanış
  • Dadanma işi
düzensizlik
  • Düzensiz olma durumu, tertipsizlik, intizamsızlık, nizamsızlık
doygun
  • Her türlü gereksinimini gidermiş, tatmin olmuş, müstağni
daraban
  • Kalp vuruşu, kalp atışı
diğeri
  • Ötekisi, başkası
deniz mili
  • 1852 metrelik bir uzunluk ölçüsü birimi
düşüncelilik
  • Düşünceli olma durumu
delirtilme
  • Delirtilmek işi
domuz ayrık otu
  • Buğdaygillerden, tarıma zararlı bir bitki (Cynodon dactylon)
dayaksız
  • Dayağı olmayan
diriliverme
  • Dirilivermek işi
damlayış
  • Damlama işi
dillendiriliş
  • Dillendirilme işi
deyimleşebilmek
  • Deyimleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
demlenebilme
  • Demlenebilmek işi
düşmanca
  • Düşman gibi, düşmana yakışır
  • (düşma'nca) Düşman gibi, düşmana yakışır bir biçimde, düşmancasına
danışma
  • Danışmak işi, müşavere, istişare, müzakere, meşveret
  • Danışılan yer, müracaat, enformasyon
döllemek
  • Erkek gamet bir yumurtacıktaki dişi gametle kaynaşmayı sağlayarak yumurtacığı tam bir hücre durumuna getirmek, ilkah etmek
dürümcülük
  • Dürümcünün yaptığı iş
dinçleşebilme
  • Dinçleşebilmek işi
döküş
  • Dökme işi
despotluk
  • Despot olma durumu, istibdat, despotizm
döktürme
  • Döktürmek işi
dolaşılma
  • Dolaşılmak işi
duldalanma
  • Duldalanmak işi
dikişli
  • Dikişi olan, dikiş yapılmış
dondurulmuşluk
  • Dondurulmuş olma durumu
dikeyleşmek
  • Dikey duruma gelmek
danışabilme
  • Danışabilmek işi
damgalanabilmek
  • Damgalanma ihtimali veya imkânı bulunmak
değiştiriş
  • Değiştirme işi
dinleyiş
  • Dinleme işi
dolum
  • Doldurma işi
dayayabilmek
  • Dayama ihtimali veya imkânı bulunmak
dalyan köftesi
  • İçine bezelye, havuç ve haşlanmış yumurta konularak rulo biçiminde hazırlanan bir köfte türü
demokratik
  • Demokrasiye uygun
deve yükü
  • Bir devenin taşıyabileceği yük miktarı
  • Aşırı ölçüde, çok fazla
derlenmek
  • Derleme işi yapılmak, toplanmak, düzene girmek
deli divane olmak
  • aşırı derecede ilgi göstermek
düse
  • Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de üç benekli olan yanlarının üste gelmesi
düşmanlaştırma
  • Düşmanlaştırmak işi
doygunlaşmak
  • İyice doymak, doygun bir duruma gelmek
dere
  • Genellikle yazın kuruyan küçük akarsu
  • İki dağ arasındaki uzun çukur
  • Damlarda yağmur sularını toplayarak oluğa veren çinko veya kiremit yol
deyiverme
  • Deyivermek işi
doyasıya
  • Doyuncaya kadar yiyerek
  • Yeterince
demirkapan
  • Mıknatıs
defediş
  • Defetme işi
damak
  • Ağız boşluğunun tavanı
dalcık
  • Ana dalın kollarından her biri, küçük dal
düzenli ordu
  • En küçük biriminden en büyük birliğine kadar her türlü donanıma sahip askerî güç
düyek
  • Türk müziğinde bir usul
dönebilmek
  • Dönme ihtimali veya imkânı bulunmak
dikencik
  • Küçük diken
delirme
  • Delirmek işi
dilenemez dilenci
  • Yoksulluğa düştüğü hâlde durumunu kimseye açmayan kimse
direk
  • Ağaçtan veya demirden yapılan uzun ve kalın destek
  • Sütun
  • Değerli, saygın, önde gelen kimse
dışlayıvermek
  • Çabucak dışlamak
dayalı
  • Dayanmış olan
  • İlgili, dair, müstenit, mebni
  • Dayanarak, dayanmış bir biçimde
döşeniş
  • Döşenme işi
Divanıhümayun
  • Padişah divanı
dinletiş
  • Dinletme işi
dükkâncılık
  • Dükkâncının yaptığı iş
diş eti-dudak ünsüzü
  • Alt dudağın üst dişlere dokunmasıyla oluşan dudak ünsüzü, diş-dudak ünsüzü: f, v
dörtlü ganyan
  • At yarışlarında aynı gün üzerine bahis konulan ve birbiri ardınca düzenlenen dört koşunun birincilerini tahmin etme biçiminde oynanan oyun
dalsız
  • Dalı olmayan
Duma
  • Rus parlamentosunun alt kanadı
delicesine
  • Aşırı bir biçimde, delice
donama
  • Süsleme
deliliğe vurmak
  • kendini deli gibi göstermek
dinginleşebilmek
  • Dinginleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
doyurucu
  • Doyurma özelliği bulunan, tatminkâr
  • İnandırıcı
dil dalaşı etmek
  • tartışmak
doyabilmek
  • Doyma ihtimali veya imkânı bulunmak
değirmileme
  • Değirmilemek işi
diskalifiye
  • Yarış dışı bırakılmış
diz dize
  • Dizleri birbirine değecek biçimde birbirine yakın olarak
dermansızlaşmak
  • Bitkinleşmek
dilencilik
  • Dilencinin yaptığı iş
  • Dilenci olma durumu
değerlenivermek
  • Çabucak değerlenmek
döktürtme
  • Döktürtmek işi
dünya âlem
  • Herkes, bütün insanlar
Dekartçılık
  • Dekart'ın felsefesi
  • Dekart'ın öğretisi, Kartezyenizm
damarsızlık
  • Damarsız olma durumu
demlik
  • İçerisinde çay demlenen emzikli kap
damasko
  • Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan, keten ve ipek karışımı bir kumaş türü
dindirilmek
  • Dinmesi sağlanmak
devede kulak (veya kulak gibi) kalmak
  • çok az önemi olmak, söz etmeye değer bulmamak
  • yetersiz, çok küçük veya az olmak
durdurabilme
  • Durdurabilmek işi
donatabilme
  • Donatabilmek işi
davar
  • Koyun ve keçiye verilen ortak ad
  • Koyun veya keçi sürüsü
dönümlerce
  • Birçok dönüm
duraksızlık
  • Duraksız olma durumu
dide
  • Göz
dana
  • İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu
demir leblebi
  • Başa çıkılması güç kimse
  • Başarılması çok güç iş
dokundurma
  • Dokundurmak işi
dağ kolu
  • Sıradağlardan her iki yöne doğru uzanan dağ sırtı
dermansız
  • Bitkin
demokratikleştirmek
  • Demokrasiye uygun biçime getirmek
davalık
  • Davayı gerektiren
  • Dava konusu olan
desise
  • Aldatma, oyun, düzen, hile, entrika
devlet tahvili
  • Devletin aldığı genellikle uzun vadeli borçlar karşılığında özel ve tüzel kişilere verdiği ve sahibinin devletten alacaklı olduğunu gösteren kıymetli kâğıt veya belge
dil coğrafyası
  • Yeryüzünde dillerin yayıldığı alanları inceleyen bilim dalı
dehşetli
  • Korku veya ürküntü veren
  • Çok fazla, son derece
dillendirilme
  • Dillendirilmek işi
dayanma ömrü
  • Bir malzemenin kopmasına, kırılmasına ve görevini yapamaz duruma gelmesine kadar göstermiş olduğu direnç, dayanım ömrü
dar gelmek
  • sıkıntı ve huzursuzluk vermek
dara
  • Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı
  • Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra
  • İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı
derlemecilik
  • Derleyicilik
değiştirme
  • Değiştirmek işi, tebdil, tahrif
değersizleştirme
  • Değersizleştirmek işi
domestik
  • İç, ülke içi
  • Evcil
  • Yerel, yerli
dudaksız
  • Dudağı olmayan
düve
  • Boğaya gelmemiş 1-2 yaşında dişi sığır
düşündürtmek
  • Düşündürmesine sebep olmak
denetçilik
  • Denetçinin yaptığı iş, murakıplık, kontrolörlük
damıtıcı
  • İmbik
  • Endüstride türlü ham maddeleri damıtan kimse
dudaksıl
  • Boğumlanma noktası dudaklarda bulunan (ses)
dişleyiş
  • Dişleme işi
dedikoduculuk
  • Dedikoducu olma durumu, kovculuk, gıybetçilik, dilleklik
dinsizleştirilmek
  • Dinsiz duruma getirilmek
dayanılmazlık
  • Dayanılmaz olma durumu
dalgaölçer
  • Oluşan dalgaların yüksekliğini ve derinliğini ölçen alet
daltabanlık
  • Daltaban olma durumu
dolandırıcı
  • Birini aldatarak mal veya parasını alan kimse, ayyar, tokatçı
demleyiş
  • Demleme işi
dönüştürüm
  • Dönüştürme işi, tahvil
deli gömleği
  • Tehlikeli ve saldırgan delilere giydirilen kolsuz gömlek
düzayak
  • İçinde merdiven veya inilip çıkılacak bölüm bulunmayan (ev, yol)
  • Özellikle Orta Anadolu'da oynanan bir halay türü
dallı güllü
  • Çok renkli, canlı
denizmaymunu
  • Denizkedisi
dil ebeliği
  • Laf ebeliği
dobra
  • İyi, güzel
  • Anlaşılır
  • Açık sözlü
dürü
  • Bel denilen tarım aracı
  • Armağan
  • Çeyiz
  • Düğüne çağrılanlara düğün sahibi tarafından verilen armağan
diba
  • Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş
danışıklı dövüş
  • Başkalarını aldatmak veya atlatmak için önceden yapılmış gizli anlaşmaya dayanan davranış, şike
düğün çiçeği
  • Düğün çiçeğigillerin örnek bitkisi, turnaayağı, sütlüce (Ranunculus)
davetsizlik
  • Davetsiz olma durumu
dayanç
  • Sabır
  • Dayanak
donayazmak
  • Donma tehlikesi atlatmak, az kalsın donmak
debagat
  • Sepicilik
denizci
  • Denizle ilgili işlerde çalışan kimse
  • Deniz sporlarıyla uğraşan kimse
  • Deniz kuvvetlerine bağlı subay, astsubay veya er
Db
  • Dubniyum elementinin simgesi
derbeder
  • Yaşayışı ve davranışı düzensiz (kimse)
darbeleme
  • Darbelemek işi
devşirilme
  • Devşirilmek işi
dincelmek
  • Dinçleşmek
değerbilir
  • Değeri olan şeyleri, kimseleri koruyan veya sayan, iyilikbilir, kadirbilir, kadirşinas (kimse)
deterjancılık
  • Deterjancının yaptığı iş
düşüncesizce
  • Düşüncesiz bir biçimde
dalaverecilik
  • Dalavereci olma durumu, taklacılık, kolpoculuk
disprosyum
  • Atom numarası 66, atom ağırlığı 162,5, yoğunluğu 8,54 olan, 1500 °C'de eriyen, açık yeşil renkte çözeltiler veren, az bulunan bir element (simgesi Dy)
denizgüzeli
  • Sarıağız
dursuz duraksız
  • Durmadan, durmaksızın
devlet bakanı
  • Bazı resmî kuruluşların yönetimini başbakan adına üstlenen hükûmet üyesi
devşirilmek
  • Devşirme işi yapılmak
dönüşümcü
  • Dönüşümcülük yanlısı, transformist
dikeltme
  • Dikeltmek işi
dengesizleşme
  • Dengesizleşmek işi
dalgalanmak
  • Üzerinde dalga oluşmak
  • Renk, ton değiştirmek
  • Hareketli olmak, kıpırdamak
  • Tutarlı olamamak, tutarlı davranışlarda bulunamamak
defosuz
  • Defosu olmayan, sağlam
dipsiz testi
  • Eline geçen para veya malı hesapsızca, boş yere harcayan
duahan
  • Dua okuyucu
dayaklama
  • Dayaklamak işi
dönüşüm
  • Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon
  • Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme
  • Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon
detaysızlık
  • Ayrıntısızlık
döşemesiz
  • Döşemesi olmayan
Dy
  • Disprosyum elementinin simgesi
dil peyniri
  • Koyun sütünden yapılan, yağlı, lezzetli, tuzsuz peynir
diriltme
  • Dirilmesini sağlama, canlandırma
Ds
  • Darmstadtiyum elementinin simgesi
dillendirmek
  • Biri hakkında dedikodu yapılmasına sebep olmak
  • Bir şeyi söz ile ifade etmek, söylemek
dayaklı
  • Dayak atılan
dışbeslenen
  • Besinini organik maddelerden sağlayan, heterotrof
depreştirme
  • Depreştirmek işi
dalaşkan
  • Kavgacı
dümencilik
  • Dümencinin yaptığı iş
duvağına doymamak
  • yeni gelinken ölmek veya kocasından ayrılmak
dayanım
  • Bir varlığın dış etkilere karşı direnme özelliği, direnç
distribütör
  • Dağıtıcı
davudi
  • Kalın, tok ve gür (ses)
dolduruverme
  • Dolduruvermek işi
delecek
  • Delgeç
dolanıverme
  • Dolanıvermek işi
diyalektoloji
  • Lehçe bilimi
düzenlemeci
  • Düzenleme yapan kimse
demlilik
  • Demli olma durumu
dağlar anası
  • Dağ anası
dokunulmazlık
  • Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu, masuniyet
  • Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişilere tanınan ilişilmez olma durumu
domates dolması
  • Dolma
donayazma
  • Donayazmak durumu
dayayıverme
  • Dayayıvermek işi
dayanışık
  • Üyeleri arasında dayanışma bulunan (millet, topluluk, sınıf vb.), mütesanit
Dadacılık
  • Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm
  • 1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm
dudak benzeşmesi
  • Dudak ünsüzlerinin veya yuvarlak ünlülerin düz ünlüleri etkileyip yuvarlaklaştırması
düşünüvermek
  • Çabucak düşünmek
değiştiriliverme
  • Değiştirilivermek işi
delirtilebilmek
  • Delirtilme ihtimali bulunmak
derinliğine
  • Derinlemesine
denizyıldızları
  • Örnek hayvanı denizyıldızı olan derisi dikenliler sınıfı
daraltıverme
  • Daraltıvermek işi
damlatıvermek
  • Çabucak veya ansızın damlatmak
dingildetmek
  • Dingildemesini sağlamak
dikizleniş
  • Gözetleniş
demleniş
  • Demlenme işi
define
  • Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler, gömü
deldiriş
  • Deldirme işi
düzeltim
  • Düzeltme işi
dışbükeylik
  • Dışa doğru çukur, şişkin veya kabarık olma durumu
devredilebilirlik
  • Bir hakkın karşılıklı veya karşılıksız olarak başkasına geçirilebilme durumu
devre voltajı
  • Galvanik anotlu sistemlerde, anot ve zemin potansiyeli ile sistem potansiyeli arasındaki fark, devre potansiyeli
dili uzunluk
  • Dili uzun olma durumu
daldırabilmek
  • Daldırma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Daldırma becerisi bulunmak
düş gücü
  • Hayal gücü
devletleştirilme
  • Kamulaştırılma
derhatır
  • Hatırlama
dönüp dolaşmak
  • uzun süre gezmek
  • arayış içinde olmak, her çareye başvurmak
dürbünlü
  • Dürbünü olan
duyu yitimi
  • Anestezi
demetletmek
  • Demet yaptırmak
dış kavuz
  • Buğdaygillerde başakçığın en altında, bazı türlerde çiçeğin bütün organlarını içerisine alacak bir biçimde gelişmiş olan kavuz
dokunmabana
  • Kanser
davalaşmak
  • Birbiri aleyhinde mahkemeye başvurmak
dilmaçlık
  • Çevirmenlik
dışlayıverme
  • Dışlayıvermek işi
düztabanlık
  • Düztaban olma durumu
desilitrelik
  • Belli bir desilitre hacminde olan
dinginleştirme
  • Dinginleştirmek işi
dikelebilme
  • Dikelebilmek işi
dımdızlak ortada kalmak
  • elindeki her şeyi, imkânlarını yitirmek
değerlendirilebilmek
  • Değerlendirilme ihtimali veya imkânı bulunmak
deniz bilimci
  • Deniz bilimi ile uğraşan kimse
dokunuverme
  • Dokunuvermek işi
destekleyebilme
  • Destekleyebilmek işi
densizlik
  • Densiz olma durumu, densizce davranış
demokratikleştirilmek
  • Demokratik olması sağlanmak
dış işleri
  • Bir devletin başka devletlerle ilgili işleri, hariciye
davetçi
  • Çağrıda bulunan kimse, çağrıcı
doluş
  • Dolma işi
deve dikeni
  • Birleşikgillerden, yol ve tarla kenarlarında yetişen, 30-100 santimetre yüksekliğinde, 1-2 yıllık ve otsu bir bitki, meryemana dikeni, peygamber dikeni, sütlü kengel (Silyum marianum)
düşünce özgürlüğü
  • Düşüncenin dış baskı ve yasaklarla sınırlandırılmaması, fikir hürriyeti
depolanış
  • Depolanma işi
dengesizleşmek
  • Dengesiz duruma gelmek
depoculuk
  • Depocunun yaptığı iş
dengelenmek
  • Dengesi sağlanmak
değiştirivermek
  • Çabucak veya ansızın değiştirmek
düzeltici jimnastik
  • Yaşama ve çalışma şartlarının etkisiyle oluşan vücut bozukluklarını ve aksaklıklarını önlemek veya gidermek için uygulanan özel beden eğitimi türü
dah etmek
  • sürmek, yürütmek
defile
  • Giyecekleri tanıtmak amacıyla mankenlerin yaptıkları gösteri, giyim gösterisi
desteklenme
  • Desteklenmek işi
dün öleni dün gömerler
  • `bir üzüntü sürdürülmemeli, unutulmaya çalışılmalıdır` anlamında kullanılan bir söz
düzenletmek
  • Düzenleme işini yaptırmak
duvar ilanı
  • Sokak ve caddelere bakan duvarlara yapıştırılarak veya asılarak yapılan duyuru
  • Şehir meydanlarında büyük binaların duvarlarına yansıtılarak yapılan duyuru
direngen
  • İnatçı
değirme
  • Değirmek işi
demlik poşet
  • Demlik için üretilen, içinde çay bulunan, ipsiz torbacık
dikizleyebilme
  • Gözetleyebilme
değdirebilmek
  • Değdirme ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Değdirmeye gücü yetmek
derilme
  • Derilmek işi
dolaşabilme
  • Dolaşabilmek işi
dişlenebilme
  • Dişlenebilmek işi
deprem kuşağı
  • Depremlerin oluştuğu belli bir düzlemde yer alan bölgeler
dikenleşmek
  • Diken durumu almak, diken gibi olmak
dadanma
  • Dadanmak işi
dekatloncu
  • Dekatlon yarışmalarına katılan atlet
dış hat
  • İş yerlerinde bulunan santrallerde iş yerinin dışarıyla bağlantısını sağlayan haberleşme ağı
devrimcilik
  • Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma
  • İhtilalcilik
  • İnkılapçılık
dışınlı
  • Bir şeyin, bir düşüncenin aslında ve gerçeğinde olmayıp onun dışında kalan, öze bağlı olmayıp arızi olan, öz dışı, özünlü karşıtı
destekleyici
  • Bilim, sanat, kültür veya spor alanlarında yapılacak herhangi bir etkinliğin maddi yönünü üstlenen kimse veya kurum, sponsor
  • Destekleyen
düş görmek
  • rüya görmek
darbe (veya darbeyi) yemek
  • gücü sarsılmak
  • kötü, olumsuz bir duruma maruz kalmak
devretmek
  • Dönmek, dolaşmak
  • Bir malın mülkiyetini, bir mal üzerindeki hakkı başkasına geçirmek
  • Aktarmak
  • Baştan sona değin okumak, bitirmek
derinleştirme
  • Derinleştirmek durumu, tamik
delebilme
  • Delebilmek işi
durulanma
  • Durulanmak işi
dayanılmaz
  • Karşı konulamaz veya karşı çıkılamaz (kimse veya şey), tahammülfersa
  • Tahammül edilemez, katlanılamaz
dayanma gücü
  • Bir kimseye veya bir şeye katlanabilme sınırı, takat sınırı
değirmi
  • Yuvarlak
  • Eni boyuna eşit olan (kumaş)
  • Yemeni, yazma, başörtüsü
diril ısı
  • Hayvanların vücut ısısı, diriksel ısı
dayanıksız
  • Dayanmayan, sağlam olmayan, güçsüz, metanetsiz
düzeysizce
  • Düzeysiz bir biçimde, seviyesizce
desteklenmek
  • Destekleme işine konu olmak
değiştirilebilmek
  • Değiştirilme ihtimali veya imkânı bulunmak
dansçılık
  • Dansçının yaptığı iş
dillendirebilmek
  • Dillendirme ihtimali veya imkânı bulunmak
defleyiş
  • Defleme işi
dikiz etmek (veya geçmek)
  • gözetlemek
düğün yahnisi
  • Hafifçe kavrulan bol soğan içinde kemikli kuzu etinin ağır ateşte pişirilmesiyle hazırlanan, az sulu yemek türü
dönmeli
  • Bir tür halı motifi
dilimleyebilme
  • Dilimleyebilmek işi
düzüm düzüm
  • Dizim dizim
düzeltme
  • Düzeltmek işi, tashih
  • Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik, ıslahat, reform
  • Düzelti
dişillik
  • Bazı dillerde kelimelerin dişil olma durumu, müenneslik
damlayabilme
  • Damlayabilmek işi
destursuz atmak
  • kolay yalan söyleyebilmek, palavra atmak
dirliksiz
  • Dirliği olmayan
  • Geçimsiz
donatabilmek
  • Donatma ihtimali veya imkânı bulunmak
dayak düşkünü
  • Dayağa layık olan, dövülmeyi hak eden (kimse)
dengesizleşebilmek
  • Dengesizleşme ihtimali bulunmak
dirim kurgusal
  • Biyoloji ve elektronikle ilgili olan, biyonik
daği
  • Dağlık bölgelerde söylenen türkülerin makamı
delirebilmek
  • Delirme ihtimali bulunmak
dilleşmek
  • Karşılıklı tatlı tatlı söyleşmek
  • Dırlaşmak
dersiam
  • Osmanlılar döneminde müderrislerin camilerde verdikleri ders
  • Bu dersi veren müderrislerin unvanı
düşünceli
  • Düşüncesi olan
  • Düşünerek davranan, anlayışlı
  • Kaygılı, tasalı
dış beslenme
  • Besinini organik maddelerden sağlama, heterotrofi
diyalog
  • Karşılıklı konuşma
  • Oyun, roman, hikâye vb. eserlerde iki veya daha çok kimsenin konuşması
  • Konuşmaya dayanılarak yazılmış eser
  • Anlaşma, uyum sağlama veya bu yolda çalışma
doyma noktası
  • Doyuma ulaşma sınırı
depreşme
  • Depreşmek durumu
dakik
  • Düzenli işleyen, aksamayan
  • Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren
dedikodu sermayesi olmak
  • dedikodusu yapılacak duruma gelmek
dolayı dolayı
  • Dönerek
derişmek
  • Bir nokta dolayında toplanmak, temerküz etmek
  • Bir sıvı, içindeki su veya sıvı miktarı azalarak koyulaşmak, tekâsüf etmek
dönüt
  • Geri bildirim
denizaygırı
  • Denizlerde yaşayan bir tür vahşi hayvan
doğma
  • Doğmak işi
  • Doğmuş
  • Ortaya çıkan, kaynaklanan, meydana gelen
dinebilme
  • Dinebilmek işi
derogasyon
  • Ayrıklık
defterci
  • Defter yapan veya satan kimse
dalyan yeri
  • Sabit veya yüzer dalyan kurmaya elverişli avlanma yeri
dokümanter
  • Belgesel
dönüm
  • Dönme işi
  • 1000 m² 'lik bir alan ölçüsü
  • Tekrarlanan belli bir olayın tamamlanması ve yenisinin başlaması
  • Gidip gelme ile yapılan bir işin her seferi
  • Eni boyu kırkar mimar arşını olan alan ölçüsü
değiştirgeç
  • Röle
devralabilmek
  • Devralma ihtimali veya imkânı bulunmak
duyarlı
  • Dış etkenlere karşı duyarlığı olan, duygun, hassas
dönük
  • Dönmüş, çevrilmiş (kimse)
  • Yönelmiş
döllü döşlü
  • Çocuk ve torun sahibi olan
denizçakısı
  • Süline
doyuran buhar
  • Kendi sıvısı ile doyma durumunda olan buhar
dededen kalma
  • Dedenin miras olarak bıraktığı (mal, mülk, eşya)
düşleyiş
  • Düşleme işi
devrim
  • Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik
  • İhtilal
  • İnkılap
  • Çevrilme, katlanma, bükülme
diskur
  • Söylev, nutuk
devleştirme
  • Devleştirmek işi
dengelice
  • Dengeli bir biçimde, istikrarlıca
dilmaç
  • Çevirmen
dilmek
  • Bir bütünü ince ve yassı parçalara ayırarak kesmek
  • Yarmak
devrik
  • Katlanıp kendi üzerine bükülmüş
  • Devrilmiş olan
  • Yatırılmış, yıkılmış, dik durumunu yitirmiş
  • Darbe ile makamından indirilmiş
dayanılmak
  • Dayanma işi yapılmak
damarlandırma
  • Damarları yetersiz olan bir organa yeni damarlar eklemeyi amaçlayan ameliyat
döküp saçmak
  • bir şeyi yararsız biçimde harcamak
dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün el için
  • `yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma` anlamında kullanılan bir söz
dış borç
  • Devletin veya çeşitli kuruluşların dış ülkelerden kredi yoluyla sağladığı borç
debriyaj pedalı
  • Kavrama pedalı
Doğanşar
  • Sivas iline bağlı ilçelerden biri
dayayabilme
  • Dayayabilmek işi
donakalma
  • Donakalmak durumu
doruk toplantısı
  • Devlet katındaki en yetkili kişilerin bir araya gelerek yaptıkları görüşme, zirve toplantısı
doğa yürüyüşü
  • Belli kurallar ve grup anlayışı içinde doğada yapılan uzun yürüyüşler
destekleniş
  • Desteklenme işi
diriğ
  • Esirgeme
düşüncesiz
  • Düşüncesi olmayan
  • Düşünmeden davranan, anlayışsız
  • Tasasız, kaygısız
defnediş
  • Defnetme işi
deli bal
  • Arıların zehirli çiçeklerden topladıkları bal, acı bal
dirayetlilik
  • Dirayetli olma durumu
donuklaştırma
  • Donuklaştırmak işi
dikişsiz
  • Dikişi olmayan
  • Yapıştırma yoluyla yapılmış
doksan kapının ipini çekmek
  • içinde bulunduğu sorunu çözmek için kapı kapı dolaşmak, birçok yere uğramak
donanabilmek
  • Donanma ihtimali veya imkânı bulunmak
duyurtmak
  • Duyurma işini yaptırmak
delişmenlik etmek
  • delişmence davranmak
dizeleştirebilme
  • Dizeleştirebilmek işi
dörtcihar
  • Zarla oynanan oyunlarda atılan zarların ikisinin de dört benekli olan yanlarının üste gelmesi
dağ ispinozu
  • Sırtı kara benekli, karnı beyaz, erkeğinin gerdanı portakal renginde, ağaçlık yerlerde yaşayan ispinozgillerden bir kuş (Fringilla Montifringilla)
düzeysiz
  • Düzeyi, değeri düşük, bayağı olan, seviyesiz
demet
  • Bağlanarak oluşturulmuş deste, bağlam
  • Bitki veya çiçek destesi
  • Üstün yapılı bitkilerde öz suların akmasına yarayan, bitkiye desteklik eden damarlı veya lifli kordon
  • Uzunlamasına birbirine bitişik olarak bir arada bulunan sinir ve kas telleri topluluğu
  • Bir atomun parçalanmasından doğan elektriklenmiş taneciklerin yörüngelerinden oluşan ışık topluluğu
deformasyon
  • Biçimi bozulma, biçimsizleşme
darülbedayi
  • Güzel sanatlar kuruluşu
diyabetolog
  • Diyabet uzmanı
damar tıkanıklığı
  • Atardamar veya toplardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma, emboli
dipçikleyiş
  • Dipçikleme işi
deniz motoru
  • Deniz yollarında yolcu taşımaya yarayan pervaneli ve patenli motorlu gemi
danışık
  • Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma, muvazaa
düğmelenmek
  • Düğmeleme işine konu olmak veya düğmeleme işi yapılmak, iliklenmek
dinçleştirebilme
  • Dinçleştirebilmek işi
dağıtılıvermek
  • Çabucak dağıtılmak
disk atma
  • Atletizmde disk fırlatma yarışması
değiş tokuş
  • Değişim
didaktik
  • Öğretici
  • Öğretim yöntemlerini ele alan bilgi, öğretim bilgisi
dönüşümlü
  • Değişen, sıra ile olan
  • Değişerek, sıra ile
doğu noktası
  • Güneş diski merkezinin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de ufukta doğduğu nokta
deveci armudu
  • Dayanıklı, sert ve iri bir tür armut
doyumsuz
  • Tatmin olmayan
  • Sonu gelmeyen, sınırsız
  • Bıkılmayan
dökünme
  • Dökünmek işi
damatlık
  • Damat olma durumu, güveyilik
  • Damat için yapılan giysi
  • Damatken kullanılan veya yapılan
doku bilimi
  • Canlılardaki dokuların oluşum, evrim ve birleşimini inceleyen bilim dalı, histoloji
dağlama
  • Dağlamak işi
dayatma
  • Dayatmak işi
devralabilme
  • Devralabilmek işi
dipfriz
  • Derin dondurucu
dolaşıverme
  • Dolaşıvermek işi
dadanabilmek
  • Dadanma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Dadanmaya gücü yetmek
deprem ocağı
  • Deprem dalgalarının başladığı nokta, hiposantır
disipline
  • `Sıkı düzen ve denetim altına alınmak, zapturapt altına alınmak, denetim altında tutulmak` anlamlarında disipline edilmek, `sıkı düzen ve denetim altına almak, zapturapt altına almak` anlamlarında disipline etmek, `kendi kendine veya dış etkilerle düzen ve denetim altına girmek` anlamında disipline olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
düğümleyebilme
  • Düğümleyebilmek işi
doğma büyüme
  • Doğduğundan beri
  • Başlangıçtan beri
dert sahibi
  • Üzüntüsü, sorunu olan
  • Hasta
dekatlon
  • Uzun atlama, gülle atma, cirit atma, yüksek atlama, disk atma, sırıkla yüksek atlama, 100, 400 ve 1500 metre koşuları ile 110 metre engelli koşusundan oluşan atletizm yarışması
derletilme
  • Derletilmek işi
dizilmek
  • Dizi durumuna getirilmek, dizme işi yapılmak
  • Sıraya girmek
  • Yan yana veya üst üste sıralanmak
denge taşı
  • Omurgalıların özellikle de memelilerin iç kulak keseciğinde bulunan kalsiyum tuzu
diz kapağı kemiği
  • Dizin önünde bulunan, kapak biçiminde oynar kemik
devlet dili
  • Bir devletin sınırları içerisinde yönetimde, hukukta, eğitimde ve ticarette gerek sözlü gerekse yazılı iletişimde kullanılan, genellikle kanunla belirlenen dil, resmî dil
demci
  • Sarhoş
demetli
  • Demet biçiminde olan
değerli kâğıt
  • Üzerinde herhangi bir değer bulunan ve elinde bulunduranın her an yarar sağlayabileceği para
düzelticilik
  • Düzelticinin yaptığı iş, musahhihlik
devren
  • Devir (II) yoluyla, devrederek
dinamikleşmek
  • Dinamik duruma gelmek
denizkızı
  • Solunumunu hem akciğer hem de solungaçlarıyla yapan, arka üyeleri olmayan, otçul amfibyumlar sınıfından bir hayvan
dakikasında
  • Hemen o anda
defnetme
  • Defnetmek işi
dinlendirilme
  • Dinlendirilmek işi
dokuzunculuk
  • Dokuzuncu olma durumu
didon sakallı
  • Yalnız çenesinde sivri sakalı olan, didona sakallı
doğancılık
  • Doğancının yaptığı iş
dolanıp durmak
  • sürekli olarak aynı yerde gezinmek
doktorasız
  • Doktorası olmayan
dut hoşafı
  • Kurutulmuş dut, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan hoşaf
dayamsız döşemsiz
  • Yaşamak için gerekli olan nesneler olmayan (yer)
dönüşüvermek
  • Aniden dönüşmek
dışsal
  • Dışla ilgili, dışa ilişkin, haricî
dinamitçilik
  • Dinamitçinin yaptığı iş
dökümevi
  • Fabrikalarda döküm yapılan yer, dökümhane
değerlilik
  • Değeri olma durumu, kıymetlilik, kıymettarlık
dalıp gitmek
  • bir düşünce veya hayal ile bulunduğu ortamdan uzaklaşmak
diriltiş
  • Diriltme işi
demir hat
  • Demir yolu
dilim dilim etmek
  • dilimlemek
değişebilme
  • Değişebilmek işi
duvaklı
  • Başı ve yüzü duvakla örtülü
  • Doğduğunda başında zar olan (bebek), perdeli
dipli
  • Dibi olan
Didim
  • Aydın iline bağlı ilçelerden biri
düzenlemecilik
  • Düzenlemecinin yaptığı iş
damga pulu
  • Resmî işlemlerde belgelere yapıştırılan pul
dövdürme
  • Dövdürmek işi
domino
  • Üzerleri noktalarla işaretli dikdörtgen biçiminde yirmi sekiz taşla masa üzerinde oynanan bir oyun
  • Maskeli balolarda giyilen kukuletalı uzun giysi
denkleştirme
  • Denkleştirmek işi
dikizlenme
  • Gözetlenme
düşündürtme
  • Düşündürtmek işi
dekadan
  • XIX. yüzyıl sonlarında Fransa'da natüralistlere karşı çıkan sembolizm akımına öncülük etmiş olan sanatçı
  • Edebiyatta, sanatta yozlaşma, gerileme
dizi dizi
  • Peş peşe dizilmiş
  • Dizilerek, dizim dizim, diziler durumunda
diskçalar
  • Özel yöntemlerle yoğun disk üzerine kaydedilen müzikleri dinlemeye yarayan araç
demirlenme
  • Demirlenmek işi
dinçlenmek
  • Dinç bir durum ve görünüm kazanmak
dörder
  • Dört sayısının üleştirme sayı sıfatı
  • Her birine dört, her defasında dördü bir arada olan
doğal coğrafya
  • Fiziki coğrafya
düzenletebilme
  • Düzenletebilmek işi
döl eşi
  • Memelilerde ana ile dölüt arasında kan alıp verme işini sağlayan organ, son, eş, meşime, etene, plasenta
depreşmek
  • Nüks etmek
detaylılık
  • Ayrıntılılık
dağlayış
  • Dağlama işi
delirtebilmek
  • Delirtme ihtimali veya imkânı bulunmak
dağınık ışık
  • Bir sahnenin genel olarak aydınlanmasını sağlayan veya sahnenin aydınlanma derecesini artırmakta kullanılan ışık
dizginsiz
  • Dizgini olmayan
  • Aşırı olan, ölçüsüz
durmalı çıkış
  • Bisiklet yarışlarında bir yardımcının kol itişiyle yapılan çıkış
dirlik
  • Yaşayış, hayat, sağlık, varlık, geçim
  • Huzur, erinç
  • Osmanlı Devleti'nde bir hizmete karşılık olmak üzere bir kimseye devletçe verilen aylık veya bir yere bağlı gelir
duygulanma
  • Duygulanmak durumu, tahassüs
  • İç salgı bezlerini de kapsayan türlü etkiler altında duygusal tepkiler gösterme
dürtükleme
  • Dürtüklemek, işi
dürülüş
  • Dürülme işi
dikenli meyan
  • Yüksekliği 1-2 metre olan, beyazımsı mor çiçekli, tüysü yapraklı çok yıllık bir bitki, acı meyan (Glycyrrhiza echinata)
dış asalak
  • Konakçının üzerinde yaşayan ve çoğunlukla kan emen asalak
dazkırlaşmak
  • Doğal olaylar veya insanların etkisiyle yeryüzü bölgesi çıplaklaşmak ve kelleşmek
düşürüvermek
  • Çabucak veya kısa sürede düşürmek
denetlenebilmek
  • Denetlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
devleşme
  • Devleşmek işi veya durumu
derişiklik
  • Derişik olma durumu
dev anası
  • Masallarda geçen dişi dev
dumanlamak
  • Dumanlı duruma getirmek
  • Dumana tutmak
  • Sarhoş etmek
diktirtme
  • Diktirtmek işi
duy priz
  • İçerisinde aydınlatmak amacıyla kullanılan duyun yanı sıra elektrik akımı almaya yarayan bir düzeneği de bulunduran alet
dayanışmalı
  • Aralarında dayanışma bulunan
dönüştürülebilmek
  • Dönüştürülme ihtimali veya imkânı bulunmak
daldırılmak
  • Daldırma işine konu olmak
dik açıklık
  • Bir gök cisminin gök eşleğinden olan açısal uzaklığı, yükselim
dış zar
  • Aynı irilikte olmayan, kütin durumuna gelmiş çiçek tozu tanecikleri
derslikli
  • Dersliği olan
derinletme
  • Derinletmek işi
devlet nişanı
  • Gördükleri önemli işlerden dolayı kişileri onurlandırmak için devletçe verilen anmalık, nişan
dayanaklık etmek
  • dayanak, destek olmak
darlaştırabilme
  • Darlaştırabilmek işi
daldan dala konmak
  • sık sık iş, konu veya düşünce değiştirmek
demode olmak
  • modası geçmek, gözden düşmek, değerini yitirmek
dildaş
  • Aynı dili konuşanlardan her biri
didilmek
  • Ditme işi yapılmak
Domaniç
  • Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
deniz kurdu
  • Deneyimli, eski denizci, usta denizci
dünden
  • Bir önceki günden
derebeylik
  • Derebeyi olma durumu
  • Orta Çağda özellikle Batı Avrupa'da toprağı ve üzerinde yaşayan köylüleri tek bir kimsenin malı sayan siyasal düzen, feodalite
  • Derebeyi yönetimindeki bölge
diretmek
  • Direnmek, ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek
döllendirme
  • Döllendirmek işi
dalgalı
  • Dalgası olan
  • Dalga dalga görünen
  • Kıvrımlı (saç)
  • Açıklı koyulu (renk)
  • Belli dalga boylarını alabilen, alternatif
deniz kızı
  • Denize yakın kayalıklar üzerinde şarkı söyleyen, başı ve göğsü kadın biçiminde, belden aşağısı balık kuyruklu olduğu varsayılan doğaüstü yaratık
delinmek
  • Delme işi yapılmak
  • Bir şeyde delik oluşmak
  • Çiğnenmek, uyulmamak, aykırı davranılmak
düğüncülük
  • Düğüncü olma durumu
despotça
  • Despota yakışır
  • (despo'tça) Despota yakışır bir biçimde
döşeyebilme
  • Döşeyebilmek işi
düzeltilebilme
  • Düzeltilebilmek işi
dikizlenmek
  • Gözetlenmek
değerlendirebilmek
  • Değerlendirme ihtimali veya imkânı bulunmak
dökmeci
  • Dökümcü
donuklaşmak
  • Donuk duruma gelmek
dikişini almak
  • dikilmiş yaranın ipliklerini kesip çıkarmak
dağıtılıverme
  • Dağıtılıvermek işi
doğaç
  • Sözü birdenbire, düşünmeden, içine doğduğu gibi söyleme, irtical
dümdüzlük
  • Dümdüz olma durumu
dere tepe
  • İnişli çıkışlı
dinçleştirme
  • Dinçleştirmek işi
dırdırlanma
  • Dırdırlanmak işi
dayı oğlu
  • Dayının oğlu, dayızade
diyalaj
  • Piroksen cinsinden, doğal kalsiyum, magnezyum ve demir silikatı
duygusal
  • Duygularla ilgili, duygulara dayanan, hissî
  • Duygunun ağır bastığı, duygunun aşırı etkilediği (eser veya insan)
dolaşmak
  • Gezmek, gezinmek
  • Doğru gitmeyip yolu uzatmak
  • Dönüp başka bir yönden gelmek
  • Akmak
  • Saç, iplik vb. şeyler birbirine karışarak güç çözülür duruma gelmek
  • Bir yeri belli bir amaçla gezmek
  • Denetlemek amacıyla bir yeri gezmek
  • Nefes, el bir şey üzerinde hafifçe hareket etmek
  • Gezinmek
  • Çok kimse tarafından söylenmek
  • Belirmek
dizgeleştirme
  • Dizgeleştirmek işi
derinletmek
  • Derin duruma getirmek
dilebilmek
  • Dilme ihtimali veya imkânı bulunmak
doğuruvermek
  • Ansızın doğurmak
  • Kolayca doğurmak
değişkenlik
  • Değişken olma durumu
dardağan
  • Palmiye cinsinden bir ağaç (Celtis tournefortii)
  • Bu ağacın çitlembik büyüklüğünde, sert çekirdekli tatlı yemişi
domaltmak
  • Domalmasını sağlamak
delimsirek
  • Delice
düldül
  • Mekanik olarak çalışan oyuncak çocuk arabası
  • At
  • Eski otomobil
  • Modası geçmiş araç
derisi dikenliler
  • Beşli bakışımlı denizkestaneleri, denizhıyarları, denizyıldızları, deniz yılanları ve denizlalelerini içine alan deniz hayvanları dalı
daltaban
  • Yalın ayak (kimse)
  • Aşağılık, serseri
devimsellik
  • Devimsel olma durumu
doluvermek
  • Çok çabuk veya kısa zamanda dolmak
düşünsel
  • Düşünce ile ilgili, düşünce sonucu ortaya çıkan, düşünceye dayanan, fikrî
dolandırıcılık
  • Dolandırıcı olma durumu, ayyarlık
  • Dolandırıcının yaptığı iş
devşirebilmek
  • Devşirme ihtimali veya imkânı bulunmak
dağ armudu
  • Ahlat (I)
devrisaadet
  • Asrısaadet
duyulmamış
  • O güne kadar karşılaşılmamış, şaşılası
demli
  • Çok demlenmiş, koyu (çay)
değiniliş
  • Değinilme işi
dikdörtgensel
  • Dikdörtgen benzeri, dikdörtgen gibi
devamlı otlatma
  • Bir meranın otlatma mevsimi içerisinde bitkilere dinlenme imkânı verilmeden aralıksız bir biçimde hayvanlara otlatılması
döl döş
  • Çocuklar ve torunlar, soy sop
durayazma
  • Durayazmak işi
denetleyivermek
  • Çabucak veya ansızın denetlemek
dış bellek
  • Bilgisayarın yalnızca giriş çıkış kanallarını kullanarak erişebildiği bellek
delik deşik
  • Her yanı deliklerle dolu
değerlendirilmek
  • Değerlendirme işi yapılmak, kıymetlendirilmek
diş hekimliği
  • Diş, ağız bakımıyla ve hastalıklarıyla uğraşan tıp dalı, dişçilik, diş tababeti
dinleyivermek
  • Dinlemek
daldız
  • Marangozların kullandığı ağaç oymaya yarayan oluklu demir alet
  • Ağaçtan oyulmuş arı kovanı
  • Ağaçtan oyulmuş yayık
  • Petekten bal almak için kullanılan demir kepçe, demir bıçak
dini bütün
  • Dinine çok bağlı, inancı sağlam olan, dinin buyruklarını eksiksiz yerine getiren
dipçikleme
  • Dipçiklemek işi
devrirevan
  • Türk müziğinde bir büyük usul
deniz basması
  • Çöken bir kara parçasına deniz sularının dolması
doğrultabilme
  • Doğrultabilmek işi
dikbaşlı
  • İnatçı, bildiğinden dönmeyen, büyüklerinin sözünü dinlemeyen, boyun eğmeyen (kimse), dikkafalı
  • Kurumlu (II)
dişeme
  • Dişemek işi
deneyüstücü
  • Deneyüstücülük yanlısı, transandantalist
dallanma
  • Dallanmak işi
dileniş
  • Dilenme işi
dalgınlaştırma
  • Dalgınlaştırmak işi
dikgen
  • Birbiriyle veya kesim noktasındaki teğetleriyle dik açı yapacak biçimde kesişen
dölleniş
  • Döllenme işi
demetlemek
  • Demet yapmak, demet durumunda ayırıp bağlamak
devlet kapısı
  • Devletin kurum ve kuruluşları
düzletme
  • Düzeltmek işi
düşleme
  • Düşlemek işi
dümtek
  • Klasik Türk müziğinde tempo
diktirebilmek
  • Diktirme ihtimali veya imkânı bulunmak
Dargeçit
  • Mardin iline bağlı ilçelerden biri
dağ otlağı
  • Dağ merası
densizlenme
  • Densizlenmek durumu
denizüzümü
  • Yüksekliği 1-2 metre olan, dik dallı, dalları yeşil renkli, yaprakları pulsu ve kın biçiminde dalları sarmış, çalı görünüşünde, meyvesi bezelye büyüklüğünde, kırmızı ve nadiren sarı renkli, çok yıllık bir bitki (Ephedromajor)
dövmesiz
  • Dövmesi olmayan
destekçilik
  • Destekçi olma durumu
dört köşe
  • Kare biçiminde olan
dulda tutmak
  • örtünmek, koruyacak biçimde sarınmak
dizeleme
  • Dizelemek işi
deneyimsiz
  • Deneyimi olmayan, tecrübesiz
deliksiz uyku
  • Derin uyku
dürteleme
  • Dürtelemek işi
doğan
  • Kartalgillerden, sırtı kül rengi ve enine çizgili, küçük kuş, fare vb. ile beslenen ve alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş (Falco peregrinus)
Düzce
  • Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
dem dökmek
  • kadınlar aybaşında kan yitirmek
düşürüverme
  • Düşürüvermek işi
Danca
  • Danimarka dili
  • Bu dille yazılmış olan
düğün alayı
  • Düğüne katılanların çalgı eşliğinde hep birlikte yürümesiyle oluşan topluluk
damgacılık
  • Damgacının yaptığı iş
dizleme
  • Dizlemek işi
düşeş atmak
  • tavlada zarlar altı altı gelmek
  • umulmadık bir başarı kazanmak
denetimsizlik
  • Denetimsiz olma durumu
düşme
  • Düşmek işi
dolaşma
  • Dolaşmak işi
dermansızca
  • Bitkince
delirebilme
  • Delirebilmek işi
durgunluk
  • Durgun olma durumu
  • Alışverişin azlığı vb. nedenlerle piyasanın durgun olması, resesyon
deniz rezenesi
  • Maydanozgillerden, deniz kumsallarında bol olarak yetişen, güzel kokulu bir bitki, denizibiği (Crithmum maritimum)
deniz haritası
  • Denizlerin oluşum ve konumlarını değişik renk ve çizgilerle gösteren harita
dönülme
  • Dönülmek işi
dolmuşçu
  • Dolmuş işleten kimse
darmaduman etmek
  • karmakarışık bir duruma getirmek
diplomatik
  • Diplomasi ile ilgili
dedirtebilmek
  • Söylemesini sağlamak
dogmalaştırmak
  • Bir inancı dogma durumuna getirmek
değme gitsin
  • `anlatılması güç, anlatılamaz` anlamında kullanılan bir söz
diyalel
  • Bir önermeyi başka bir önerme ile tanıtlamak yoluyla yapılan sofizm, üstü örtülü bir tür kısır döngü
dövüşken
  • İyi dövüşen veya dövüşmeyi seven
düzencilik
  • Düzenci olma durumu
doğuruverme
  • Doğuruvermek işi
dostsuzluk
  • Dostsuz olma durumu
dikdörtgensel bölge
  • Dikdörtgenin sınırladığı düzlemsel bölge
dilleklik
  • Dedikoduculuk
desigram
  • Bir gramın onda biri ağırlığında bir ölçü birimi
dubara
  • Oyunda, atılan zarlardan ikisinin de iki benekli yüzünün üste gelmesi
ditmek
  • Yün, pamuk vb.ni tellere ayırarak kabartmak
  • Elle çok küçük parçalara ayırmak
deyivermek
  • Çabucak veya ansızın demek
düşkü
  • Uğraşı
diş ağrısı
  • Diş bölgesinde oluşan hastalıktan meydana gelen ağrı
devletle
  • `Güle güle` anlamında kullanılan bir esenleme sözü
damar damar
  • Çok damarlı
  • Katmanlı
derecelendirilmek
  • Derecelendirme işi yapılmak
daha daha
  • Başka başka
defnetmek
  • Ölüyü gömmek, toprağa vermek
dış güçler
  • Ekonomi ve politika açısından güçlü devletler
  • Mekanik parçalanma, kimyasal ayrışma, rüzgâr, dalga, akarsu ve buzulların etkileri gibi kökenleri güneş enerjisine dayanan güçlerin veya etkenlerin bütünü
dalgalanabilme
  • Dalgalanabilmek işi
derlendirme
  • Derlendirmek işi
düşkünleşme
  • Düşkünleşmek durumu
derin soğutma
  • Bir tür soğutma tekniği
döpiyes
  • Etek ceketten oluşan iki parçalı kadın giysisi
deniz depremi
  • Merkezi denizin dibinde odaklaşan bir tür yer sarsıntısı
döner kule
  • Kendi ekseni etrafında yavaşça dönen kule
disk zımpara
  • Mermer ve metal maddeleri kesmeye veya temizleyip parlatmaya yarayan alet
dolaşıksız
  • Dolaşık olmayan
depolatma
  • Depolatmak işi
drenaj
  • Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması, akaçlama
  • Yarada biriken sıvıyı akaçla boşaltma
dizgici
  • Basımevinde dizgi işiyle uğraşan kimse, mürettip
deriştirme
  • Deriştirmek işi
dönüşü olmayan yola girmek
  • asla bırakılmayacak, vazgeçilmeyecek bir durumda olmak
dökme demir
  • İçinde % 2'den % 6'ya kadar karbon bulunan bir demir karbon alaşımı, font (I), pik (I)
devir
  • Dönme, dönüş
  • Aktarılma
  • Bir malın mülkiyetini veya bir mal üzerindeki hakkı bir başkasına geçirme
  • Bir görevin bir kimseden bir başkasına geçmesi
  • Sürekli ve düzenli değişme, çevrim
  • Bir hareket, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka hareketlerden oluştuğunda hareketlerin her biri veya bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot
  • Dolaşma
düğümlenme
  • Düğümlenmek durumu
defin ruhsatı
  • Ölünün gömülmesi için belediye veya hükûmet doktorundan alınan izin
doru
  • Gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi koyu renkli olan, yağız (at)
  • Kızıl (at donu)
dillek
  • Dedikoducu
destekli bütçe
  • Dayanağı olan bütçe
dolukma
  • Dolukmak işi
devrimci
  • Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse
  • Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci
  • İnkılapçı kimse
dalavere
  • Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun
dokunum
  • Çevremizdeki nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derimiz aracılığıyla bildiren duyarlık yeteneği, lamise
ders içi
  • Ders saati ve konusu içinde olan
dayanaklı
  • Dayanağı olan
dağınık gözenek
  • Ağaç başkesitindeki gözeneklerin dengeli düzende dağılım gösterme durumu
daraltılma
  • Daraltılmak işi
defroster
  • 343 buzçözer
darlaştırılabilmek
  • Darlaştırılma ihtimali veya imkânı bulunmak
döküntü
  • Dökülmüş, saçılmış şeyler
  • Bir topluluktan geri kalmış kimseler
  • Bozuntu
  • Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi
  • Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı
  • Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse
  • İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat
  • Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti
  • Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer
düven
  • Harmanda ekinlerin sapı ve tanelerini ayırmak için kullanılan, önüne koşulan hayvanlarla çekilen, alt yüzünde keskin çakmak taşları dikine çakılı bulunan, kızak biçiminde araç
düvel
  • Devletler
durultmak
  • Duru duruma getirmek
döllenme
  • Erkek gametle dişi gametin kaynaşmasıyla yumurtacığın oğulcuk durumuna gelmesi, aşılanma, ilkah
  • Tozlaşma
delege
  • Kendisine yetki verilerek bir yere veya birinin katına gönderilen kimse, elçi, murahhas
  • Devlet, parti, sendika vb. kuruluşları toplantılarda temsil eden kimse
  • Bilimsel toplantılara bildiri sunmak üzere katılan kimse, katılımcı
dilenme
  • Dilenmek işi
dört bir
  • Ciharıyek
donakalmak
  • Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
dikiş iğnesi
  • Dikiş dikmek için özel olarak yapılmış iğne
düztaban
  • Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk
  • Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse)
  • Dar tabanlı bir rende türü
  • Uğursuz
devletli
  • Mutluluk ve refah içinde olan (kimse)
  • Osmanlı Devleti'nde paşa, vezir vb. devlet adamlarına verilen unvan
dışık
  • Cüruf
düver
  • Yapılarda kullanılan kalın ağaç, direk, mertek
demin
  • Az önce, demincek, deminden
dâhice
  • Dâhiye yakışır bir biçimde, dahiyane
  • Beklentilerin üstünde, beklenmedik, alışılmadık
dırlaşma
  • Dırlaşmak işi
doğru parçası
  • Doğru üzerinde iki nokta ile sınırlanmış parça
dertleşebilme
  • Dertleşebilmek işi
doksanarlı
  • Doksanar doksanar sıralanmış
  • Her biri doksan birimden oluşan
desensiz
  • Üzerinde desen bulunmayan
duyulmak
  • Duyma işine konu olmak
dinginleştirmek
  • Dingin duruma gelmesini sağlamak
doldurabilmek
  • Doldurma ihtimali veya imkânı bulunmak
devrilebilmek
  • Devrilme ihtimali bulunmak
delilsiz
  • Delili olmayan
dolandırabilmek
  • Dolandırma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Dolandırmayı becermek
dişlemek
  • Bir şeyin bir parçasını ısırmak veya koparmak
  • Çiğnemek
dumur
  • Körelme
diyabetik
  • Şeker hastalığı ile ilgili
duralatmak
  • Duralama işini yaptırmak
dikleşebilme
  • Dikleşebilmek işi
dağıtıcılık
  • Dağıtıcının yaptığı iş, distribütörlük
dış plazma
  • Bir hücre içerisindeki sitoplazmanın farklılaşmış dış katı
denetimsiz
  • Denetlenmiş olmayan
düzeltilmek
  • Düzeltme işine konu olmak veya düzeltme işi yapılmak
devrileyazma
  • Devrileyazmak işi
döşetme
  • Döşetmek işi
divançe
  • Küçük divan
derin derin
  • Uzun uzun
  • Anlamlı
derecelemek
  • Derecelere ayırmak
Derbent
  • Konya iline bağlı ilçelerden biri
demoralize
  • Morali bozulmuş
dayanılma
  • Dayanılmak işi
diyaliz
  • Vücut sıvılarındaki istenmeyen maddelerin yarı geçirgen zar aracılığıyla vücuttan uzaklaştırılması temeline dayanan bir çözümleme veya arıtma yöntemi
duyarsızlaştırmak
  • Duyarlılığını ortadan kaldırmak, duyarsız duruma getirmek
demlenmek
  • Demleme işi yapılmak
  • Pilav piştikten sonra bir süre bekletilerek kıvama gelmek
  • İçki içmek
durulaştırma
  • Durulaştırmak işi
denettirmek
  • Denetme işini yaptırmak
deneyleme
  • Deneylemek işi
dejenere
  • Soysuz
  • Yoz
  • Bozulmuş
  • Bozunmuş
dispeççilik
  • Dispeççinin yaptığı iş
dengeci
  • Denge ögesini ön planda tutan
değerbilirlik
  • Değerbilir olma durumu, iyilikbilirlik, kadirbilirlik, kadirşinaslık
dayı kızı
  • Dayının kızı
defihacet
  • Küçük veya büyük abdest bozma
daralış
  • Daralma işi
dayayıvermek
  • Çabucak dayamak
dezavantaj
  • Avantajlı olmama durumu
derebilmek
  • Derme ihtimali veya imkânı bulunmak
devirmek
  • Ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek
  • Bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak
  • Hepsini kısa sürede içip bitirmek
  • Bir yana eğmek
  • Belli bir yaş dönemini geride bırakmak
  • Bir kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek
demir oksit
  • Demirin hem doğada görülen hem de sentetik olarak yapılan, değişik kimyasal değer ve renkte bulunabilen oksit biçimi
diletme
  • Diletmek işi
dümen boğazı
  • Dümenin, dümen yelpazesinden yukarı kalan bölümü
donanma gecesi
  • Bayramlarda, sevinçli günlerde bayrak, ışık kullanılarak, havai fişek atılarak yapılan şenlik, donanma, donanma şenliği
dolgun
  • Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış
  • Balıketinde
  • Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.)
  • Şişkin
  • Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu
dağlayabilme
  • Dağlayabilmek işi
düzeltiş
  • Düzeltmek işi
dublajcı
  • Seslendirici
destelenmek
  • Desteleme işi yapılmak
diş eti
  • Diş köklerini kaplayan kalın kırmızımtırak et
dizinleme
  • Dizinlemek işi
dirilmek
  • Güçlenip canlanmak
  • Bitki solmuş, pörsümüş durumdayken yeniden canlılık kazanmak, diri duruma gelmek
  • Hasta yeniden sağlığını kazanmak, iyileşmek
  • Öldüğü sanılan şey canlanmak
  • Yeniden etkin olmak, geçerli duruma gelmek
dolaplı
  • Dolabı olan
deneyivermek
  • Çabucak veya ansızın denemek
damlacık
  • Küçük damla
dar açı
  • Ölçüsü 90 dereceden küçük olan açı
Dikili
  • İzmir iline bağlı ilçelerden biri
döşekli
  • Döşeği olan
  • Yalpası az olan yayvan gemi
dervişane
  • Dervişçe
dirhem dirhem
  • Azar azar, çok az ölçüde
döşetebilme
  • Döşetebilmek işi
domuz dikeni
  • Yaprakları sapsız ve dikenli, çiçekleri etli, otsu bir bitki
düzentileme
  • Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma, mizansen
domur
  • Kabarcık
  • Tomurcuk
danssız
  • Dans edilmeyen
dördüncü ayak
  • Altılı ganyanda yer alan dördüncü koşu
dinamit lokumu
  • Kauçuk ve jelatin kıvamında olan, nitrogliserin içeren bir dinamit türü
damlalık
  • Bir sıvıyı damla damla akıtmak için bir ucuna kauçuktan yapılmış başlık geçirilmiş, öbür ucu sivri, cam veya plastikten araç
  • Bir yapıda çörtenleri ve dam oluklarını taşıyan yan duvar
  • Bulaşık teknesinin yanına konulan ve yıkanmış kap kacağın sularını tekneye akıtan oluklu bölüm
dirimselcilik
  • Hayat olaylarını fiziksel, kimyasal güçlerle değil de özel bir yaşama ilkesi, yaşam gücü ile açıklayan öğreti
diyar
  • Ülke
  • Dünya
  • Bazı nitelik veya değerleri taşıyanların çok bulunduğu yer, yurt
düğümcük
  • Ufak düğüm, nodül
dizginleyebilmek
  • Dizginleme ihtimali veya imkânı bulunmak
dokuzarlı
  • Dokuzar dokuzar sıralanmış
  • Her biri dokuz birimden oluşan
dönüm noktası
  • Bir olayın yeni bir duruma geçme zamanı
dibek kafalı
  • Anlayışsız, kaba, budala (kimse)
doğum izni
  • Çalışan kadınlara doğum öncesi başlayıp doğumdan sonraki belli bir süreye kadar verilen yasal izin
dinleyicilik
  • Dinleyici olma durumu
dalgıç kuşugiller
  • Kuşlar sınıfının dalgıç kuşları takımına giren bir familyası
diş macunu
  • Dişleri temizlemede kullanılan macun
düşük
  • Yaşayabilecek duruma gelmeden doğan yavru, ceninisakıt, bağan, sakıt
  • Aşağı doğru düşmüş, aşağı sarkmış
  • Az
  • İktidardan düşmüş veya düşürülmüş
  • Dil bilgisi kurallarına uymayan
  • Eski değer ve onurunu yitirmiş olan
destekleme alımı
  • Bir ürünün değerini belli bir düzeyden aşağı düşürmemek için devletçe yapılan satın alma işi
dökebilme
  • Dökebilmek işi
dönüştürülme
  • Dönüştürülmek işi
dostsuz
  • Dostu olmayan
  • Dostu olmadan
dogmatik
  • Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi), inaksal
  • Felsefe ve din dogmalarının mantıksal ve sıralı bir yolla ortaya konuluşu
döndürme
  • Döndürmek işi, irca, tahvil
düşey
  • Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli
düşes
  • Dükün karısı
devredilmek
  • Devretme işi yapılmak, devrolmak
davetname
  • Yasal bir iş için gönderilen davetiye
dana derisi
  • Ölü buzağından elde edilen ve tirşe yapımında kullanılan özel deri
deşarj olmak
  • akü, pil gücünü yitirmek
  • içini dökmek, boşalmak, rahatlamak
değişiverme
  • Değişivermek işi
diriltiverme
  • Diriltivermek işi
düzenbaz
  • Hile yoluyla aldatan, hile yapan
doksanıncı
  • Doksanın sıra sıfatı, sırada seksen dokuzuncudan sonra gelen
delirtilebilme
  • Delirtilebilmek işi
dizgeleştiriş
  • Dizgeleştirme işi
desteleyici
  • Biçilmiş ekini deste yapan işçi, desteci
dığdığı
  • Konuşurken `r` leri `ğ` gibi söyleyen (kimse)
dineri
  • İskambil kâğıtlarındaki işaretlerden karo
doğramacılık
  • Doğramacının yaptığı iş
dıbır dıbır yürümek
  • hafif ve düzenli biçimde ses çıkararak yürümek
divani
  • Divan kaleminden çıkan ferman, berat vb. belgelerde kullanılmış olan yazı
delegasyon
  • Herhangi bir topluluğu temsil etmekle görevli yetkili kurul
düşündürücülük
  • Düşündürücü olma durumu
dış satım
  • İhracat
değinilme
  • Değinilmek işi
defedebilme
  • Defedebilmek işi
dülger balığı
  • Kemikli balıklar takımından, başı büyük, ağzı geniş, vücudu yassı ve söbe, üstü dikenli pullarla kaplı bir balık, peygamber balığı (Zeus faber)
diyalektikçi
  • Diyalektik yöntemini uygulayan kişi
Doğanyol
  • Malatya iline bağlı ilçelerden biri
dikenleşme
  • Dikenleşmek işi
düşünebilmek
  • Düşünme ihtimali veya imkânı bulunmak
döktürebilme
  • Döktürebilmek işi
dövmeci
  • Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi
  • Vücuda dövme yapan kimse
domuzlaşma
  • Domuzlaşmak işi
demlenme
  • Demlenmek işi
deldirme
  • Deldirmek işi
dalak kestirmek
  • sıtmadan büyümüş dalağı eski bir yöntemle tedavi ettirmek
devleştirebilmek
  • Devleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak
dokunuş
  • Dokunma (II) işi
  • Dokunma ipliklerinin çaprazlama biçimi
dalan
  • Lobi
  • Biçim, şekil
dayatışmak
  • Kendi istek ve arzuları doğrultusunda ısrar etmek, inatlaşmak
dinsizleştirilme
  • Dinsizleştirilmek işi
demograf
  • Nüfus bilimci
dekanlık
  • Dekan olma durumu
  • Dekanın görevi
  • Dekanın makamı
deldirebilmek
  • Deldirme ihtimali veya imkânı bulunmak
diniverme
  • Dinivermek işi
demir yeri
  • Limanlarda gemilerin demir atmasına ayrılmış yer
döktürebilmek
  • Döktürme ihtimali veya imkânı bulunmak
despotizm
  • Despotluk, istibdat
doğuranlar
  • Hayvanların yavru doğurma yoluyla üreyen sınıfı
döktürüş
  • Döktürme işi
düellocu
  • Düello yapan kimse
dahletme
  • Dahletmek işi
dokunsal
  • Dokunum ile ilgili olan
denklenme
  • Denklenmek işi
dökülü
  • Dökülmüş
dizilivermek
  • Çabucak veya ansızın dizilmek
diyabetoloji
  • Diyabet bilimi
dük
  • Avrupa ülkelerinde prensten sonra gelen en yüksek soyluluk unvanı
değersizleştirebilme
  • Değersizleştirebilmek işi
diken dutu
  • Böğürtlen
dinamiklik
  • Dinamik olma durumu
denetim
  • Denetleme
dolaksız
  • Dolağı olmayan, büzgüsü bulunmayan
devirtme
  • Devirtmek işi
defa
  • Kez, kere
diriltmek
  • Dirilmesini sağlamak
dağılmak
  • Toplu durumdayken ayrılıp birbirinden uzaklaşmak
  • Değer ve birimler belli etkenlerle, oranlı olarak bölünmek
  • Parçalanarak yayılmak, ufalanmak
  • Karışık duruma gelmek, düzeni bozulmak
  • Birliği, beraberliği bozulmak
  • Bir topluluğun, kuruluşun varlığı son bulmak, fesholunmak, münfesih olmak
  • Yavaş yavaş kaybolmak, yok olmak
düzeyli
  • Düzeyi, değeri olan, seviyeli
düzenleniş
  • Düzenlenme işi
derivasyon
  • Irmak vb.nin yatağını değiştirme
dili yatkın
  • Yabancı bir dili kolaylıkla öğrenme yeteneği olan
doktora
  • Bir fakülte veya yüksekokulu bitirdikten sonra o bilim dalında sınav ve bilimsel bir eserle erişilen derece, basamak
dolaştırabilmek
  • Dolaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak
direnleme
  • Direnlemek işi
dürtüştürmek
  • Kısa aralıklarla sık sık dürtmek
duyusallık
  • Duyusal olma durumu
doğayazmak
  • Ansızın doğmak
dereceleniş
  • Derecelenme işi
doğallaştırmak
  • Doğal duruma getirmek, tabiileştirmek
dergici
  • Dergi yayımıyla uğraşan kimse
deli otu
  • Turpgillerden, bahçelere süs olarak dikilen bir bitki, kuduz otu (Alyssum)
diftonglaşma
  • Diftong durumuna gelme işi
destelemek
  • Deste durumuna getirmek, deste yapmak
donanma şenliği
  • Donanma gecesi
düz duvara tırmanmak
  • çocuk, çok yaramazlık yapmak
değimsiz
  • Liyakatsiz
derkenar
  • Sayfa kenarına kaydedilen yazı, çıkma
denetim kurulu
  • Denetleme kurulu
doğmaca
  • Doğaçlama
dış gezi
  • Ülke sınırları dışına yapılan gezi
dağ keçisi
  • Boynuzlugiller familyasından, ufak sürüler hâlinde yaşayan, çok çevik bir tür antilop, elik, yağmurca (Rupicapra tragus)
densimetre
  • Bitkilerin dış kısımları ile toprak üzerinde kapladıkları alanı çeşitli büyüklüklerdeki halkalar yardımı ile ölçen bir alet
dupduru
  • Çok duru
devitmek
  • Hareket durumuna getirmek
dirim bilimci
  • Biyolog
doyunma
  • Doyunmak işi
dört ayak üstüne düşmek
  • tehlikeli bir durumdan zarar görmeden kurtulmak
  • işi rast gitmek
dalgıçlık
  • Dalgıcın mesleği, balık adamlık
duyar kat
  • Film tabanı üzerinde yer alan, ışığa karşı duyarlığı olan gümüş bromürlü ecza tabakası
dilencinin torbası dolmaz
  • `şundan bundan yardım dileyerek geçinmeye çalışanların istekleri bitmez` anlamında kullanılan bir söz
Dodurga
  • Çorum iline bağlı ilçelerden biri
de
  • Türk alfabesinin beşinci harfinin adı, okunuşu
Dürzi
  • Suriye'nin Havran bölgesinde, Lübnan'ın bazı bölgelerinde ve buralara yakın bölgelerde yaşayan ve kendilerine özgü mezhepleri olan bir topluluk
dekalitrelik
  • Belli bir dekalitre hacminde olan
dalgündüz
  • Güpegündüz
devredilebilme
  • Devredilebilmek işi
do
  • Gam (II) dizisinde `si` ile `re` arasındaki ses
  • Bu sesi gösteren nota işareti
dağıntı
  • Karışık, gelişigüzel atılmış öteberi
diyakoz
  • Hristiyanlıkta papazın yardımcısı olan din adamı
dolandırılma
  • Dolandırılmak işi
düzgün
  • Doğru ve pürüzsüz, muntazam
  • Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam
  • İyi
  • Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde
  • Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)
  • Fondöten
dairesiz
  • Dairesi olmayan
didikletme
  • Didikletmek işi
doğru akım
  • İletken bir devre üzerinde yön değiştirmeyen sürekli elektrik akımı
delikanlılık
  • Delikanlı olma durumu
duraksayış
  • Duraksama işi
Değirmendere fındığı
  • İnce kabuklu, uzunca, yağı az ve taze taze tüketilen bir tür fındık
delinebilmek
  • Delinme ihtimali veya imkânı bulunmak
dış satımcı
  • İhracatçı
duyarlıklı
  • Duyarlığı olan, hassasiyetli
doğurtabilmek
  • Doğurtma ihtimali veya imkânı bulunmak
dudak boyası
  • Dudakları boyamak için kullanılan kokulu, renkli madde, ruj
dağ serçesi
  • Serçegillerden, orman ve bahçelerde yaşayan sırtı kahverengi, karnı kül rengi ve beyaz olan bir tür serçe, ağaç serçesi (Passer montanus)
dünya görmüş
  • Çok gezmiş, çok yer görmüş
  • Deneyimli
daylak
  • Dişi deve
  • Çıplak
destar
  • Sarık
  • Örtü
doğuştancılık
  • Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm
demagogluk
  • Demagog olma durumu
denetim noktası
  • Denetleme yapılan yer
dolgulu
  • İçinde dolgu maddesi olan, doldurulmuş
debi
  • Bir akarsuyun herhangi bir kesiminden saniyede geçen suyun hacmi, akım
dizayn
  • Tasarım
diyez
  • Bir sesin yarım ton inceltileceğini gösteren nota işareti
  • Yarım ton inceltilmiş (ses)
dolantı
  • Gezip dolaşılan yer, alan
diş taşı
  • Diş köklerinde oluşan kireçsi taş tabaka, kefeki, tartar
dallanıp budaklanmak
  • bir iş, bir sorun büyüyerek karışık duruma gelmek
diyet
  • Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim
dâhiliye subayı
  • Askerî okul, askerî hastane vb. kuruluşlarda iç yönetimde görevli subay
dervişlik
  • Derviş olma durumu
dairesel
  • Daire ile ilgili
  • Daire biçiminde olan, dairevi
dışarıdan evlenme
  • Dış evlilik
deşeleme
  • Deşelemek işi
dev dalga
  • Deniz tabanında oluşan depremin yarattığı büyük dalga, tsunami
dinginleşme
  • Dinginleşmek durumu
dizileme
  • Dizilemek işi
doğratmak
  • Doğrama işini yaptırmak
derilmek
  • Derme işine konu olmak
derecelenme
  • Derecelenmek işi
duygulu
  • Duygusu, duyarlığı çok olan, kolay duygulanan, içli, duyar, hassas
delmece
  • Delecek biçimde
dış evlilik
  • Evlenecek kimsenin eşini kendi boy veya soyunun dışından seçmesi kuralına dayalı evlilik biçimi, dışarıdan evlenme, egzogami
doktorluk
  • Hekim olma durumu, hekimlik, tabiplik
  • Doktorculuk
duygulanıverme
  • Duygulanıvermek durumu
doğrultmak
  • Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek
  • Düzeltmek
  • Yöneltmek
  • Yön bulmak
  • Para sağlamak, kazanmak
döşemci
  • Tesisatçı
dengeşik
  • Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen
dil bilimi
  • Dillerin yapısını, gelişmesini, dünyada yayılmasını ve aralarındaki ilişkileri ses, biçim, anlam ve cümle bilgisi bakımından genel veya karşılaştırmalı olarak inceleyen bilim, lisaniyat, lengüistik, filoloji
doğrultman
  • Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey
  • Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem
destanlaştırılmak
  • Destan olarak anlatılmak
dizi pusulası
  • Resmî bir kurumda görevli memurun kurum adına yaptığı harcamaların ayrıntılı dökümünü gösteren belge
  • Herhangi bir konu ile ilgili belgelerin isim listelerini içeren belge
demokratikleşebilmek
  • Demokratik hâle gelebilmek
düğünsüz
  • Düğün olmadan, düğün yapmadan
  • Düğünü olmayan
depolanabilmek
  • Depolanma ihtimali veya imkânı bulunmak
değer düşürme
  • Fiyatını indirme, değerini aşağıya çekme
dalgalandırmak
  • Dalgalı duruma getirmek, dalgalanmasını sağlamak
dönenmek
  • Olduğu yerde veya bir şeyin çevresinde dönmek
dizgeleşme
  • Dizgeleşmek işi
doğruca
  • Doğruya yakın
  • (do'ğruca) Hiçbir yöne sapmadan, dolaylı olmayarak, dolaşmayarak
düşüncesizlik
  • Düşüncesizce davranma durumu
duyuluş
  • Duyulma işi
dernekleşmek
  • Dernek kurmak
damga vergisi
  • Kişiler veya kuruluşlar arası hukuki işlemlerin geçerliliğini belgeleyen kâğıtlardan alınan vergi
dalgınlaşma
  • Dalgınlaşmak işi
daralma
  • Daralmak işi
  • Geniş ünlülerin, yanlarındaki bazı ünsüzlerin etkisiyle darlaşması: geymek > giymek, yene > yine gibi
döş
  • Göğüs, bağır
  • Kaburga altı
derecelendirmek
  • Dereceleme işini yaptırmak
dizel motoru
  • Ateşleme işi buji yerine havanın sıkıştırılması sonucu elde edilen ısıdan yararlanılarak yapılan bir motor türü
densizlenmek
  • Densizlik etmek
dil tutukluğu
  • Dilin iyi çalışmamasından ileri gelen söyleme güçlüğü, anartri
  • Herhangi bir sebeple konuşamama
demetleniş
  • Demetlenme işi
düzmecilik
  • Sahtekârlık
dobra dobra
  • `Sakınmadan, çekinmeden konuşmak` anlamındaki dobra dobra konuşmak deyiminde geçen bir söz
depreşebilme
  • Depreşebilmek işi
doğru yol
  • Her türlü kötülükten uzak olan tutum, hak yolu
dalga sırtı
  • Dalganın iki yanındaki çukurlar arasındaki yüksek kesimi
dev gibi
  • iri ve korkunç
dam koruğugiller
  • İki çeneklilerden örnek bitkisi dam koruğu olan bir bitki familyası
dermeyan etmek
  • bir düşünce ileri sürmek, ortaya koymak
dengesizleştirilme
  • dengesizleştirilmek işi
demir bilek
  • Güçlü kuvvetli (kimse)
değerlendirmek
  • Bir şeyi yerinde ve yararlı bir yolda kullanmak
  • Değer kazandırmak, kıymetlendirmek
  • Değer biçmek
  • Bir şeyin özünü, önemini, nitelik ve niceliğini belirlemek
devrihindi
  • Türk müziğinde bir küçük usul
döşemek
  • Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak
  • Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek
  • Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek
  • Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek
dolanabilme
  • Dolanabilmek işi
durup dinlenmeden
  • Arası kesilmeksizin, arka arkaya, sürekli olarak
donam
  • Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri
  • Gemi ve sandalların donanımları
Denizli
  • Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
doğrucu
  • Her şeyin doğrusunu söylemeyi huy edinmiş olan, harbici
deve hamuru
  • Yenilmesi ve sindirilmesi güç yiyecek
duayen
  • Aksakal
  • Kordiplomatikte kıdemlilik bakımından başta gelen diplomat
Dekartçı
  • Dekart felsefesini benimseyen
  • Dekart'ın öğretisini benimseyen, Kartezyen
defans
  • Savunma
dişçilik
  • Diş hekimliği
demo
  • Tanıtım gösterisi
dinelmek
  • Ayakta durmak
  • Ayağa kalkmak, dik durmak
  • Karşı koymak, kafa tutmak
diyalekt
  • Lehçe
dengesizleşebilme
  • Dengesizleşebilmek işi
donkişotluk
  • Gereği yokken kahramanlık göstermeye kalkışma durumu
daha da
  • karşılaştırma derecesini vurgular
dağlanmak
  • Dağlama işine konu olmak
diyetetik
  • Kötü beslenmenin yol açtığı hastalıkları, yiyeceklerin besin değerlerini inceleyen sağlık bilgisi dalı
dönüşsüzlük
  • Dönüşsüz olma durumu
dürtüş
  • Dürtme işi
doyuverme
  • Doyuvermek işi
dişçi koltuğu
  • Diş hekimi muayenehanesinde bulunan, aşağı, yukarı ve geriye hareket eden, birtakım donanımlara sahip özel koltuk
dikkatlice
  • Dikkatli bir biçimde
destek oyun
  • Halk oyunlarında adım ve biçimsel yapı açısından doruk noktaya ulaşmayı sağlayan oyunu pekiştiren ikincil oyun
defaat
  • Kereler, kezler
defibratör
  • Yongaları liflerine ayrıştıran özel alet
donukluk
  • Donuk olma durumu
delmek
  • Delik açmak, delik duruma getirmek
  • İncitmek, kırmak
delişmence
  • Zıpırca
dövdürülme
  • Dövdürülmek işi
devam etmek
  • başlanmış bir iş sürmek
  • sürekli, düzenli gitmek
  • sürdürmek
dalıverme
  • Dalıvermek işi
dağıtılabilmek
  • Dağıtılma ihtimali veya imkânı bulunmak
deni
  • Alçak, kötü, kişiliksiz (kimse)
düşündürebilme
  • Düşündürebilmek işi
delk
  • Ovma, ovuşturma
  • Sürtünme
değişkinlik
  • Değişkin olma durumu
desimetre
  • Bir metrenin onda biri uzunluğunda bir ölçü birimi
darlaşabilme
  • Darlaşabilmek işi
done
  • Veri
devletleştirmek
  • Kamulaştırmak
dinmek
  • Sona ermek, bitmek, durmak
  • Kar ve yağmurun yağması, rüzgârın esmesi kesilmek veya durmak
  • İyileşmek
duyulabilmek
  • Duyulma ihtimali veya imkânı bulunmak
dünür düşmek
  • bir kızı evlenmek üzere başkası için istemek
dağcı
  • Dağa tırmanma sporu yapan kimse, alpinist
devce
  • Dev gibi
  • (de'vce) Deve benzer bir biçimde
dişlilik
  • Dişli olma durumu
döviz işlemi
  • Yerli paranın herhangi bir yabancı paraya veya yabancı bir paranın yerli paraya çevrilmesi işi
düşünüverme
  • Düşünüvermek işi
dudak yarığı
  • Tavşan dudağı
demem o (ki)
  • `benim söylemek istediğim` anlamında kullanılan bir söz
deforme olmak
  • biçimi, kalıbı bozulmak
dülger
  • Yapıların kaba ağaç işlerini yapan kimse
delişmen
  • Zıpır
  • Güçlü, hareketli, sağlam yapılı
  • Çılgın, hercai
dövüşmek
  • Karşılıklı birbirini dövmek, vuruşmak
  • İki silahlı kuvvet çatışmak
  • Boks yapmak
dinozorlaşmak
  • Dinozor gibi davranmak
  • Gelişmelere ayak uyduramamak, çağın gerisinde kalmak veya mevcut durum ve düzeni koruyup herhangi bir köklü değişiklik yapmamak
dürbün
  • Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet, bakaç
  • Gözetleme deliği
depremyazar
  • Depremlerin yerini, süresini, şiddetini tespit eden çok duyarlı cihaz, sismograf
diplemek
  • Bitkiyi kökünden sökmek
  • İçilecek bir şeyi dibine kadar içmek
Doğanhisar
  • Konya iline bağlı ilçelerden biri
dürümlemek
  • Dürüm biçiminde sarmak, kıvırmak
dogmalaştırabilme
  • Dogmalaştırabilmek işi
desenli kaplama
  • Ağacın yıl halkalarının kaplama yüzeyinde güzel görünüşlü çizgiler oluşturmasıyla elde edilen bir kaplama türü
dublaj
  • Seslendirme
  • Yabancı dildeki filmlerin başka bir dile çevrilmesi işi
  • Voleybolda blok yapan arkadaşının arkasında bıraktığı boşluğu doldurma
dağ dalak otu
  • Yüksekliği 5-10 santimetre olan, yere yatık ve çiçekleri soluk sarı renkli bir tür dalak otu (Teucrium montana)
dışlanmak
  • Dışarıda tutulmak, bir yere veya topluluğa alınmamak
dömivole
  • Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılan vuruş
dağ iklimi
  • Sert, kuru ve soğuk havanın hâkim olduğu iklim türü
düşüntülü
  • Kurgusal
doldurtma
  • Doldurtmak işi
Diyadin
  • Ağrı iline bağlı ilçelerden biri
değer düşürümü
  • Paranın altın veya yabancı bir paraya göre değerinin düşürülmesi, satın alma gücünün azalması, devalüasyon
dore
  • Altın rengi
  • Bu renkte olan
debeleniş
  • Debelenme işi
doğal fiyat
  • Maliyet fiyatı
düğün pilavıyla dost ağırlamak
  • başkasının kesesinden veya elinden ikramda bulunmak
dallandırıp budaklandırmak
  • bir işi, bir sorunu büyüterek karışık duruma getirmek
denizibiği
  • Deniz rezenesi
düzeltme işareti
  • Yazılışları aynı okunuşları ve anlamları farklı Doğu kökenli sözleri birbirinden ayırt etmek ve bunlardaki g, k ünsüzlerini ince okutmak için kullanılan işaret (^), şapka işareti, inceltme işareti, uzatma işareti, şapka: âdet, âlem, âşık kâğıt, tezgâh vb
dangalaklaşmak
  • Dangalak gibi davranmaya başlamak
dikenli salyangoz
  • Karından bacaklılar sınıfından, ılık ve tropik denizlerde yaşayan, kabuğu üzerinde birçok dikeni olan bir yumuşakça, iskerlet (Murex)
dâhilî
  • İçle ilgili
dışsallaşmak
  • Dışla ilgili, dışa ilişkin olmak
düdüklü tencere
  • Buhar basıncından yararlanarak yemeği çabuk ve sağlıklı olarak pişiren bir tür metal tencere, düdüklü
düzdürmek
  • Düzme işini yaptırmak
duraklayış
  • Duraklama işi
Denizlililik
  • Denizlili olma durumu
dinamikleşme
  • Dinamikleşmek durumu
dokunmalı
  • Parmakla dokunularak çalıştırılan (makine vb.)
denizanası
  • Sölenterlerden, yassı bir diske benzeyen, saydam, serbestçe yüzebilen deniz hayvanı, medüz
denaet
  • Alçaklık
dikelebilmek
  • Dikelme ihtimali veya imkânı bulunmak
dinginlik
  • Dingin olma durumu, durgunluk, sükûnet
dizgesel
  • Dizge ile ilgili, sistemli, sistematik
daldırıverme
  • Daldırıvermek işi
daraltı
  • Dar gibi görünme veya olma
dümbelekçilik
  • Dümbelekçinin yaptığı iş
diğer
  • Başka, özge, öteki, öbür
duvar takvimi
  • Duvara asılan, günlük veya aylık durumu ayrı kâğıtlarla gösteren takvim
düzenlenme
  • Düzenlenmek işi
dilberlik
  • Dilber olma durumu
deniz tavşancılı
  • Balık kartalı
didingen
  • Çok gayret eden
dumansızlık
  • Dumansız olma durumu
dinamitlenme
  • Dinamitlenmek işi
dağdan inme
  • Dağ adamı
denizcilik
  • Denizcinin yaptığı iş
doku
  • Bir vücudun veya bir organın yapı ögelerinden birini oluşturan hücreler bütünü, nesiç
  • Bir bütünün yapısı ve özelliği
dakikalık
  • Belli bir dakika süresince yapılan veya olan
damla taş
  • Tıraş edilmeyerek yuvarlak ve cilalı bırakılmış, değerli veya yarı değerli taş
  • Sarkıt
dosyalama
  • Dosyalamak işi
duyumcu
  • Duyumculuk yanlısı
deneysizlik
  • Deneysiz olma durumu
diyot
  • Yalnızca bir yönde akım geçiren devre
dıştan
  • Aslında olmayıp sonradan ve dışarının etkisiyle ortaya çıkan (düşünceler)
duruluvermek
  • Ansızın durulmak
dindirilme
  • Dindirilmek işi
dağıtılma
  • Dağıtılmak işi
demirletilme
  • Demirletilmek işi
dişi bakır
  • Kolay işlenebilen bakır
denlilik
  • Denli olma durumu
davgana
  • İnce, dar boyunlu küçük testi, toprak sürahi
derrace
  • Bisiklet
derinleştirilmek
  • Derin duruma getirilmek
  • Ayrıntılarına kadar incelenmek, derinliğine incelenmek
daldırtmak
  • Daldırmasını sağlamak
darbetme
  • Darbetmek işi
düçar olmak
  • uğramak, yakalanmak, tutulmak
döl kesesi
  • İçinde embriyo veya fetüsün bulunduğu amniyon sıvısı ile dolu boşluğu çeviren zar, amniyon
doyum noktası
  • İstek ve gereksinimlerin en üst sınırı
defterdar
  • Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli
  • Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli
dinginci
  • Dingincilik görüşünü benimseyen
doping yapmak
  • bazı bedensel özellikleri değiştiren veya artıran bir uyarıcı maddeyi çok az miktarda almak
  • uyarıcı etkide bulunmak
dokuncasız
  • Zararsız
dayanışmacılık
  • Bir topluluğun bütün bireyleri arasında bir dayanışma bulunmasını toplu durumda yaşamanın gereklerinden sayan ve bireycilikle ortaklaşacılık arasında yer alan öğreti, solidarizm
dökülebilmek
  • Dökülme ihtimali veya imkânı bulunmak
  • İki
deniz çulluğu
  • Kıyı bölgelerinde yaşayan bir tür çulluk
deha
  • İnsan zekâsının, insan kişiliğinin erişebileceği en yüksek düzey, dâhilik
  • Dâhi
dağıtabilme
  • Dağıtabilmek işi
dizüstü
  • Bilgisayarın her türlü donanımı ile küçültülerek taşınabilir duruma getirilmiş biçimi
darbetmek
  • Vurmak, çarpmak
  • Para basmak
  • Çarpmak
deneyebilme
  • Deneyebilmek işi
dubleks
  • İki katlı (ev)
dönenceli
  • Nöbetleşe
depo etmek
  • yığmak, biriktirmek
dizgesiz
  • Dizgesi olmayan, dizgeye bağlı olmayan, sistemsiz
deccal
  • Yalancı, fesat, dedikoducu (kimse)
delik büyük, yama küçük
  • `eldeki imkânlar gerekenden çok az` anlamında kullanılan bir söz
debelenme
  • Debelenmek işi
defo
  • Kusur, özür, bozukluk
dendrolojik
  • Ağaç bilimsel
defi
  • Taraflardan birinin kendisine açılan davada borçtan kurtulmak için başvurduğu her türlü yol
dönme ekseni
  • Dönen bir cismin her noktasının çizdiği çemberlerin merkezlerinden geçen doğru
dirim bilimi
  • Biyoloji
devim
  • Devinim
dolduruşçuluk
  • Dolduruşçu olma durumu
döndürtmek
  • Döndürme işini yaptırmak
didişip durmak
  • sürekli olarak birbirini hırpalamak
dolambaç
  • Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı
  • İç kulak
  • Başlık
devralış
  • Devralma işi
deşebilmek
  • Deşme ihtimali veya imkânı bulunmak
diş tababeti
  • Diş hekimliği
Doğuluca
  • Alaturka
dizim dizim
  • Peş peşe dizilmiş, düzüm düzüm
  • Dizilmiş olarak, dizi dizi
dolu
  • İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı
  • Bir yerde sayıca çok
  • Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan
  • Boş vakti olmayan, meşgul
  • Çok olan (iş, uğraş, olay vb.)
  • İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar)
  • Tornacılıkta delik açılmamış (gereç)
  • Bir duygunun güçlü etkisinde olan
  • İçki doldurulmuş bardak
dudak çukuru
  • Üst dudağın ortasındaki oluk
döndürtme
  • Döndürtmek işi
dağıtımevi
  • Dağıtım işiyle uğraşan kuruluş merkezi
delepmek
  • Parlamak
dekametrelik
  • Belli bir dekametre uzunluğunda olan
dilcik
  • Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı
  • Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça
  • Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm
dermansızlık
  • Bitkinlik
deve yürekli
  • Çok korkak (kimse)
deneyiverme
  • Deneyivermek işi
devamsız
  • Devam etmeyen, süreksiz
  • Okuluna düzenli bir biçimde devam etmeyen
  • Uygunsuz davranışlarda bulunan
dondurulma
  • Dondurulmak işi
duyarsızca
  • Duyarsız bir biçimde
dış pazar
  • Bir ülkenin mal satabildiği yabancı ülke
dinçlik
  • Dinç olma durumu, zindelik, mecal
dip bucak
  • Ayrıntılı bir biçimde
düzenleyebilme
  • Düzenleyebilmek işi
döl yolu
  • Döl yatağının ağzından dışarıya doğru uzanan yol, vajina
durulma
  • Durulmak durumu
damgalatmak
  • Damgalama işini yaptırmak
depolatmak
  • Depolama işini yaptırmak
derç
  • Alma, toplama
  • Kaydetme
dayatabilme
  • Dayatabilmek işi
devegözü
  • İri ve siyah taneli bir tür üzüm
düğmelemek
  • Bir şeyin düğmesini iliğine geçirmek, iliklemek
denklenmek
  • Denk yapılmak
deşebilme
  • Deşebilmek işi
diyabet uzmanı
  • Şeker hastalığı alanında uzmanlaşmış hekim, diyabetolog
dialkol
  • Glikol
deliksiz
  • Deliği olmayan
daktiloskopi
  • Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi
dekoratif
  • Dekor olarak kullanılan, süslemeye yarayan, süsleyici, tezyinî
  • Göstermelik
dikeliş
  • Dikelme işi
dönüştürülebilme
  • Dönüştürülebilmek işi
değerlendiriverme
  • Değerlendirivermek işi
dava adamı
  • Bir ülkü uğrunda sürekli çalışan kimse
deva
  • İlaç, çare
devridaim
  • Tam ve sürekli dönüş veya dolaşım
doğrulu
  • Bir doğru boyunca olan, müstakim
dadılı
  • Dadısı olan
dökülüp saçılmak
  • soyunmak, çok açılmak
  • bir şey uğruna çok para harcamak
dairesellik
  • Dairesel olma durumu
disiplinsizlik
  • Disiplinsiz olma durumu
dirençsizleşme
  • Dirençsizleşmek işi
delikli demir
  • Tüfek
dip balıkçılığı
  • Dipte yaşayan su ürünlerinin avlanılma işi
doğrulama
  • Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon
  • Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin bütünü
değerbilmezlik
  • Değerbilmez olma durumu, kadirbilmezlik
dil sürçmesi
  • Ağızdan yanlış söz çıkma, sürçülisan
  • İstenmeyen bir konudan söz etme
  • Konuşma sırasında kelimeleri yanlış söyleme
dikeltmek
  • Dik duruma getirmek, dik duruma gelmesini sağlamak
davranabilmek
  • Davranma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Davranma becerisi bulunmak
derz
  • Duvar taşlarının veya tuğlalarının harçla doldurulup üzerinden mala çekilerek düzeltilen aralığı
denizörümceği
  • Bir tür büyük yengeç (Maja squinado)
dinlenebilme
  • Dinlenebilmek işi
Dicle
  • Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri
dünyalık
  • Mal, mülk, servet, para
demirleşme
  • Demirleşmek işi
dizgicilik
  • Dizgicinin yaptığı iş, mürettiplik
donma
  • Donmak işi
deli orman
  • Çok sık ve gür orman
delme
  • Delmek işi
  • Delinerek yapılmış
  • Yelek
düdükçü
  • Düdük yapan veya satan kimse
düşman ağzı
  • Düşmanın uydurduğu söz
  • Bir durumu kötü gösteren söz
dövünüş
  • Dövünme işi
dişleniş
  • Dişlenme işi
dogmacı
  • Dogmacılık yanlısı olan, inakçı
duyuru tahtası
  • Duyurumluk
dayanıklı
  • Dayanabilen, sağlam, güçlü, mukavim, zorlu, stabil
  • Metanetli, metin, mütehammil
doku bozukluğu
  • Yara, darbe, iltihap, ur vb. sebeplerle bir organda ortaya çıkan bozukluk, yıpranma, lezyon
duyuverme
  • Duyuvermek işi
donlu
  • Donu olan
darmadumanlık
  • Darmaduman olma durumu
düzgüncülük
  • Düzgüncünün yaptığı iş
dip koçanı
  • Hesap çıkarmaya, gerektiğinde koparılan parça ile karşılaştırma yapmaya yarayan ve yaprakları deftere bağlı olan bölüm
darlık
  • Dar olma durumu
  • Geçim zorluğu
  • İç sıkıntısı
dümeni eğri
  • Yan yan yürüyen (kimse)
deniz marulu
  • Sığ sularda bulunan, ince levhaya benzeyen yaprakları olan yeşil su yosunu (Ulva lactuca)
deniz altı
  • Deniz altında bulunan
  • Deniz altında yapılan
  • Dalgalara karşı açık
dürtülmek
  • Dürtme işine konu olmak veya dürtme işi yapılmak
dershaneci
  • Dershane işleten kimse
derince
  • Biraz derin
dişleyivermek
  • Çabucak veya ansızın dişlemek
direnilebilme
  • Direnilebilmek işi
dinsizleşebilmek
  • Dinsizleşme ihtimali bulunmak
demleme
  • Demlemek işi
daldırış
  • Daldırma işi
devrikebir
  • Türk müziğinde bir büyük usul
dudu dilli
  • Çok konuşan, tatlı dilli (kadın)
dost kazığı
  • Dost bilinen kimseden gelen zarar veya kötülük
dayanışmacı
  • Dayanışmacılıktan yana olan, solidarist
dünya penceresi
  • Göz
dam koruğu
  • Dam koruğugillerden, bir veya çok yıllık türleri olan, ılık iklimlerde yetişen otsu bir bitki (Sedum)
dışa vurum
  • Ruhsal olayların belli işaret veya tasvirlerle yansıtılması, insan ruhunun algılanabilecek biçimde kendini dışa yansıtması, ifade, dış vurum
derisi kemiklerine yapışmak
  • çok zayıflamak
derk
  • Anlama, kavrama
delgi
  • Matkap
devralma
  • Devralmak işi
devşirmek
  • Bir araya getirmek, derlemek, toplamak
  • Katlamak, düzgün duruma getirmek
derinlikölçer
  • Okyanusun derinliğini ölçmeye yarayan alet, batimetre
damaksıllaştırma
  • Damaksıllaştırmak işi
darılıverme
  • Darılıvermek işi
dokuzluk
  • Dokuzu bir arada, dokuz taneden oluşmuş, dokuz tane alabilen
degaje
  • Serbest, geniş
  • Açık
dikelme
  • Dikelmek işi
dirsek teması
  • Bir amaç uğruna dayanışma içinde bulunma, ilişki içerisine girme
  • Düz bir sırayı oluşturabilmek için dirseklerin birbirine değmesi
dogmalaştırma
  • Dogmalaştırmak işi
Damal
  • Ardahan iline bağlı ilçelerden biri
Düziçi
  • Osmaniye iline bağlı ilçelerden biri
derdest etmek
  • yakalamak
deve kolu
  • Çöl nitelikli bölgelerde taşıma işlerinde kullanılmak için develerden kurulmuş askerî ulaştırma birlikleri
dürebilmek
  • Dürme ihtimali veya imkânı bulunmak
değiş etmek
  • bir şey verip yerine başka bir şey almak
dövüş
  • Dövme işi
  • Tokat, yumruk, tekme gibi saldırışlarla yapılan kavga
donra
  • Saç kepeği, kaş konağı
  • Kalınlaşmış, tabaka durumuna gelmiş kir
düşünce alışverişi
  • Karşılıklı görüş bildirme, fikir teatisi
derleyebilme
  • Derleyebilmek işi
dişilleştirme
  • Dişilleştirmek işi
danışıklık
  • Danışıklı olma durumu, muvazaa
dehletmek
  • Aşağılamak, hor görmek
düşünülme
  • Düşünülmek işi
dış ticaret açığı
  • Yabancı ülkelerden alınan malların satılandan daha fazla olması sonunda ortaya çıkan borç tutarı
damargenişleten
  • Damarların kas tabakasını gevşeterek çapını büyüten (sinir, madde)
dengelenebilme
  • Dengelenebilmek işi
devim bilimi
  • Dinamik
deniz kırlangıcı
  • Balıkçın
dış piyasa
  • Başka ülkelerde oluşan ve var olan alışverişe dayalı ticaret imkânı
dişlenebilmek
  • Dişlenme ihtimali bulunmak
doğum yeri
  • Bir kimsenin doğduğu yer
Daday
  • Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
diken diken olmak
  • dik duruma gelmek, dikleşmek
diplomasızlık
  • Diplomasız olma durumu
diktafon
  • Bir tür ses alma cihazı
düşmanlaştırmak
  • Düşmanlaşmasına yol açmak
dokuncalı
  • Zararlı
duvarsedefi
  • Dalak otu
defalarca
  • Pek çok kez, defaatle
delil
  • İnsanı aradığı gerçeğe ulaştırabilecek iz, emare
  • Kanıt
  • (deli:li) Kılavuz, rehber
doğrusu
  • Gerçeği söylemek gerekirse, gerçek şu ki
dokuz canlılık
  • Dokuz canlı olma durumu
denklemek
  • Denk duruma getirmek
dincilik
  • Dincinin olma durumu
dilemma
  • İkilem
dingildemek
  • Sallanmak, oynamak
  • Korkmak, kuşkulanmak
durduruverme
  • Durduruvermek işi
duyulma
  • Duyulmak durumu
dâhiliyeci
  • İç hastalıkları uzmanı
değerlendirme
  • Değerlendirmek işi, kıymetlendirme
  • İletişim organlarında izlenme oranı
dişlenme
  • Dişlenmek işi
değinivermek
  • Çabucak değinmek
dişe diş
  • Kısasa kısas
  • Var olan bütün gücünü kullanarak
dilek kipi
  • Türkçede -se eki ile kurulan ve dileme kavramı veren kip
doğrultmaç
  • İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt, redresör
dövünmek
  • Aşırı üzüntü, çaresizlik, pişmanlık duyarak çırpınmak, kendi kendini dövmek
  • Çok üzülmek
dizek
  • Porte
dirseklenme
  • Dirseklenmek işi
drama
  • Dram
dizem
  • Bir dizede, bir notada vurgu, uzunluk veya ses özelliklerinin, durakların düzenli bir biçimde tekrarlanmasından doğan ses uygunluğu, tartım, ritim
dizel
  • Sıkıştırılmış hava içine püskürtülen yakıtla çalışan motor
dealer
  • 343 satımcı
dilbasar
  • Hekimlerin boğazı görebilmek için dili bastırdıkları araç, abeslang
  • Ecza karıştırmakta kullanılan yassı araç, abeslang
döşeksiz
  • Döşeği olmayan
deniz buzu
  • Kutuplara yakın yerlerde soğuk havanın etkisiyle denizlerin üstünde oluşan buz
diktatör
  • Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse
  • Zorba
donsuzluk
  • Donsuz olma durumu
dikimevi
  • Giysi ve çamaşır dikilen iş yeri
düşmanlık
  • Düşmanca duygu veya davranış, yağılık, hasımlık, adavet, muhasamat, husumet, antagonizm
duluk
  • Yüz
  • Şakak
  • Yüzün şakakla çene arasındaki yanı
  • Şakak üzerinde saç ile sakalın birleşimi olan kısım, favori
diriltivermek
  • Çabucak veya ansızın diriltmek
duyarsızlaştırma
  • Duyarsızlaştırmak işi
devirebilmek
  • Devirme ihtimali veya imkânı bulunmak
dış çokgen
  • Kenarları bir dairenin çember çizgisi üzerine gelen çokgen
Düzceli
  • Düzce ilinden olan kimse
delta
  • Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D)
  • Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova, çatal ağız
dolmacı
  • Dolma yapan veya satan kimse
dargınlık
  • Dargın olma durumu
deve dişi
  • İri taneli (nar, mısır vb.)
dalgalanış
  • Dalgalanma işi
disiplin suçu
  • Eğitim ve iş hayatında bir kimsenin disiplin yönetmeliğine aykırı davranışı
deterjan
  • Petrol türevlerinden elde edilen, temizleme özelliği bulunan, toz, sıvı veya krem durumunda olabilen kimyasal madde, arıtıcı
donanmasızlık
  • Donanmasız olma durumu
dili bozuk
  • Bir dili doğru ve düzgün konuşamayan (kimse)
  • Küfürlü sözler söyleyen
duşaklamak
  • Hayvanın iki ayağını duşakla bağlamak, kösteklemek
deney tüpü
  • Çoğunlukla kimyasal deneylerde kullanılan bir ucu kapalı cam boru
diş diş
  • Çıkıntıları olan
  • Çıkıntılı bir biçimde
dombay
  • Manda, su sığırı
depolanabilme
  • Depolanabilmek işi
deli alacası
  • Birbirini tutmayan parlak renklerden oluşan
dingilsiz
  • Dingili olmayan
dövmelik
  • Mısır ve buğday dövmeye yarayan, yarma buğday yapan bir araç
doğurmak
  • Yavru dünyaya getirmek, doğum yapmak
  • Ortaya çıkmasına yol açmak, sebep olmak
durdurulma
  • Durdurulmak işi
dam altı
  • Barınılacak, sığınılacak yer
dalgalandırma
  • Dalgalandırmak işi
dangırdama
  • Dangırdamak işi
dalgıç böcekler
  • Sivrisinek kurtçuklarına saldırarak yok eden, durgun sularda yaşayan kın kanatlılar familyası
damarsız
  • Damarı olmayan
  • Damarı bozuk
dişeğileme
  • Dişeğilemek işi
destari
  • Sarıkla ilgili
  • Sarık yapan kimse
duyuvermek
  • Beklemediği bir anda duymak
dinçleştirebilmek
  • Dinçleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak
denkçi
  • Denk işleri ile uğraşan veya denk yapan kimse
dinamitleme
  • Dinamitlemek işi
dayanışabilmek
  • Dayanışma ihtimali veya imkânı bulunmak
düdük gibi kalmak
  • yapayalnız kalmak
  • zayıflamak
dalabilme
  • Dalabilmek işi
draje
  • Üstü şekerli, renkli ve parlak bir madde ile kaplanmış hap
  • Genellikle çikolata ile kaplanmış kuru yemiş
dağlanma
  • Dağlanmak işi
dizginlenmek
  • Dizginleme işi yapılmak veya dizginleme işine konu olmak
demetlenme
  • Demetlenmek işi
devasa
  • Dev gibi, çok büyük
dayandırma
  • Dayandırmak işi
dil bilimsel
  • Dil bilimiyle ilgili, filolojik
demokratikleştirilme
  • Demokratikleştirilmek işi
darlaşabilmek
  • Darlaşma ihtimali bulunmak
destekleme
  • Desteklemek işi
  • Devletçe yapılan para yardımı, sübvansiyon
daniska
  • Âlâ
düşünsellik
  • Düşünsel olma durumu
donuk
  • Parlak olmayan, mat (II)
  • Canlılığı olmayan, fersiz (göz)
  • Canlılığı az olan, durgun, uyuşuk (kimse)
dikenlik
  • Dikenli bitkileri çok olan yer
dirençsizleşmek
  • Dirençsiz bir duruma gelmek
diminuendo
  • Müzik parçasının başında `>` işaretiyle gösterilen nota terimi
  • (diminue'ndo) Sesi gittikçe azaltarak (söylemek, çalmak)
dikeyleşme
  • Dikeyleşmek işi
doğruculuk
  • Doğrucu olma durumu, harbicilik
  • Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması
dondurmacılık
  • Dondurmacının yaptığı iş
diyafram nefesi
  • Akciğerlerin havayla doldurulup diyafram kasının harekete geçirilmesine dayanan soluk alma biçimi
duruşma
  • Davacı ile davalının yargıç karşısında hazır bulundukları yargılama evresi, murafaa
dörtköşe olmak
  • çok keyiflenmek, çok zevk almak
döngel
  • Muşmula
doldurulma
  • Doldurulmak işi
denizkadayıfı
  • Esmer su yosunlarından bir deniz bitkisi (Alaria esculenta)
direşmek
  • Sebat etmek
darılganlık
  • Çabuk alınıp darılma durumu
debdebeli
  • Görkemli
dış yarıçap
  • Düzgün bir çokgenin köşelerinden geçen dairelerin yarı çapı
domuz arabası
  • Ağır yükleri yakın yerlere taşımak için kullanılan, ufak tekerlekli, üstü düz, alçak araba
derinleşebilmek
  • Derinleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
daktilo makinesi
  • Yazı makinesi
değnekçi
  • Motorlu taşıtların çalıştığı yerlerde yolcuların binişi ve taşıtların sıra düzenini sağlayan kimse, kâhya
  • Parklarda düzeni sağlamaya çalışan kimse
  • Şehir düzeni ile ilgili görevli
deliniverme
  • Delinivermek işi
duyarga
  • Önceden belirlenmiş ışığı veya nesneyi algılayıp gerekli hareketi başlatan aygıt, sensör
  • Eklem bacaklılarda, başın ön bölümünde bulunan, eklemlerden oluşmuş hareketli duyu alma organı, lamise, anten
dayatılma
  • Dayatılmak işi
demagoji yapmak
  • laf cambazlığı yapmak
deyi
  • Dil, söz, işaret, mimik vb. anlatım araçlarının bütünü, logos
  • Hristiyan felsefesinde Tanrı kelamını insanlara ulaştıran oğul, logos
dermatit
  • Deride görülen her çeşit iltihaplı hastalık
dinginleşmek
  • Dingin duruma gelmek
denkleştirilebilme
  • Denkleştirilebilmek işi
dosdoğru
  • Çok doğru
  • Sağa sola sapmadan
danışma bürosu
  • Bazı kuruluşların işleriyle ilgili olarak sorulacak soruları cevaplamak üzere açılmış büro
dutluk
  • Dut ağaçlarının çok olduğu yer, dut bahçesi
doludizgin
  • Son hızla, çok hızlı bir biçimde
  • Tam anlamıyla
dalgalandırabilme
  • Dalgalandırabilmek işi
dağlanıverme
  • Dağlanıvermek işi
dişli tırnaklı
  • saldırıcı olan, sözünü geçiren
degaje yaka
  • Dökümlü, hafif açık, serbest yaka
dizdirilmek
  • Dizdirme işi yapılmak
donma derecesi
  • Bir maddenin akışkan durumdan katı duruma geçtiği derece
dedirtebilme
  • Dedirtebilmek işi
durulamak
  • Yıkanmış şeyleri duru sudan geçirmek
dengelenebilmek
  • Dengelenme ihtimali veya imkânı bulunmak
dâhiliye mütehassısı
  • İç hastalıkları uzmanı
duraklatmak
  • Bir şeyin duraklamasını sağlamak
davetsiz gelen döşeksiz oturur
  • `çağrılmadan bir yere giden kimse iyi bir ağırlanma beklememelidir` anlamında kullanılan bir söz
doyumevi
  • Gösterişsiz, küçük lokanta
duyum eşiği
  • Bir uyarımın, duyulabileceği en aşağı derecesi
doğa yasası
  • Doğa olaylarının bağlı olduğu yasa
dalgasızca
  • Dalgasız bir biçimde
doğrulatma
  • Doğrulatmak işi
demirleşmek
  • Demir durumuna gelmek
  • Demir gibi sağlam duruma gelmek
delirtilmek
  • Deli edilmek, çıldırtılmak
derinleştirmek
  • Derin duruma getirmek
  • Ayrıntılarına kadar incelemek, derinliğine incelemek
dürtülme
  • Dürtülmek işi
dişil
  • Bazı dillerde dişi cinsten sayılan (kelime), müennes
ditilmek
  • Ditme işi yapılmak
dudak kalemi
  • Rujun daha kalıcı olmasını sağlayan ve dudak çizgilerini belirlemeye yarayan kalem
değersiz
  • Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemsiz, kıymetsiz, naçiz
damaksıllaştırmak
  • Bir fonemin boğumlanma noktasını sert damağa doğru kaydırmak
dürüm
  • Dürme işi, silindir biçiminde kıvırma
  • İçine türlü katıklar konularak sarılmış yufka ekmeği veya ince pide
dönüşüverme
  • Dönüşüvermek işi
deniz tutması
  • Dalgaların etkisiyle sallantıların insanda yarattığı baş dönmesi ve kusma biçiminde kendini gösteren rahatsızlık
dişleyebilme
  • Dişleyebilmek işi
dişi organ
  • Çiçeklerde yumurtalığı içine alan, döllenme sonucu meyve ve tohumları oluşturan organ
dikleşmek
  • Dik duruma gelmek
  • Birine karşı ters tutum içine girmek, karşı durmak
devitme
  • Devitmek işi
denetleyiş
  • Denetleme işi
dallandırılma
  • Dallandırılmak işi
deyimleştirmek
  • Deyim durumuna getirmek, deyim özelliği kazandırmak
döl almak
  • cins bir hayvandan yararlanarak iyi cins yavru almak
diyanet işleri
  • Dinle ilgili işler
donabilme
  • Donabilmek işi
darbeci
  • Vuran, çarpan kimse
  • Darbe yaparak yönetime el koyan kimse
dağlı
  • Dağlanmış olan
  • Dağa ait
devletleştirebilmek
  • Kamulaştırabilmek
dokumacılık
  • Dokumacının yaptığı iş, dokuyuculuk, tekstil
duyultu
  • Şayia
denk yapmak
  • denk durumuna getirmek
dirileşme
  • Dirileşmek işi
düzgüsel
  • Kurallarla, yasalarla ilgili olan, kural, yasa koyan, normatif
  • Belirlenmiş kalıplar içinde olan, normatif
düzeltilebilmek
  • Düzeltilme ihtimali veya imkânı bulunmak
diriltebilmek
  • Diriltme ihtimali veya imkânı bulunmak
depremsizlik
  • Depremsiz olma durumu
doğru orantı
  • Birbirine bağlı olan ve biri arttığında öteki de artan iki büyüklük arasındaki bağıntı
düşündürücü
  • Düşünmeye sebep olan, düşünmeye yol açan
  • Tasalandıran, kaygılandıran
dümdüz
  • Çok düz
  • Sade, basit
  • Bilgisi, görgüsü çok dar bir sınır içinde kalan (kimse)
dokunca
  • Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey
  • Zarar
dövdürülmek
  • Dövme işi yaptırılmak
dazkırlaşma
  • Dazkırlaşmak durumu
dağ eteği
  • Dağ yamacının alt bölümü
dermek
  • Bir araya getirmek, derlemek, toplamak, devşirmek
değdiriş
  • Değdirme işi
destanlık
  • Destan olabilecek nitelikte olan
düz kanatlılar
  • Uzunluğuna katlanan alt kanatları, az çok sert olan üsttekiler tarafından örtülen, dört kanatlı böcekler takımı
duran top
  • Atış yapmak üzere bekletilen ve hareketsiz olan futbol topu
duyulmamışlık
  • Duyulmamış olma durumu
doluluk
  • Dolu olma durumu
devrî
  • Devirli
  • Devirle ilgili
dış kapı
  • Binayı sokaktan ayıran giriş kapısı
dişemek
  • Diş çıkarmak
domuzbağı
  • Başın el ve ayaklarla birlikte hareket edemeyeceği biçimde bağlanmasıyla yapılan işkence biçimi
dövüşme
  • Dövüşmek işi
darasız
  • Darası alınmamış
  • Darası alınmadan
dil kavgası
  • Tartışma
değdirivermek
  • Çabucak değdirmek
duyurmak
  • Duymasını sağlamak
  • İlan etmek
  • Sezdirmek
dansör
  • Dans etmeyi meslek edinmiş erkek
dikenli yüzgeçliler
  • Kemiksi balıklar takımının bir alt familyası (Acanthodii)
danışmanlık
  • Danışmanın yaptığı görev, müşavirlik
dragoman
  • Çevirmen
dağılma
  • Dağılmak işi
  • Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları
  • Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması
dalkavuklaşmak
  • Dalkavukça davranmaya başlamak
dızman
  • İri yapılı, uzun boylu, şişman
dilendirilmek
  • Dilenme işi yaptırılmak
düşünmek
  • Aklından geçirmek, göz önüne getirmek
  • Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek
  • Zihniyle arayıp bulmak
  • Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak
  • Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek
  • Tasarlamak
  • Tasalanmak, kaygılanmak
  • Farz etmek
denetme
  • Denetmek işi
düzelebilmek
  • Düzelme ihtimali veya imkânı bulunmak
dümen bedeni
  • Dümen boğazını oluşturmak için boydan boya konulan parça
doyuran
  • Bir sıvının içinde eriyerek onu doyma durumuna getiren (madde)
  • Bir çelik çubuğu doyma durumuna getiren indükleyici manyetik alan
değersizlik
  • Değersiz olma durumu, değer düşümü
dinleniş
  • Dinlenme işi
doğumevi
  • Doğum yapılan sağlık kuruluşu
dumanlı
  • Dumanı olan, duman çıkaran
  • Sisli, sisle örtülü
  • Sıkıntılı, bulanık
  • Esrik, sarhoş
defediliş
  • Defedilme işi
dalyan ağı
  • Huni biçiminde oldukça dar gözlü balık ağı
dürzü
  • Ağır hakaret ve küfür sözü
dizayncı
  • Tasarımcı
deskriptif
  • Tasvirî
dedirme
  • Dedirmek işi
davalılık
  • Davalı olma durumu
dikizlik
  • Gözetleme deliği
dönerci
  • Döner yapıp satan kimse
derlenme
  • Derlenmek işi
düğün çorbası
  • Et, un, yoğurt katılarak özellikle düğünlerde yapılan ve üzerine kızgın yağ dökülen bir çorba türü
dansöz
  • Dans etmeyi meslek edinmiş kadın
direşme
  • Sebat
devinebilmek
  • Devinme ihtimali veya imkânı bulunmak
dallanıverme
  • Dallanıvermek işi
droseragiller
  • İki çeneklilerden, örnek bitkisi drosera olan bitki familyası
deli fişeklik
  • Deli fişek olma durumu
düzenleyiş
  • Düzenleme işi
dayatılabilme
  • Dayatılabilmek işi
dinamikleştirmek
  • Dinamik duruma getirmek
dağıtma
  • Dağıtmak işi, tevzi
destanlaşma
  • Destanlaşmak durumu
dipçik
  • Tüfek vb. silahların namlu gerisinde bulunan, atış sırasında silahın omza dayanmasını veya tabancanın elle kavranmasını sağlayan taban bölümü
defibela
  • Başa gelen belayı savma
düşlemsiz
  • Düşlemi olmayan
duvarlı
  • Duvarı olan
diyoptri
  • Optik sistemlerin yakınsaklık birimi
Doğanşehir
  • Malatya iline bağlı ilçelerden biri
dolgu maddesi
  • Boyada uygulama ve film oluşturma özelliklerini ayarlamak ve boyaya bazı fiziksel özellikler eklemek için kullanılan talk, barit ve kalsit gibi mineral tozu
demarke olmak
  • sıyrılmak, boşta kalmak
dizdirmek
  • Dizme işini yaptırmak
dökülüş
  • Dökülme işi
dolgunluk
  • Dolgun olma durumu
deneştirme
  • Bağıntı
düğümsüz
  • Düğümü olmayan
düello
  • İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılan silahlı vuruşma
  • İki kişi arasında tanıklar önünde yapılan sözlü atışma
  • İki siyasi, ekonomik güç arasındaki çatışma
developer
  • 343 yıkamaç
deniz yolu
  • Deniz taşıtlarının izlemek zorunda oldukları yol
divanhane
  • Geniş sofa
dut kurusu ile yâr sevilmez
  • `ancak büyük fedakârlıklarla elde edilebilecek güzel bir şey, fedakârlık yapılmadan elde edilemez` anlamında kullanılan bir söz
darbukacı
  • Darbuka çalan kimse
damlatabilme
  • Damlatabilmek işi
dosyalamak
  • Yazıları, belgeleri dosyaya koymak
desikatör
  • Kurutma kabı
dilcilik
  • Dilcinin yaptığı iş
direnmek
  • Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek
diş otugiller
  • Bitişik taç yapraklı iki çeneklilerden, örneği diş otu olan ve genellikle sıcak ve kurak yerlerde yetişen bitkilerden oluşan familya
düzenli
  • Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam
  • Sistemli, nizamlı, metodik
derleyebilmek
  • Derleme ihtimali veya imkânı bulunmak
devitken
  • Herhangi bir hareketi sağlayan, muharrik
dağlılık
  • Dağlı olma durumu
Doğankent
  • Giresun iline bağlı ilçelerden biri
dilsever
  • Ana dilini öne çıkaran, dil bilinci olan (kimse)
  • Yeni bi dil öğrenmeye meraklı olan (kimse)
daktilo şeridi
  • Daktilodaki harflerin kâğıt üzerine yazılmasını sağlayan karbonlu şerit
duygulanım
  • Etkilenme, duygulanma
  • Duyarlığın harekete geçişi
  • Bir ruh durumunun dış sebeplerle değişmesi
  • Tutkudan daha düzenli ancak daha güçsüz olan seçkin bir eğilim
  • İstenç ve anlıktan ayrı görülen, duygusal tepkiler gösterme durumu
diretebilme
  • Diretebilmek işi
derinleştirilebilme
  • Derinleştirilebilmek işi
dili uzun
  • İncitici sözler söyleyen, küstah, saygısız (kimse)
didar
  • Yüz, çehre
dalız
  • İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü
deklanşör
  • Bir devre kesicinin işleyişini etkileyerek açılmasını önleyen düzen
  • Fotoğraf makinesinin fotoğraf çekilirken basılan düğmesi
değdirebilme
  • Değdirebilmek işi
dükkân
  • Esnafın perakende satış yaptığı, küçük zanaat sahiplerinin çalıştıkları yer
  • Görevli olarak çalışılan yer, iş yeri
dövüştürme
  • Dövüştürmek işi
dağıtımcı
  • Dağıtım işiyle uğraşan kimse veya kuruluş
demokratlaşabilmek
  • Demokratlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
dış dünya
  • Ülke dışı
  • Bilinçten bağımsız olan, bilincin dışında var olanların hepsi
didikleyebilme
  • Didikleyebilmek işi
doğrulanmak
  • Doğrulama işine konu olmak veya doğrulama işi yapılmak
dazlama
  • Dazlamak işi
döneleme
  • Dönelemek işi
dolmak
  • Dolu duruma gelmek
  • Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek
  • Bir yere iyice yayılmak, kaplamak
  • Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek
  • Süre, hesap tamamlanmak
  • Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek
dribbling
  • 343 top sürme
demetleyiş
  • Demetleme işi
defedilme
  • Defedilmek işi
doymazlık
  • Açgözlülük
denettirme
  • Denettirmek işi
damgalayabilmek
  • Damgalama ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Damgalamaya gücü yetmek
dildaşlık
  • Dildaş olma durumu
dezenfeksiyon
  • Cansız yüzeylerdeki hastalık yapma özelliği olan bakteri, virüs, parazit gibi mikroorganizmaların kimyasal maddeler kullanılarak sayıca, türce azaltılması veya yok edilmesi işlemi
dinleyiverme
  • Dinleyivermek işi
domalma
  • Domalmak işi
dolma otugiller
  • İki çeneklilerden, örnek bitkisi dolma otu olan ve içine kasık otunu da alan karanfilgillerin alt familyası
deli baltalık
  • Deli balta olma durumu
dirgenleme
  • Dirgenlemek işi
duruluk
  • Duru olma durumu
  • Dil veya üslubun karışık olmama durumu
  • Açıklık
doğurganlaşmak
  • Doğurgan duruma gelmek
devrolunmak
  • Devredilmek
doruklamak
  • Bir kabı tepeleme doldurmak
dengeleyicilik
  • Dengeleyici olma durumu
dil öğretimi
  • Bir dili öğretme işi
demir kapı
  • Irmaklarda gemilerin geçmesine engel olan kayalık yer
değerli
  • Değeri olan veya değeri yüksek olan, kıymetli, kıymettar
diren
  • Dirgen
dağ çayırı
  • Dağlık bölgelerde derin ve rutubetli toprağa sahip alanlarda gelişen doğal çayır
derlenebilmek
  • Derlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
duraksız
  • Otobüs mola vermeden, duraklarda durmadan (gitmek)
  • Hareketli, oynak
  • Herhangi bir durağa bağlı olarak çalışmayan (taksi)
daldırmak
  • Dalma işini yaptırmak, dalmasına sebep olmak
  • Dalmak
dağdağasız
  • Gürültüsüz, patırtısız, sessiz ve sakin
demircik
  • Dişbudak
dinsizleşme
  • Dinsizleşmek işi
dengesizce
  • Dengesiz bir biçimde, istikrarsızca
diploit
  • İki kromozom takımı taşıyan hücre veya organizma
detaylı
  • Ayrıntılı
döllendirmek
  • Döllenme işini yaptırmak
düşünme
  • Düşünmek işi, tefekkür
  • Duyum ve izlenimlerden, tasarımlardan ayrı olarak aklın bağımsız ve kendine özgü durumu
  • Karşılaştırmalar yapma, ayırma, birleştirme, bağlantıları ve biçimleri kavrama yetisi
dönülmek
  • Dönme işi yapılmak
denenebilme
  • Denenebilmek işi
dilimleyebilmek
  • Dilimleme ihtimali veya imkânı bulunmak
diyebilme
  • Diyebilmek işi
duyuüstü
  • Duyularla verilmeyen
  • Algılama yoluyla değil, düşünme ile kavranan
doya doya
  • Doyasıya
düğüm düğüm olmak (veya düğümlenmek)
  • çok karışık bir duruma gelmek
  • birbirine geçmek
  • içinden çıkılmaz bir durum almak
densizce
  • Densize yaraşır
  • (densi'zce) Densize yaraşır bir biçimde
destanımsı
  • Destansı
dalgıç
  • Deniz dibine inilebilecek özel donanımla su altında çalışmayı meslek edinen kimse, balık adam, kurbağa adam
dervişin fikri ne ise zikri de odur
  • `insan, önem verip düşündüğü şeyi konuşmaktan kendisini alamaz` anlamında kullanılan bir söz
dramatikleşme
  • Dramatikleşmek durumu
devimselcilik
  • Beliren ve gelişen şeylerin kendiliklerinden etkin olduklarını, gelişmelerini sağlayan gücün dışarıdan gelmeyip kendileriyle özdeş bulunduğunu ileri süren öğreti, gürecilik, dinamizm, mekanikçilik karşıtı
dalgasızlık
  • Dalgasız olma durumu
dâhilik
  • Dâhi olma durumu, deha
dolayabilme
  • Dolayabilmek işi
dert ortağı
  • Aynı derdin sıkıntısı içinde bulunanlardan her biri
  • Bir kimsenin derdini paylaştığı dostu
dalgıç elbisesi
  • Dalgıçların su altında hareketlerini engellemeden vücutlarını çeşitli etkenlerden korumak için özel olarak yapılmış elbise
değerlemek
  • Değer belirtmek
dirsizlik
  • Dirlik düzenlikten uzak durum
dönelme
  • Dönelmek işi
döndürülmek
  • Döndürme işine konu olmak
damlatmak
  • Damla damla akıtmak
  • Damıtmak
düdükleme
  • Düdüklemek işi
darbuka
  • Toprak veya madenden yapılan, bir yanı açık, vurmalı çalgı
dikbaşlılık
  • Dikbaşlı olma durumu, dikkafalılık
düşündeş
  • Oydaş
dindirebilme
  • Dindirebilmek işi
dans salonu
  • Dans etmek için gidilen, halka açık yer
düğmesiz
  • Düğmesi olmayan
  • Düğme ile tutturulamayan
damıtılış
  • Damıtılma işi
dizilemek
  • Dizi durumunda sıralamak
devran
  • Dünya
  • Kader, talih
  • Zaman, çağ
defne
  • Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç, develik (Laurus nobilis)
dolambaçlı
  • Dolambacı olan
  • İçinden zor çıkılır, çapraşık
didaktiklik
  • Didaktik olma durumu
destansal
  • Destanla ilgili, destana özgü
  • Destan kahramanına benzer
dürtü
  • Bedensel veya ruhsal dengenin değişmesi sonucu ortaya çıkan ve canlıyı türlü tepkilere sürükleyebilen içten gelen gerilim
duba gibi
  • çok şişman
dikenli balıkgiller
  • Balıklar sınıfının kemikli balıklar takımına giren bir familya
dolamak
  • İplik, şerit, tel vb. nesneleri bir şeyin üzerine döndürerek sarmak
  • Sarmak, kavuşturmak
Demirkazık
  • Kutup Yıldızı
dayanım ömrü
  • Dayanma ömrü
dekalitre
  • On litre hacminde bir ölçü birimi
doğancı
  • Avcı doğan yetiştiren veya doğanla avlanan kimse
dayanışma
  • Dayanışmak işi, tesanüt
  • Bir topluluğu oluşturanların duygu, düşünce ve ortak çıkarlarda birbirlerine karşılıklı bağlanması, tesanüt
daire parçası
  • Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça
deldirilmek
  • Deldirme işi yaptırılmak
daire
  • Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat
  • Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri
  • Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı
  • Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm
  • Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü
  • Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası
  • Saz takımında usul vurmaya yarayan tef
dalkavukluk
  • Dalkavukça davranış, kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık
desenci
  • Desen ile uğraşan kimse
darboğaz
  • Piyasalarda üretimin, kredilerin, döviz imkânlarının, sürümün, ham madde arzının ve malzeme stoklarının gereksinim düzeyi altına düştüğü sıkıntılı durum
  • Toplumun, çözümlenmesinde güçlüklerle karşılaştığı bunalımlı durum
destansız
  • Destanı olmayan, içinde destan bulunmayan
defleme
  • Deflemek işi
domur domur
  • Boncuk gibi iri taneler durumunda
  • Kabarık kabarık
dikişçi
  • Terzi
donuverme
  • Donuvermek işi
devletleştirebilme
  • Kamulaştırabilme
danışılabilme
  • Danışılabilmek işi
daimî
  • Sürekli
düzenleyici
  • Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse, organizatör, aranjör
  • Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse, aranjör
  • Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç, regülatör
dil adası
  • Bir dilin veya ağzın yayıldığı alanda farklı bir dil veya ağız özelliği bulunan küçük bölge
düşünebilme
  • Düşünebilmek işi
deliniş
  • Delinme işi
değişmez
  • Aynen kalan, değişikliğe uğramayan
Develi
  • Kayseri iline bağlı ilçelerden biri
dolmen
  • İkisi dikili, üçüncüsü de bunların üzerine kapak gibi yatırılmış üç büyük taştan oluşturulmuş Taş Devri mezarı
desteklilik
  • Destekli olma durumu
dalgalandırış
  • Dalgalandırma işi
duvarcı
  • Duvar ören nitelikli işçi
diktirtmek
  • Diktirmesini sağlamak
daldırıvermek
  • Ansızın daldırmak
devirtmek
  • Devirme işini yaptırmak
degaj yapmak
  • futbolda kaleci topu sert bir vuruşla gücü yettiğince uzağa atmak
didiklenme
  • Didiklenmek işi
diploma
  • Bir kimseye herhangi bir okulu veya öğrenim programını başarıyla tamamladığını, bir derece veya unvanı kullanmaya hak kazandığını, bir iş, sanat veya meslek dalında çalışabilme yetkisi elde ettiğini belirtmek için bir öğretim kurumu tarafından düzenlenip verilen resmî belge, icazetname, şehadetname
divaneleşme
  • Divaneleşmek işi
damacı
  • Dama oyuncusu
duble etmek
  • astar geçirmek
durulaşma
  • Durulaşmak durumu
doku uyuşmazlığı
  • Doku naklinde hücre zarlarındaki proteinlerin uyumsuzluğu
  • Düşünce ayrılığı içinde olma
dökülüverme
  • Dökülüvermek işi
duvaklama
  • Duvaklamak işi
didiklenmek
  • Didikleme işi yapılmak
dinlendirebilme
  • Dinlendirebilmek işi
düşey çember
  • Bir yerin düşeyini sınırlayan çember
dinelme
  • Dinelmek işi
dan dan
  • Kaba, kırıcı bir biçimde
dalga kuşağı
  • Aynı frekansı içeren dalgalar bütünlüğü
donamak
  • Süslemek, tezyin etmek
doğal afet
  • İnsan eliyle önlenemeyen sel, fırtına, deprem, dolu vb. felaketlerin her biri
  • Baş belası
dertlenilme
  • Dertlenilmek işi
Diyarbakır
  • Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
değdirme
  • Değdirmek işi
doldurma
  • Doldurmak işi
  • Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım
  • Yükleme
diremek
  • Bir şeyi dikine koymak, dayamak, durdurmak
  • Direnmek, karşı koymak, inat etmek, ısrar etmek
denme
  • Denmek işi
dalgın
  • Çevresinde olup bitenleri fark edemeyecek kadar düşünceye dalan
  • Dikkatini belirli bir konu üstünde toplayamayan
  • Kendinden geçmiş bir durumda
dalgalanabilmek
  • Dalgalanma ihtimali veya imkânı bulunmak
dâhilen
  • İçeriden, içten
dimdik ayakta durmak
  • karşılaşılan her zorluğa rağmen yıkılmamak, sorunların üstesinden gelebilmek
dilinmek
  • Dilme işi yapılmak
Derince
  • Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri
domates
  • Patlıcangillerden, yaprakları tüylü, çiçekleri salkım durumunda, vitamince zengin bir bitki (Lycopersion esculentum)
  • Bu bitkinin yenilen kırmızı veya yeşil ürünü
dangalakça
  • Dangalağa yakışır
  • (dangala'kça) Dangalağa yakışır bir biçimde
dolayı
  • Çevrede, etrafta bulunan
  • Ötürü
dernekleşme
  • Dernekleşmek işi
doğal gaz sayacı
  • Gaz sayacı
dalgır
  • Hare
düzleştirmek
  • Düzleşme işini yaptırmak
dolamaç
  • Dolambaçlı yol
durağan
  • Yerini değiştirmeyen, yerli, hareketsiz, sabit
  • Etkin olmayan, gelişmemiş
  • Akışmaz
demirci
  • Demir satan, demir eşya yapan veya onaran kimse
dikensi çıkıntı
  • Omurların, sırt boyunca alt alta duran kemik çıkıntıları
doğurgan
  • Çok doğuran
  • Verimli
  • Çok eser veren, velut
dinginleşebilme
  • Dinginleşebilmek işi
düzenek
  • Mekanizma
dürüm ekmeği
  • Dürüm yapmakta kullanılan ekmek
ditilme
  • Ditilmek işi
dokunaklılık
  • Dokunaklı olma durumu
dilsizlik
  • Dilsiz olma durumu
disimilasyon
  • Benzeşmezlik
dinçleşme
  • Dinçleşmek işi
duraklatma
  • Duraklatmak işi
dilseverlik
  • Dilsever olma durumu
dönüştürülmek
  • Dönüştürme işine uğramak
deveran
  • Dolaşım, dönme
  • Kan dolaşımı
denli
  • Ağırbaşlı, sözleri ve davranışları ölçülü olan (kimse)
dalgınca
  • Dalgın bir biçimde, dalgın olarak
doruk dal
  • Aşıdan gelişen sürgünün dik uzaması ile oluşan ve ağacın gövdesini meydana getiren dal
deriştirmek
  • Derişme işini yaptırmak
dokunmak
  • Dokuma işi yapılmak
  • Karıştırmak
  • Almak, kullanmak, el sürmek
  • Sağlığını bozmak
  • İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak
  • İlişkin, ilgili olmak, değinmek
  • Hafifçe değmek
  • Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak
  • Tedirgin etmek, sataşmak
doyulmak
  • Doymak işi yapılmak
dulluk
  • Dul olma durumu
dert babası
  • Herkesin derdini rahatlıkla, çekinmeden, bir çözüm yolu bulabilir ümidiyle anlattığı kimse
derleniş
  • Derlenme işi
devindirebilme
  • Devindirebilmek işi
düttürü Leylâ
  • Tuhaf, dar ve kısa giyinmiş kadın
dudakdeğmez
  • Lebdeğmez
devriye
  • Karakol
  • Osmanlılarda ilmiye sınıfından olan kimselere verilen derece
daima
  • Her vakit, sürekli olarak
delinme
  • Delinmek işi
döktürtmek
  • Döktürme işini yaptırmak
dersbaşı
  • Öğrencilerin tatil sonrası yeni öğretime başlaması
dikmelik
  • Fidanlık
doğurabilme
  • Doğurabilmek işi
dokunulma
  • Dokunulmak işi
didikleniş
  • Didiklenme işi
didişebilmek
  • Didişme ihtimali veya imkânı bulunmak
düzenci
  • Düzen, hile yapan, hileci, oyunbaz, düzenbaz, entrikacı, dessas
donattırmak
  • Donatma işini yaptırmak
duyum ikiliği
  • Bir duyunun başka nitelikte bir duyum uyandırması, bir sesin aynı zamanda bir renk duygusu vermesi, sinestezi
değiştirebilmek
  • Değiştirmeye ihtimali veya imkânı bulunmak
dilimletme
  • Dilimletmek işi
düzeysizlik
  • Düzeyi, değeri düşük, bayağı olma durumu, seviyesizlik
düzence
  • Disiplin
dilden dile aktarılmak
  • sözlü olarak yayılmak
dörderli
  • Dörder dörder sıralanmış
  • Her biri dört birimden oluşan
dretnot
  • XX. yüzyılın başlarında kullanılan bir zırhlı tipi
doğrulatmak
  • Herhangi bir bilginin doğru olduğunu teyit etmek
dilaltı
  • Genellikle kalp hastalıklarında hızlı ve kesin etki sağlamak için dilin altına konularak emilen ilaç
  • Tavuklarda görülen bir hastalık
dövizzede
  • Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse
döşeyici
  • Tesisatçı
doğaüstücülük
  • Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti, tabiatüstücülük, sürnatüralizm
direkli
  • Direği olan
dindirebilmek
  • Dindirme ihtimali veya imkânı bulunmak
depolayabilmek
  • Depolama ihtimali veya imkânı bulunmak
değerleme
  • Değerlemek işi
  • Değer biçme, bir malın değerini belirleme, valüasyon
devletleştirme
  • Kamulaştırma
dublajcılık
  • Seslendiricilik
donuvermek
  • Kısa sürede donmak
darüşşifa
  • Sağlık yurdu
devriâlem
  • Dünyayı dolaşma
domuzdamı
  • Maden kuyularında, çökme tehlikesi olan yerlerde her yanı direklerle örülen boşluk
derinlik kayaçları
  • Yer kabuğunun derinlerinde, büyük kütleler biçiminde katılaşmış magma kayaçları
dolaylı özne
  • Sözde özne
deli dolu
  • İlerisini gerisini düşünmeden davranan, rastgele konuşan, patavatsız
  • Çok hareketli, aktif, enerjik
  • İlerisini gerisini düşünmeden, rastgele, patavatsız bir biçimde
doku bilimsel
  • Doku bilimi ile ilgili, histolojik
devrileyazmak
  • Devrilecek duruma gelmek
değiştirebilme
  • Değiştirebilmek işi
dolaşılmak
  • Dolaşma işi yapılmak
din dışı
  • Dinle ilişiği olmayan, ladinî
doymak
  • İsteği kalmayıncaya kadar yemek, açlığı kalmamak
  • Bir gereksinimini yeteri kadar karşılamak
  • Yeter bulmak, kanmak, tatmin olmak
desencilik
  • Desencinin yaptığı iş
derinleşiverme
  • Derinleşivermek işi
dekore
  • `Bir yere süsleme amacıyla düzen vermek` anlamındaki dekore etmek birleşik fiilinde geçen bir söz
dölleme
  • Döllemek işi, ilkah
destelenme
  • Destelenmek işi
diyafram
  • Göğüs ve karın boşluklarını birbirinden ayıran ince ve geniş kas
  • Bir ışık demetinde uçtaki ışıkları tutmak ve optik cihazlarda daha net bir görüntü elde etmek için kullanılan çapı ayarlanabilir ışık geçirmez levha
denim
  • Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaş
dış alımcı
  • İthalatçı
deniztarağı
  • İki çenetli kabuklu bir tür yumuşakça (Pecten)
denetlenme
  • Denetlenmek işi
doymaz
  • Açgözlü
dangalaklık
  • Dangalak olma durumu
  • Dangalakça davranış
dilendirme
  • Dilendirmek işi
değişicilik
  • Değişici olma durumu
dutçuluk
  • Dutçunun yaptığı iş
dolmuş
  • Boş yeri kalmamış, meşbu
  • Yolcu taşımaya yarayan kayık, motor, otomobil, minibüs vb. küçük taşıt
dinlendirme
  • Dinlendirmek işi
deney
  • Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılan işlem, tecrübe
  • Deneyim, tecrübe
dadandırmak
  • Dadanmasına yol açmak
demokratikleşme
  • Demokratikleşmek işi
dışlanabilmek
  • Dışlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
devrilmek
  • Devirme işi yapılmak
  • Dönmek
  • Yok edilmek, ortadan kaldırılmak
duyumsamazlık
  • Duygusuzluk az ve yavaş tepki gösteren, bunun sonucu duygulandırıcı sebeplere karşı ilgisiz kalan insanın niteliği
  • Düzgülü olarak türlü durumların harekete getirdiği ilgi ve duygulardan yoksun olma durumu
dönemeç
  • Bir yolun yön değiştirdiği yer, viraj
  • Bir durum, tutum, davranış ve düşüncedeki aşama
dımbırdatma
  • Dımbırdatma işi
düğüm üstüne düğüm vurmak (atmak)
  • parasını pintilik ederek saklamak
demir ağacı
  • İki çeneklilerden, ana yurdu Avustralya olan bir veya iki evcikli bir ağaç (Casuarina)
desinatörlük
  • Desinatörün yaptığı iş
devindirilme
  • Devindirilmek işi
düşlemsizlik
  • Düşlemi olmama durumu
dengeyi sağlamak
  • iki kişi, durum veya olay arasında orta yolu bulmak, uyum sağlamak
devşirmeci
  • Devşiren, toplayan, bir araya getiren
düşleyebilme
  • Düşleyebilmek işi
derin dondurucu
  • Bozulabilecek yiyecekleri niteliklerini bozmadan çok düşük ısılarda dondurarak uzun süre saklamak için kullanılan buzdolabı, donduraç, dipfriz
  • Besinleri bozulmadan uzun süre saklayan kapalı dolap
dolama
  • Dolamak işi
  • Giysilerin üstüne giyilen, önü açık bir tür üstlük
  • Poşu
  • Çeşitli eserlerdeki barok ve rokoko üslubunda iç içe süsleme motifi
  • Tırnak etrafındaki yumuşak bölümlerin, bazen de kemiğin iltihaplanmasından ileri gelen ağrılı şiş
dizeleşme
  • Dizeleşmek işi
denetimli
  • Denetlenmiş olan
diktacılık
  • Diktacı olma durumu
dil balığı
  • Kemikli balıklar takımından, pullu, santimetre büyüklüğünde, yassı bir balık (Solea vulgaris)
dallanabilmek
  • Dallanma ihtimali veya imkânı bulunmak
desenli
  • Üzerinde desen bulunan
dertsizlik
  • Dertsiz olma durumu
deplase
  • `Yerini değiştirmek` anlamındaki deplase etmek, `yeri değişmek.` anlamındaki deplase olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz
dinozorlaşma
  • Dinozorlaşmak işi
duyurtma
  • Duyurtmak işi
değinilmek
  • Değinme işine konu olmak
derneşik
  • Derli toplu, düzenli
düzenlilik
  • Düzenli olma durumu, sistemlilik
duyumsuzluk
  • Duyumsuz olma durumu
daireli
  • Dairesi olan
darbecik
  • Hafifçe vuruş
demirleme
  • Demirlemek işi
Delice
  • Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri
domalan
  • Asklı mantarlardan, toprak içinde yumru biçiminde yetişen, yenilebilen bir bitki, yer mantarı, keme, karakeme (Tuber melanosporum)
desteklemek
  • Destek koymak
  • Bir kimse veya kuruluşa yardım sağlamak, müzaheret etmek
  • Arka olmak, arka çıkmak
dansite
  • Özgül ağırlık
düzeçleme
  • Aynı düzeye getirme, yüzey ayrımlarını ölçme, tesviye
  • Bir yerin değişik noktalardaki yükseltisini, deniz yüzeyi göre belirlemek için yapılan işlemlerin bütünü
dışlanabilme
  • Dışlanabilmek işi
düzlük
  • Düz olma durumu
  • Geniş, düz yer
  • Deniz yüzeyine göre değişik yüksekliklerde olan az eğimli yer
depolanma
  • Depolanmak işi
damperli
  • Damperi olan
dasdaracık
  • Çok dar
dışkı
  • Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat
dibace
  • Başlangıç, giriş, ön söz
diferansiyel denklem
  • İçinde bir değişkenin bilinmeyen bir fonksiyonu ve bu fonksiyonun değişkene göre çeşitli basamaklardan türevleri bulunan denklem
destekleşme
  • Destekleşmek işi
der demez
  • Hemen, o sırada
dürme
  • Dürmek işi
  • Gözleme (II)
  • Lahana
denizşakayıkları
  • Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı
dayanak
  • Dayanılacak şey, istinatgâh, mesnet
  • Bir iddiayı güçlendirmeye yarayan tanıt
  • Destek, dayanak noktası
  • Bir gerçekliğin onaylanması için olayların arkasında veya altında bulunan şey, kendisine bir şey yüklenilen, bir varlığa destek olan, altta bulunan temel
dekont
  • Hesap belgesi
doyurma
  • Doyurmak işi
devşirmecilik
  • Devşirmeci olma durumu
doğru açı
  • 180 derecelik açı
derleme
  • Derlemek işi, tedvin
  • Seçilip toplanmış
deniz feneri
  • Kıyıların tehlikeli yerlerinde, bazı kaya ve adacıkların üzerinde geceleri deniz taşıtlarına yol gösteren, tepesinde güçlü bir ışık kaynağı olan fener
değişmek
  • Başka bir biçim veya duruma girmek, tahavvül etmek
  • Yerine başka şey veya kimse gelmek
  • Karşılıklı alıp vermek, mübadele etmek
  • Değiştirmek
deve tımarı
  • Özensiz, üstünkörü yapılan
dökülebilme
  • Dökülebilmek işi
derinlikli
  • Derinliği olan
devrolmak
  • Devredilmek
deldirmek
  • Delme işini yaptırmak
  • Geçersiz duruma getirmek
dolayış
  • Dolama işi
dişsiz
  • Dişi olmayan
devralmak
  • Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak
dış vurum
  • Dışa vurum
dağ alası
  • Eti kırmızı bir tür küçük alabalık (Salmo alpinus)
düşürülme
  • Düşürülmek işi
düşüklük
  • Düşük olma durumu
  • Kurallara uymama durumu
  • Adilik, bayağılık, seviyesizlik
Doğanyurt
  • Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
döşemeci
  • Döşeme yapan kimse
  • Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse
domuz otu
  • Kumsallarda ve kayalıklarda yetişen sarı çiçekli ot
dengelem
  • Bilanço
dolapsız
  • Dolabı olmayan
denek
  • Üzerinde deney yapılan canlı veya şey
düşündürmelik
  • Düşündürmeye yol açan şey
dozunu kaçırmak
  • ilaçta ölçüyü tutturamamak
  • ölçüyü aşmak, aşırı gitmek
demirli
  • İçinde metal veya karışım durumunda demir bulunan
  • Demir parmaklık veya demir bir parça takılmış olan
  • Bağlanıp kalmış
  • Demir atmış (gemi)
  • Demir atmış bir biçimde
dırdırcılık
  • Dırdırcı olma durumu
dadanabilme
  • Dadanabilmek işi
dernekevi
  • Bir dernek veya kuruluşun üyelerinin buluşmaları için ayrılmış yer, lokal
düşsüz
  • Düşü olmayan
desteleniş
  • Destelenme işi
denet
  • Denetleme işi, teftiş
  • Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi
dörtçeker
  • Çekiş gücünü ön ile arka tekerlekler arasında belli oranda eşit olarak dağıtan sistem
daktiloluk
  • Daktilograf olma durumu
dış ticaret
  • Bir devletin yabancı devletlerle yaptığı alışveriş, ithalat ve ihracatın tamamı
dasit
  • Kuvarslı diyorit birleşiminde olan bir sızıntı kütlesi
dirayetsizlik
  • Dirayetsiz olma durumu
defne yaprağı
  • Çeşitli yiyeceklere güzel koku versin diye katılan yaprak
dağıtabilmek
  • Dağıtma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Dağıtmaya gücü yetmek
davranılabilmek
  • Davranılma ihtimali veya imkânı bulunmak
doğal ayıklanma
  • Darvinciliğe göre doğada ve toplumda canlı türlerin arasındaki var olma savaşını en güçlülerin, çevreye en iyi uyabilenlerin kazandıklarını, güçsüzlerin, çevreye uyamayanların ise ortadan kalktıklarını savunan öğreti
daraş
  • Dar, kasvetli (yer)
devimli
  • Devimi olan
donuna etmek (veya kaçırmak veya doldurmak veya yapmak)
  • küçük veya büyük abdestini donuna etmek
  • çok korkmak
dülgerlik
  • Dülgerin işi
din doruğu
  • Dağın en yüksek yeri
dramatikleştirme
  • Dramatikleştirmek işi
denizpelidi
  • Bir tür deniz böceği
didon
  • Bisiklet sürücüsünün elle tutarak bisikleti yönettiği ön bölüm
değnek
  • Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak
  • Değnekle atılan dayak
dizginletmek
  • Dizginleme işini yaptırmak
doğuverme
  • Doğuvermek işi
dönercilik
  • Dönercinin yaptığı iş
denizgergedanı
  • Balinagillerden, 8-10 metre boyunda, erkeğinin üst çenesinde iki uzun diş bulunan bir deniz memelisi (Monodon monoceros)
dengesizlik
  • Bir şeyde denge bulunmaması durumu
  • Bir kimsenin tutum ve davranışlarında beklenmedik değişmeler olması, istikrarsızlık
dolaşım ortaklığı
  • Müşterilerine yurt dışında da hizmet verebilmek için cep telefonu firmalarının başka ülkelerin iletişim firmalarıyla kurduğu iş birliği
değerlendirebilme
  • Değerlendirebilmek işi
dokunma
  • Dokunmak (II) işi
düzlemek
  • Düz duruma getirmek, tesviye etmek
dazlak
  • Başında saçı olmayan (kimse, baş), daz
dallanıvermek
  • Çabucak dallanmak
dolukmak
  • Göz yaşarmak, ağlayacak duruma gelmek
do anahtarı
  • Portedeki notaların ince do aralığında olacağını gösteren işaret
diri diri
  • Canlı canlı, taptaze
  • Canlı olarak
dolaştırma
  • Dolaştırmak işi
duyurum
  • Duyurma işi, sirküler
dangırdamak
  • Yüksek sesle, bağıra bağıra konuşmak
dik yamuk
  • Kenarlarından biri tabanlarına dik olan yamuk
devre potansiyeli
  • Devre voltajı
düğmelenme
  • Düğmelenmek durumu
dörtlü final
  • Dört takımın katılımı ile oynanan final maçları
damıtılabilmek
  • Damıtılma ihtimali veya imkânı bulunmak
duygun
  • Duyarlı
darca
  • Biraz dar, pek geniş olmayan
duygulanmak
  • Bir olay, bir görünüm karşısında birdenbire güçlü duyguların etkisinde kalmak
dingildek
  • Tabanı üzerinde hareketsiz duramayıp sallanan, oynak
  • Dengesi bozuk
delilenmek
  • Deli gibi davranmak
diş-damak ünsüzü
  • Diş eti-damak ünsüzü
desteletmek
  • Deste durumuna getirtmek
direy
  • Belli bir bölgede yaşayan hayvanların tümü, fauna
  • Bu hayvanların tanımını yapan eser
dağ nanesi
  • Yüksekliği 20-50 santimetre arasında olan, sık beyaz tüylü, kuvvetli nane kokulu, çok yıllık ve otsu bir bitki (Cyclotrichium niveum)
dallandırış
  • Dallandırma işi
düzlemli
  • Düzlemi olan
donduraç
  • Derin dondurucu
dışa vurumcu
  • Eserlerinde hikâye etmeye, tahkiyeye ağırlık veren yazar, dış vurumcu, anlatımcı, ekspresyonist
deldirilme
  • Deldirilmek işi
Digor
  • Kars iline bağlı ilçelerden biri
deniz yosunu
  • Denizlerde biten ve genellikle kıyılarda ve kayalıklarda yoğun olarak görülen bir tür bitki
dengelik
  • Denge sağlayan alet
daldırılış
  • Daldırılma işi
denizayısı
  • Boyu 1,5-2 metre olan, uzun ve yumuşak tüylü postu beğenilen, bitkiyle beslenen bir deniz memelisi (Arctocephalus ursinus)
duyarlık
  • Duyarlılık
  • Zayıf bir etkiye karşı, tepki gösterebilme yeteneği
  • Bir duyar katın ışıktan etkilenme yeteneği
dirayetsiz
  • Dirayeti olmayan
döşemsiz
  • Döşemi olmayan
dilivermek
  • Çabucak dilmek
dava vekili
  • Avukat sayısı beşten az olan yerlerde avukat yetkisini taşıyan meslek adamı
denetimlilik
  • Denetimli olma durumu
delirtebilme
  • Delirtebilmek işi
dışkılamak
  • Dışkıyı dışarı atmak
dazlaklaşma
  • Dazlaklaşmak durumu
devrediş
  • Devretme işi
didinilme
  • Didinilmek işi
donatılma
  • Donatılmak işi
dertlenmek
  • Üzüntüye kapılmak, dertli duruma gelmek, kaygılanmak
dışkılık
  • Bazı omurgalılarda, özellikle keseliler, sürüngenler ve kuşlarda, bağırsak ile sidik ve üreme kanallarının açıldığı yer
deneyselci
  • Deneyselcilik öğretisini benimseyen, eksperimantalist
deve yüreklilik
  • Deve yürekli olma durumu
dalayış
  • Dalama işi
duyumölçer
  • Derinin duyarlığını ölçmeye yarayan alet
daraç
  • Dar
dengelilik
  • Dengeli olma durumu
dış vurumculuk
  • Dışa vurumculuk
duş teknesi
  • Duş yapmak amacıyla banyonun bir köşesine yerleştirilmiş, derinliği fazla olmayan tekne
deşilebilme
  • Deşilebilmek işi
duruksun
  • Kararsız
dış kulak
  • Kulağın, kulak kepçesi ve dış kulak yolundan oluşan bölümü
değersizleşebilmek
  • Değersizleşme ihtimali bulunmak
derlenebilme
  • Derlenebilmek işi
dolusu
  • Dolduracak kadar
direşken
  • Sebatlı
domuzlaşmak
  • Hainlik etmek, aksilik etmek
dokuzuncu
  • Dokuz sayısının sıra sıfatı, sırada sekizinciden sonra gelen
destani
  • Destansı
dolaşık
  • Karışık (saç, ip vb.)
  • Dolaşarak giden (yol)
  • Kolay çözülmeyecek veya içinden çıkılmayacak derecede karışık
  • Amacını doğrudan doğruya değil de dolayısıyla sezdiren
delirmek
  • Deli olmak, aklını yitirmek, çıldırmak
dolaşım
  • Dolaşma işi
  • Dolanım
  • Kan dolaşımı
diyalektolojik
  • Lehçe bilimsel
dizinlemek
  • Dizinini yapmak
dalgınlaşmak
  • Dalgın duruma gelmek
dirim
  • Hayat, yaşam
  • Yaşama gücü
diril
  • Şilte yüzü veya gömlek yapmaya yarar pamuklu bir kumaş
denetimci
  • Denetim işini yapan kimse
dönüşmek
  • Bir biçimden, bir durumdan başka bir biçime veya duruma geçmek, tahavvül etmek
dört ayaklılar
  • Sürüngenleri ve memelileri içine alan bir sınıf
Doğu Türkçesi
  • Hazar Denizi'nin ve Türkmenistan'ın doğusunda kalan Türklerin kullandığı dil
dikey geçiş
  • İki yıllık yüksekokullardan mezun olanların, belirli koşulları yerine getirerek fakültelerde okuma hakkı elde etmesi
deldirtmek
  • Deldirme işini yaptırmak
Dumlupınar
  • Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
düdükçülük
  • Düdükçünün yaptığı iş
darıltmak
  • Darılmasına sebep olmak
dünyevi
  • Dünya ile ilgili, dünya işlerine ilişkin, uhrevi karşıtı
daralttırma
  • Daralttırmak işi
devşirtilmek
  • Devşirme işi yaptırılmak
değer
  • Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet
  • Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör
  • Üstün nitelik, meziyet, kıymet
  • Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse
  • Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey
  • Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı
  • Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü
dalıvermek
  • Çabucak veya ansızın dalmak
denizkestanesi
  • Hareket edebilen dikenlerle örtülü, yuvarlak kalker kabuklu, derisi dikenlilerden bir yumuşakça (Echinus esculentus)
dalış
  • Dalma işi
  • Topu yakalamak amacıyla savunmadaki bir oyuncunun yatay olarak sıçraması, plonjon
dehalet
  • Sığınma, korunma
devretme
  • Devretmek işi
dipçiklemek
  • Dipçikle vurmak
direksiz
  • Direği olmayan
disfazi
  • Sinir merkezlerindeki bir bozukluktan dolayı konuşma bozukluğu veya güçlüğü
devinimsiz
  • Devinimi olmayan
  • Devinimi olmadan
değerlenebilmek
  • Değerlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
demirsi
  • Demiri andıran, demire benzeyen, demir gibi, demirimsi
Demirözü
  • Bayburt iline bağlı ilçelerden biri
dolaşıklık
  • Dolaşık olma durumu
doyabilme
  • Doyabilmek işi
dağınık
  • Geniş bir alana yayılmış olan
  • Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız
  • Düzeni bozuk, düzensiz, karışık
  • Hoş görünmeyen, uyumsuz
  • Düşüncelerini toparlayamayan
daraltılış
  • Daraltılma işi
dulaptal otugiller
  • Örnek bitkisi dulaptal otu olan, taçsız iki çeneklilerden bir familya
dört göz
  • Gözlüklü kimse
damlatış
  • Damlatma işi
dosdoğruluk
  • Dosdoğru olma durumu
duygulanış
  • Duygulanma durumu
dairevi
  • Dairesel
dayatılmak
  • Dayatma işine konu olmak
derinleştirebilme
  • Derinleştirebilmek işi
dışlaştırmak
  • Dışa vurmak
döllenmesiz
  • Döllenmemiş olan
denilebilmek
  • Denilme ihtimali veya imkânı bulunmak
dereceli
  • Derecesi olan
  • Derecelere ayrılmış, kademeli
demevi
  • Kanlı, kanı çok (kimse)
  • Öfkeli, sinirli
düzenti
  • Bir şeyi, bir durumu olduğundan değişik göstermek amacıyla hazırlanan düzen, mizansen
damıtabilmek
  • Damıtma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Damıtmaya gücü yetmek
dekovil
  • Ray aralığı 60 santimetre veya daha az olan, araçları buhar, hayvan veya insan gücüyle yürütülen küçük demiryolu
dolgun maaş
  • Dolgun ücret
doruk çizgisi
  • Yüksek dağlarda, doruk uçlarını birbirine bağlayan ve bitişik iki aklanı ayıran sınır
drezin
  • Demir yollarında yol kontrol ve bakımı için kullanılan küçük araba
daüssıla
  • Yurt özlemi
dansözlük
  • Dansözün işi veya mesleği
dışa dönüklük
  • Dışa dönük olma durumu
diftonglaşmak
  • Diftong durumuna gelmek
diyebilmek
  • Deme ihtimali veya imkânı bulunmak
deniz otobüsü
  • Feribottan daha hızlı giden, yolcularla birlikte araçları da kapalı mekânda taşıyan bir deniz taşıtı
dığan
  • Yağ tavası
dağ eriği
  • Çakal eriği
dirim kurgu
  • Canlılar dünyasını özellikle beynin çalışmasını taklit eden elektronik aletlerden yararlanmayı konu edinen bilim dalı
dış açı
  • İki doğruyu kesen bir doğrunun bu doğruların dışında kalacak biçimde yaptığı açı
damıtılmak
  • Damıtma işi yapılmak veya damıtma işine konu olmak
diktacı
  • Yönetimde dikta yanlısı olan
delinebilme
  • Delinebilmek işi
ditiramp
  • Eski Yunanların Dionysos şerefine okudukları tören şarkısı
  • Lirik şiir
dolanabilmek
  • Dolanma ihtimali veya imkânı bulunmak
değerlendirilebilme
  • Değerlendirilebilmek işi
dörtkenar
  • Dörtgen
dondurma
  • Dondurmak işi
  • Şekerli sütün veya meyve sularının dondurulmasıyla hazırlanan soğuk yiyecek
dişletme
  • Dişletmek işi
dedikodusuz
  • Dedikodusu olmayan
duyurma
  • Duyurmak işi
damaksıllaşmak
  • Bir kelimede art damaktan çıkan bir ünsüz veya kalın bir ünlü ön damağa kayıp yumuşamak ve incelmek: Yana > yine, alma > elma gibi
düzensiz
  • Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik
  • Sistemsiz
demletme
  • Demletmek işi
dokunaç
  • Birçok omurgasız hayvanın başında bulunan, dokunmaya, tutmaya yarayan hareketli uzantı
dernek
  • Toplantı, düğün
  • Belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek için kurulan yasal topluluk, cemiyet
  • Pazar veya panayır kurulan gün, deri (II)
demir resmi
  • Geminin bir limanda demirlemek için ödediği vergi
desteksiz atmak
  • abartılı konuşmak, yalan söylemek
devindiriliş
  • Devindirilme işi
domuzuna
  • İnat olsun diye, inadına
  • İyiden iyiye, adamakıllı
döndürülme
  • Döndürülmek işi
dokuzgen
  • Dokuz kenarı olan çokgen
  • Bu biçimde olan
dalga oyuğu
  • Dik kıyılarda yarın alt bölümünde bulunan, dalgaların çarparak oydukları in biçimli oyuk
Dünya
  • Güneş'e yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun
düşüncellik
  • Düşüncel olma niteliği
  • Nesnel gerçekliği olan varlığın karşısında, salt düşünce veya tasarım olarak varlık
deformelik
  • Deforme olma durumu
düzine
  • Aynı cinsten on iki parçanın oluşturduğu takım
  • Çok
daraltabilme
  • Daraltabilmek işi
derlem
  • Koleksiyon
  • Bir dilin türlü kullanım alanlarından derlenmiş örneklerinin dil bilgisi ve kuramsal dil bilimi araştırmalarında kullanılmak üzere bilgisayar tarafından okunabilecek biçimde bir araya getirilmiş kümesi
duyum almak
  • bir konu hakkında haber almak, bilgi edinmek
derekeye düşmek
  • küçülmek
deprem
  • Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi veya yanardağların püskürme durumuna geçmesi yüzünden oluşan sarsıntı, yer sarsıntısı, hareket, zelzele
daraltıcı
  • Boruların çaplarını daraltmakta kullanılan bağlantı parçası
döner kapı
  • Üç veya dört kanatlı, düşey ekseni çevresinde dönerek geçiş sağlayan kapı
dişindirik
  • İpe ilmik atarak hayvanın ağzına takılan gem
devrediliş
  • Devredilme işi
dökülüvermek
  • Çabucak veya kısa sürede dökülmek
dolandırabilme
  • Dolandırabilmek işi
dudak ünsüzü
  • Ağız boşluğundan gelen havanın dudaklara çarpıp patlamasıyla veya dudakların aralığından sızmasıyla oluşan ünsüz
donatılı
  • Donatısı olan
dip ağı
  • Palamut vb. balıkları avlamak için denizin dibine atılan ağ
defne yağı
  • Defnenin meyvesinden ve yapraklarından elde edilen, özellikle veteriner hekimlikte kullanılan, kokulu, acı lezzetli bir yağ türü
değersizleşme
  • Değersizleşmek işi
değerleniş
  • Değerlenme işi
diriltebilme
  • Diriltebilmek işi
dolanma
  • Dolanmak işi
dualı
  • İçinde dua olan
  • Kendisine dua edilmiş olan
dönüştürücü
  • Aynı frekansta fakat yoğunluğu, gerilimi genellikle farklı olan bir veya birçok değişik akım dizgesini, değişik bir akım dizgesine dönüştüren elektromanyetik indükleçli duruk araç, trafo, transformatör
dirice
  • Biraz diri
Düzköy
  • Trabzon iline bağlı ilçelerden biri
düşürüş
  • Düşürme işi
dediğim dedikçilik
  • Dediğim dedikçi olma durumu
derecelenmek
  • Dereceli bir biçim almak
damgacı
  • Damga vurmakla görevli kimse
  • Damga yapan veya satan kimse
dispanser
  • Sağlık ocağı
diyalektolog
  • Diyalektoloji uzmanı
direklik
  • Direk yapmaya elverişli (ağaç)
döküntülük
  • Döküntü olma drumu
dövülmek
  • Dövme işine konu olmak
davalaşma
  • Davalaşmak durumu
duyusal
  • Duyu ile ilgili
dumping
  • 343 düşürüm
destarlı
  • Sarığı olan, sarıklı
dırdırcı
  • Bezdirici söz etme alışkanlığı olan, geveze, yerli yersiz konuşan (kimse)
dostane
  • Dostça
domates suyu
  • Domatesin sıkılmasıyla elde edilen içecek
döşeyebilmek
  • Döşeme ihtimali veya imkânı bulunmak
değiştiriliş
  • Değiştirilme işi
dağ reyhanı
  • Anık (II)
dünya görüşlü
  • Dünya görüşü olan
dut pekmezi
  • Dutun ezilmesi ve şırasının kaynatılması sonunda elde edilen bir pekmez türü
dingillik
  • Dingil olma durumu
dövülme
  • Dövülmek işi
dogmalaştırılma
  • Dogmalaştırılmak işi
delep delep
  • Parlayarak, parıl parıl
dolmuşçuluk
  • Dolmuşçunun yaptığı iş
derletilmek
  • Derleme işi yaptırılmak
demir kırı
  • Siyah, beyaz karışık griye yakın renkte at donu
  • Bu renkte olan (at)
duygunluk
  • Duyarlılık
dirençli
  • Direnci olan
damgalama
  • Damgalamak işi
durulaştırmak
  • Durulaşma işini yaptırmak
deveelması
  • Çakırdiken
döke saça
  • Bir şeyi yararsız biçimde harcayarak
düzleme
  • Düzlemek işi, tesviye
derleyiş
  • Derleme işi
dev köpek balığıgiller
  • Omurgalı hayvanlardan balıklar sınıfının köpek balıkları takımının bir alt familyası
didiklemek
  • Çekiştirerek veya ısırarak parçalamak, gagalamak
  • Bir yerin veya bir şeyin içindeki eşyayı karıştırarak aramak, araştırmak
  • Bir konuyu bütün ayrıntılarıyla gözden geçirmek, iyice araştırmak
  • Huzursuzluk vermek, sıkıntıya sokmak
dama
  • Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun
düzenlettirme
  • Düzenlettirmek işi
doluşmak
  • Bir yerde toplanmak, bir araya gelmek
damak ünsüzü
  • Dil sırtı yardımı ile ön damakta veya art damakta oluşan ses: g, k, n
defnolunmak
  • Ölü gömülmek, toprağa verilmek
duvar yüzlü
  • Vurdumduymaz
denetici
  • Bir işlemin istenilen ölçülerde yürütülmesini denetim altına alan cihaz
  • Sıcaklık, basınç veya nem değişmelerini önleyerek bunlara ilişkin hareketin denetimini yapan alet
  • Su altındaki bir aleti uzaktan yöneten makine
dahası
  • Fazlası, ilavesi
devletleştirilmek
  • Kamulaştırılmak
duyu
  • İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum
derece derece
  • Farklı farklı, değişik
  • Azar azar, yavaş yavaş, tedricen
durdurulmak
  • Durdurma işi yapılmak
dar aralık
  • Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verilmesi sırasında geçen kısa süre
dertleşmek
  • Rahatlamak ve çözüm bulmak amacıyla dertlerini karşılıklı anlatmak
derme çatma
  • Gelişigüzel toplanmış, aralarında uygunluk bulunmayan
  • Değersiz gereçlerle özensiz olarak yapılmış
  • Önemsiz, değersiz
dingincilik
  • Tam bir gönül rahatlığı, tutkusuzluk içinde bütün arzulardan sıyrılmış olarak direnç göstermeden kendini Tanrı ibadetine vermeyi ve tanrısal ruh dinginliği kazanmayı amaçlayan dünya görüşü, sekincilik
dayandırabilmek
  • Dayandırma ihtimali veya imkânı bulunmak
davranabilme
  • Davranabilmek işi
denetlenmek
  • Denetleme işine konu olmak
devredilme
  • Devredilmek işi, devrolma
destekli
  • Desteği olan
  • Desteklenmiş, destek konulmuş
dalyasan
  • Sarıkların omuz üzerine dökülen ucu
dogma
  • Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi
  • Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak
Dikmen
  • Sinop iline bağlı ilçelerden biri
diktirilme
  • Diktirilmek işi
dekadans
  • Çöküş
devrilebilme
  • Devrilebilmek işi
damdazlak
  • Saçı olmayan (kimse)
değerlenme
  • Değerlenmek işi, kıymetlenme
domuzgiller
  • Çift parmaklılar takımının, geviş getirmeyenler alt takımına giren bir familya
değişiklik önergesi
  • Bazı kanun maddelerinin amaca daha uygun olması için Türkiye Büyük Millet Meclisine yapılan öneri, değişiklik teklifi
deve kini
  • Bitip tükenmek bilmeyen kin
domalmak
  • Dizler bükük, baş ileride, çömelmiş bir durum almak
derecesiz
  • Derecesi olmayan
  • Çok fazla
döviz
  • Ülkeler arası ödemelerde kullanılabilecek para, çek, poliçe vb. her türlü ödeme aracı
  • Yabancı ülke parası
  • Herhangi bir konuyu tanıtma, duyurma, propaganda yapma amacıyla üzerine yazı yazılmış bez veya karton
dalgalı akım üreteci
  • Dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör
dürtüşmek
  • Birbirini dürtmek
dörttek
  • Kürek yarışlarında sancak ve iskelesinde ikişer tek küreği olan tekne
dağdağalı
  • Gürültülü patırtılı
dikebilme
  • Dikebilmek işi
düğüncü
  • Düğün sahibi, toycu
  • Düğün çağrıcısı
  • Düğüne katılan kimse
düğme
  • Giyecek, yorgan vb.nin bazı yerlerine ilikleyici veya süs olarak dikilen kemik, metal, sedef gibi sert maddelerden yapılmış küçük tutturma aracı
  • Çevrilmek veya üzerine basılmak yoluyla bir elektrik akımını açan, kapayan, herhangi bir makineyi işleten veya durduran parça
  • Üst deri altındaki kıkırdak ve yağdan oluşmuş düğme biçimindeki çıkıntı
dayanaklılık
  • Dayanaklı olma durumu
demlemek
  • Çayı kaynar suyun içine attıktan sonra renk ve koku vermesi için bir süre bekletmek
destanlaşabilmek
  • Destanlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
delikleşmek
  • Delikler, girintiler oluşmak
dampersiz
  • Damperi olmayan
denizaltıcı
  • Denizaltılarda görevli kimse
diken battığı yerden çıkar
  • `zarar hangi yönden geldiyse ancak o yönden giderilir` anlamında kullanılan bir söz
deneyselcilik
  • Gerçek bilginin ancak deney yoluyla elde edilebileceğini, bilgilerimizin varsayıma dayanan bir nitelik taşıdığını, gerçeğin insan yaşantısının bir ürünü olarak düşünülmesi gerektiğini, değerler ile ahlaklılığın mutlak değil, toplumsal olduğunu ileri süren öğreti, eksperimantalizm
dövmek
  • Tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak
  • Çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek
  • Bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek
  • Ezmek
  • Çırpmak
  • Ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek
  • Topa tutmak
  • Çarpmak, sertçe dokunmak
  • Davul vb. çalmak, vurmak
dikel
  • Meni
danışılmak
  • Danışma işi yapılmak
dağbaşı
  • Yasaların veya toplum kurallarının uygulanamadığı yer
düşürttürmek
  • Düşürtme işini yaptırmak
dördüzleme
  • Eski Yunan tiyatrosunda üçü trajedi, sonuncusu yerme dramı olan dört sahne eserinden oluşan bölüm
debelenmek
  • Bir acının etkisiyle veya bir baskıdan kurtulmak için çırpınmak
  • Çırpınmak, tepinmek, kımıldanmak
  • Boşuna uğraşıp durmak
dinceltme
  • Dinceltmek işi
dikey
  • Başka bir doğru ile kesiştiğinde onunla birlikte dik açı oluşturan (doğru çizgi), amudi
  • Dik olarak
diplomatik yol
  • Diplomasi alanında tutulan yöntem, belirlenen tarz
davranış
  • Davranma işi, tutum, davranım, muamele, hareket
  • Dıştan gözlemlenebilecek tepkilerin toplamı
  • Organizmanın uyaranlar karşısındaki tepkilerinin bütünü
dogmalaştırılabilme
  • Dogmalaştırılabilmek işi
delegelik
  • Delegenin görevi, murahhaslık
dalgalı borçlar
  • Devletin bir bütçe dönemi içinde gelirlerin giderleri karşılamadığı zamanlarda sağlamış olduğu kısa vadeli krediler
dansimetre
  • Yoğunlukölçer
değiştirilme
  • Değiştirilmek işi
dalgıç kuşu
  • Dalgıç kuşlarından, Amerika ve Avrupa'nın kuzeyinde yaşayan bir hayvan (Colymbus glacialis)
diskotek
  • Plak, ses bandı koleksiyonu
  • Çalınan plak, bant vb. eşliğinde dans edilen kulüp, disko
duraklı
  • Durağı olan
  • Hep aynı yerde kalan, hep aynı yerde tekrarlanan
dizici
  • Dizgici
dalgıç tüpü
  • Dalgıçların su altında uzun süre kalmaları için solunum yapmalarını sağlayan tüp
dümensiz
  • Dümeni olmayan
dershane
  • Derslik
  • Öğrencilere okul dışında para ile ders veren özel kuruluş
doğa dışı
  • Doğaya aykırı, tabiata aykırı, gayritabii
dalaştırmak
  • Dalaşmasına yol açmak
dul kalmak
  • kadın veya erkeğin eşi ölmek
duymazlıktan gelmek
  • ilgilenmek istemediği için duymamış gibi davranmak
dalgacı
  • İşine gereken önem ve dikkati göstermeyen (kimse)
  • Alay eden (kimse)
derlemci
  • Koleksiyoncu
denizköpüğü
  • Lüle taşı
dil atlası
  • Dilleri, lehçeleri veya dil olaylarını yayılış bölgelerine göre gösteren atlas
dramatikleştirmek
  • Dramatik duruma getirmek
derhâl
  • Çabucak
düşsüzlük
  • Düşsüz olma durumu
darılma
  • Darılmak işi
dikkafalı
  • Dikbaşlı
desteletme
  • Desteletmek işi
demokratlık
  • Demokrat olma durumu
  • Demokrasi
deprenebilme
  • Deprenebilmek işi
doyma
  • Doymak işi
  • Yeğinliği gittikçe artırılan bir manyetik alanın içindeki bir çelik çubuğun alabileceği en çok manyetizmayı almış olması
  • Bir gazın, belli bir sıcaklıkta o sıcaklığa özgü olan en büyük basınç altında bulunması
  • Bir sıvının içinde belli bir cisimden eriyebilecek en çok miktarın erimiş bulunması, işba
dingil
  • Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks
değdirilebilmek
  • Değdirilme ihtimali veya imkânı bulunmak
dingin
  • Sakin, durgun
  • Gücü tükenmiş, yorgun, mecalsiz
desteleme
  • Destelemek işi
dikelmek
  • Dik duruma gelmek, dikleşmek
  • Ayakta durmak
  • Sert konuşmak, karşı gelmek, birine kafa tutmak, dinelmek
dinsizin hakkından imansız gelir
  • `acımasız olan kişiyi, kendisinden daha acımasız biri yola getirir` anlamında kullanılan bir söz
denşirmek
  • Bir şeyin yapısını veya niteliğini bozmak, tağyir etmek
divanıharp
  • Askerî mahkeme
dizdirilebilmek
  • Dizdirilme ihtimali veya imkânı bulunmak
doğaçlama tiyatro
  • Önceden yazılmış metne dayanmayan, taslağı önceden kararlaştırılmış olan halk tiyatrosu, tuluat tiyatrosu
Demre
  • Antalya iline bağlı ilçelerden biri
dört yüzlü
  • Dört yüzü olan, çok yüzlü
  • Tabanı üçgen olan piramit
dargın durmak
  • küskün durumda olmak
doğum odası
  • İçinde doğum yapılan hastane odası
dinamitlemek
  • Dinamitle havaya uçurmak
  • Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak
domuzlan
  • Kın kanatlılardan bir böcek (Brachynus crepitans)
dikensi
  • Dikene benzer, dikeni andıran, diken gibi, dikenimsi
doğrusal
  • Bir doğru ile ilgili olan
  • Bir doğruyu izleyen
  • Aynı doğruya ait olan
dertleşebilmek
  • Dertleşme ihtimali veya imkânı bulunmak
dalga yüksekliği
  • Denizlerde dalga çukuru ile dalga tepesi arasındaki düşey mesafe
durağanlaşma
  • Durağanlaşmak durumu
defoluş
  • Defolma işi
deneme hayvanı
  • Meranın verimi veya mera üzerinde uygulanan ıslah ve düzenleyim işlemlerinin etkileri hakkında bilgi edinmek amacıyla otlatılan ve canlı ağırlık artışı veya süt verimi devamlı biçimde ölçülen hayvan
depolatılmak
  • Depolanması sağlanmak
dağ evi
  • Şehirlerin kirli havasından uzaklaşmak, tabiat varlıklarından ve güzelliklerinden yararlanmak için dağlık bölgelerde yapılmış ev
doğranma
  • Doğranmak işi
doldurboşalt
  • Oyunun son dakikalarında galip olan takım tarafından oyalama amacıyla topu uzun paslarla rakip kale önüne gönderme
  • Nöbet sonrası namluda merminin kalıp kalmadığını denetlemek için verilen komut
döşemeli
  • Döşemesi olan
deruni
  • İçle ilgili, içten
  • Özünlü
devrisi
  • Bir sonraki, ertesi (gün, hafta, ay, yıl)
dikiş makinesi
  • Dikiş dikme işlerinde kullanılan, kol veya elektrik gücüyle çalıştırılan alet
doygu
  • Yaşamayı sağlayacak besin, rızık
damsızlık
  • Damsız (I), (II) olma durumu
Doğuculuk
  • Doğucu olma durumu, Şarkçılık
donanabilme
  • Donanabilmek işi
doluya koydum almadı, boşa koydum dolmadı
  • içinden çıkılmayan güç bir durum karşısında söylenen bir söz
dönme dolap
  • Eğlence alanlarında, bir eksen çevresinde yukarıdan aşağı dönen ve oturma yerleri olan eğlence aracı
  • Büyük konaklarda bir yerden bir yere yemek geçirmek için duvardaki bir açmaya yerleştirilmiş, dönebilen dolap
dolunay
  • Ay'ın tam bir daire olarak dolgun, parlak görüldüğü evre, ayın on dördü, bedir
düşürüm
  • Düşürme işi
  • Mallarda yapılan genel ucuzluk
dimnit
  • Erken olgunlaşan ince kabuklu bir tür siyah üzüm
dalbastı
  • Bir tür iri, aşılı kiraz
dolaştırılma
  • Dolaştırılmak işi
damlayabilmek
  • Damlama ihtimali veya imkânı bulunmak
doksanar
  • Doksan sıfatının üleştirme sayı sıfatı
  • Her birine doksan, her defasında doksanı bir arada olan
denemecilik
  • Denemecinin yaptığı iş
deke düşmek
  • hileye, oyuna gelmek
dindarlaşma
  • Dindarlaşmak işi
dillenme
  • Dillenmek işi
duş kabini
  • Duş veya banyo küvetinin etrafına takılan, suyun dışarıya sıçramasını önleyen, buharın içeride kalmasını sağlayan, alüminyum veya plastikten yapılmış çerçevelerine cam, mika vb. plastik malzeme yerleştirilmiş, ön panelleri bir ray üzerinde hareket edebilen bir kabin türü, banyo kabini
düzenleşik
  • Düzenleri birbirine uygun
  • Bir sınıflamada aynı düzen ve aynı sırada bulunan
deşiverme
  • Deşivermek işi
düzenleşim
  • Aynı sıradaki nesne veya kavramların birbirinin yanında oluşu
  • Bir sınıflamada aynı sırada bulunan iki veya daha çok kavramın bağıntısı
durmuş oturmuş
  • Olgun, davranışları tutarlı (kimse)
  • Derli toplu
  • Aşırılığa kaçmamış
dar görüşlülük
  • Dar görüşlü olma durumu, kısa görüşlülük
depozit
  • Güvence akçesi
dayatılış
  • Dayatılma işi
diferansiyel hesap
  • Değişkenlerin sonsuz küçük farklarındaki artma değerlerini bulmaya yarayan hesap
daldırma çay
  • Sallama çay
dogmacılık
  • Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm
dış merkezlilik
  • Dış merkezli olma durumu
divanelik
  • Kaçıklık, delilik
duvar ayağı
  • Yapılarda süs ögesinin dışında görevi olmayan, duvara yapışık, üzerinde yukarıdan aşağıya yivler bulunan yarım ayak
dünden ölmüş
  • Çalışma hevesi kalmamış (kimse)
dramaturg
  • Tiyatro için oyun seçmek, oyunları irdelemek, sahnelenmesi işine yardım etmek, oyuncu seçmede, malzemelerin hazırlanmasında danışmanlık yapmak gibi görevleri bulunan kimse
deniz iklimi
  • Denizlerde, adalarda, yüksek enlemlerde görülen ve sıcaklık oynamaları az olan iklim
dizeleşmek
  • Dize durumuna gelmek
dar darına
  • Darı darına
demir dikeni
  • Toprak üzerinde yatık olarak bulunan, boynuz biçiminde dikenli çiçekleri küçük ve açık sarı renkli bir tür bitki (Tribulus terrestris)
dokuz canlı
  • Kolay kolay ölmeyen
  • Çok sağlıklı, herhangi bir hastalığı olmayan, dayanıklı
dipdiri
  • Çok diri, çok canlı
defnolunma
  • Defnolunmak işi
dip doruk
  • Baştan aşağı, dipten tepeye kadar
davranış bilgisi
  • Görgü kuralları
dipdinç
  • Çok sağlıklı, çok canlı
denkçilik
  • Denkçinin yaptığı iş
dalfidan boylu
  • Boyu ince, uzun ve yeni dal gibi olan
dökme
  • Dökmek işi
  • Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan
  • Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan
  • Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış
  • Dökme yük
dokuyabilme
  • Dokuyabilmek işi
düşüncel
  • Gerçekte olmayıp yalnızca düşüncede, tasarım içinde var olan
  • Yalnız düşünce ile kavranabilen
değişinimci
  • Değişinimcilik yanlısı, mutasyonist
doldurulmak
  • Dolu bir duruma getirilmek
  • Biri, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirilmek
duyuruş
  • Duyurma işi
duru
  • Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak
  • Pürüzsüz (ten)
  • Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.)
dövebilmek
  • Dövme ihtimali veya imkânı bulunmak
doldurtmak
  • Doldurma işini yaptırmak
dervişçe
  • Dervişe yakışır bir biçimde, dervişane
dost canlısı
  • Arkadaş canlısı
donmuş sebze
  • Daha sonra kullanılmak üzere bir kap içinde dondurulmuş taze sebze
doğaçlamak
  • Birdenbire ve içine doğduğu gibi söylemek, irticalen dile getirmek
  • O anda şiir söylemek, irticalen şiir söylemek
  • Bir metne dayanmadan içe doğduğu gibi konuşmak ve oynamak, tuluat yapmak
dondurulmuş
  • Soğutucu aracılığıyla buzlu duruma getirilmiş
  • Beklemeye alınmış
  • Değiştirilemez durumda tutulmuş
dâhiyane
  • Dâhice
dalgalandırabilmek
  • Dalgalandırma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Dalgalandırmaya gücü yetmek
dazlamak
  • Güç beğenmek, güç beğenir olmak
dinsizleştirmek
  • Dinsiz duruma getirmek
dalgınlaştırmak
  • Dalgın duruma getirmek
doğum günü
  • Bir kimsenin doğduğu gün
duygudaş
  • Bir konuda duyguları diğer bir kişiyle aynı olan kimse
  • Üyesi olmadığı hâlde bir partinin, bir kuruluşun görüşlerini benimseyen veya bir görüşü, bir öğretiyi, bir akımı tutan kimse, sempatizan
dırlanma
  • Dırlanmak işi
dağlanış
  • Dağlanma işi
doğal gaz
  • Yer kabuğunun içinde bulunan, yakıt olarak önem sıralamasında ham petrolden sonra ikinci sırayı alan ve petrolün bir cinsi olan yanıcı gaz
  • Hidrokarbon biriken alanlarda açılan kuyulardan elde edilen, esas itibarıyla metan gazı ile az miktarda propan, bütan vb. daha ağır moleküllü hidrokarbon gazları ve eser miktarda su buharı, hidrojen, karbondioksit ve azot karışımı gaz
  • Konutlarda ve iş yerlerinde ısınma, üretim ve enerji amacıyla belli bir merkezden kontrollü olarak bir şebeke sistemiyle dağıtılan yanıcı gaz
doğaçlama yapmak
  • doğaçlamak
dipsiz kuyu
  • Sonuç alınmayan
  • Sonu gelmeyen
doldurtabilme
  • Doldurtabilmek işi
dağ gölü
  • Dağlar arasındaki çukur alanlarda, akan suların birikimi ile oluşan göl
deneme yayını
  • Radyo, televizyon vb. haberleşme araçlarının başlangıçta işe alışmak ve daha verimli olmak üzere yaptıkları kısa süreli yayın
depolatılma
  • Depolatılmak işi
dolambaçsız
  • Dolambacı olmayan
  • Açık, doğrudan doğruya olan
densizleşebilmek
  • Densizleşme ihtimali bulunmak
dilenebilme
  • Dilenebilmek işi
diriksel ısı
  • Diril ısı
dilleniş
  • Dillenme işi
dümen suyunda gitmek
  • birine bağımlı olmak, her şeyde ona uyarak davranmak
doğumlu
  • Belirli bir yılda doğmuş, tevellütlü
dümenevi
  • Dümen boğazının geçmesi için kıç bodoslamasının üst ucuna ve teknenin kümbet olan bölümüne açılmış oval delik
devamlı
  • Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan
  • Okuluna düzenli bir biçimde devam eden
  • Sürekli, bitmeyen, kesintiye uğramayan bir biçimde
depolamak
  • Saklamak veya korumak amacıyla ambara koymak, depo etmek, biriktirmek, ambarlamak
  • Bir bellek cihazına veriyi yerleştirmek veya saklamak
daldalanma
  • Daldalanmak işi
dalgalanmaya bırakmak
  • paranın gerçek değerini bulması için girişimde bulunmadan beklemek
  • bir konu için girişimde bulunmadan beklemek
dönüşlü çatı
  • Çoğu kez -n-, bazen de -l- veya -ş- ekleriyle kurulan, fiildeki kavramın özneye döndüğünü bildiren çatı: Sevinmek (sev-in-mek), yorulmak (yor-ul-mak) gibi
düşeylik
  • Düşey olma durumu
  • Düşey durumda bulunan bir cismin özelliği
derin uyku
  • Uyanılması güç uyku, ağır uyku, deliksiz uyku, taş uykusu
denizaltı
  • Deniz yüzeyinin altında ve üstünde yol alabilen savaş veya araştırma gemisi, tahtelbahir
dalgın dalgın
  • Çevresiyle ilgilenmeden, düşünceli olarak
diplomatlık
  • Diplomat olma durumu
  • Diplomasi
dizeleştirmek
  • Dize durumuna getirmek
duygudaşlık
  • Aynı duyguları paylaşma, empati
  • Kendini duygu ve düşüncede bir başkasının yerine koyabilme, empati
diktatörlük etmek
  • diktatörce davranmak, zorbalık etmek
değer kuramı
  • Değerlerin önem sıralarını ve bu arada en yüksek değeri araştırarak bir değer ölçüsü bildiren felsefe kuramı
dâhilî harp
  • İç savaş
dönüşebilme
  • Dönüşebilmek işi
dışlaştırtma
  • Dışlaştırtmak işi
dubar
  • Kefalgillerden, 30-40 santimetre uzunluğunda, eti lezzetli bir tür balık (Mugil cephalus)
dillilik
  • Dilli olma durumu
dünden bugüne
  • Çabucak
  • Sanatçının özellikle ilk dönemlerinde meydana getirdiği eserlerinden oluşmuş (sergi), retrospektif
dileme
  • Dilemek işi
disiplinlilik
  • Disiplinli olma durumu
duyumsatma
  • Duyumsatmak işi
dayılanabilmek
  • Dayılanma ihtimali veya imkânı bulunmak
divani kırması
  • Divani yazının basitleştirilmiş bir türü
damacana
  • Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe
dekolte
  • Açık giyim
  • Açık giyimli
devleşebilme
  • Devleşebilmek işi
Divanhane
  • Kubbealtı
dondurabilmek
  • Dondurma ihtimali veya imkânı bulunmak
doküman
  • Belge
deklarasyon
  • Bildirme, duyurma, ilan etme
  • Bildiri
  • Mal bildirimi
delirivermek
  • Ansızın delirmek
dalfidan
  • Taze ve yeni fidan
duyumsayış
  • Duyumsama durumu
diş tabibi
  • Diş hekimi
dikenli
  • Dikenli olan
  • Dikeni olan bitkilerin bulunduğu (yer)
  • Zor, çetin, sıkıntı veya üzüntü veren
depremçizer
  • Depremyazar
düşlemek
  • Bir şeyi, bir kimseyi, bir durumu istenilen biçimde tasarlamak, zihinde canlandırmak
düşünürlük
  • Düşünür olma durumu
donuklaşma
  • Donuklaşmak durumu
dipçiklenme
  • Dipçiklenmek işi
deniz yolu ulaşımı
  • Liman ve iskeleler arasında deniz taşıtlarıyla yapılan taşıma işi
dikenli tel
  • Üzerinde yer yer diken gibi sivri çıkıntıları olan ve bir yeri korumak, geçişi güçleştirmek için kullanılan tel
dağlayıverme
  • Dağlayıvermek işi
dendrolog
  • Ağaç bilimci
dargınlaşma
  • Dargınlaşmak işi
dayamak
  • Yaslamak
  • Bir yerden, bir kimseden yararlanmak, güç almak
  • Korkutmak için hızla, öfkeyle yaklaştırmak, uzatmak
  • Varmak, ulaşmak
  • Vakit geçirmeden, bekletmeden vermek
  • Kapı veya pencereyi ardına kadar açmak
darlaştırılma
  • Darlaştırılmak işi
didon sakal
  • Yalnız çenede olan sivri sakal
duyurabilme
  • Duyurabilmek işi
dolandırılış
  • Dolandırılma işi
dalga bandı
  • Hem radyo hem de optik dalgaları kapsayan bant
damgalayıverme
  • Damgalayıvermek işi
daraltılmak
  • Daraltma işi yapılmak
dolaştırılmak
  • Dolaştırma işine konu olmak
deviniş
  • Devinme işi
derleyiverme
  • Derleyivermek işi
divaneleştirmek
  • Divane duruma getirmek
düğümlü
  • Düğümlenmiş olan
  • Budaklı
  • Sorunlu, karışık
doğu
  • Güneşin doğduğu ana yön, gün doğusu, şark, maşrık, batı karşıtı
  • Bulunulan yere göre güneşin doğduğu yönde kalan bölge
  • Güneşin 21 Mart'ta ve 23 Eylül'de doğduğu 0,90°'lik yön
diş bademi
  • Kabuğu ince olduğu için dişle kırılabilen bir badem türü, sakız bademi
duruş
  • Durma işi
defnedilmek
  • Defnetme işi yapılmak
dublörlük
  • Dublör olma durumu, dublörün yaptığı iş
darılgan
  • Çabuk alınıp darılan (kimse)
dallamalık
  • Dallama olma durumu
don yağı
  • Normal sıcaklıkta katı durumda bulunan ve içyağlarının eritilmesiyle elde edilen hayvansal yağ
  • Soğuk ve sevimsiz (kimse)
diretme
  • Diretmek işi, inat
denetilme
  • Denetilmek işi
diyetli
  • İçinde diyet bulunan
duvak düşkünü
  • Evlenmeye çok istekli olan
denizısırganları
  • Salgıladıkları sıvılarla insan derisinde ısırgan etkisi uyandıran, iri medüzleri içine alan sölenterler sınıfı
deve döşlü
  • Karnı içeriye çekik (at)
denenmek
  • Deneme işine konu olmak
dizemsiz
  • Dizemi olmayan, tartımsız, ritimsiz
danışılabilmek
  • Danışılma ihtimali veya imkânı bulunmak
dejavu
  • Bir yeri daha önce görmüş olma veya bir olayı daha önce yaşamış olma duygusu
debillik
  • Genellikle vücut yapısı ile ilgili aşırı ve sürekli güçsüzlük
disiplinsiz
  • Disiplini olmayan
detone olmak
  • bir sazı yanlış çalmak veya söylemek
  • ezgiyi kusurlu bir biçimde söylemek
dolaştırabilme
  • Dolaştırabilmek işi
demir yolculuk
  • Demir yolcunun yaptığı iş
değimli
  • Liyakatli
dağ isketesi
  • Fanta
deşeleyiş
  • Deşeleme işi
damalı
  • Üstünde kareler bulunan, kareli
dişçik
  • Çok küçük diş
deniz yeli
  • İmbat
deşilme
  • Deşilmek işi
dalyaraklık
  • Dalyarak olma durumu
doyumluluk
  • Doyumlu olma durumu
değinilebilmek
  • Değinilme ihtimali veya imkânı bulunmak
dışkılama
  • Dışkılamak işi
defaatle
  • Defalarca
detaylandırılma
  • Ayrıntılandırılma
dondurulmak
  • Dondurma işine konu olmak veya dondurma işi yapılmak
  • Beklemeye alınmak
  • Değişmez duruma getirilmek
dar ünlü
  • Alt çenenin az açılmasıyla oluşan ünlü: u, ü
diyabet
  • Şeker hastalığı
dinleme
  • Dinlemek işi
diskçi
  • Disk atan kimse
dogmalaşmak
  • Dogma durumuna gelmek
değinmek
  • Bir konuyu ele alarak ondan kısaca söz etmek, dokunmak, temas etmek
dölek
  • Ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı
  • Düz, engebesiz (toprak parçası)
dirayet
  • İnce şeyleri kavrayış
  • Zekâ
  • Beceriklilik
diziş
  • Dizme işi
düğümlemek
  • Düğüm yapmak
  • Düğüm yaparak bağlamak
düzenlenmek
  • Düzenli, düzgün duruma getirilmek
  • Yapılmak, tertip edilmek
dayanaksız
  • Dayanağı olmayan
dil felsefesi
  • Dilin özü, kökeni, anlamı, yapısı üzerine araştırmalar yapan felsefe dalı
demokratikleştirebilme
  • Demokratikleştirebilmek işi
demografi
  • Nüfus bilimi
dilimlenmek
  • Dilimlere bölünmek veya ayrılmak
din felsefesi
  • Dinin ilkelerinin özünü ve anlamını temellendirmeyi amaçlayan felsefe dalı
duka
  • Dük unvanının eskiden kullanılan biçimi
  • Bir tür Venedik altın akçesi
devasalık
  • Devasa olma durumu
deveboynu
  • S veya U biçiminde boru
darlaşmak
  • Daralmak
diskjokeylik
  • Diskjokeyin işi
dipçikleniş
  • Dipçiklenme işi
debelenebilmek
  • Debelenme ihtimali veya imkânı bulunmak
dopingleme
  • Doping yapma
devredilmezlik
  • İnsan haklarının niteliklerinden birini belirtmek için kullanılan terim
dokuyuculuk
  • Dokumacılık
dizinlenmek
  • Dizini yapılmak
diş doktoru
  • Diş hekimi
denmek
  • Ad verilmek
  • Söylenmek, sözü edilmek
donanma
  • Donanmak işi
  • Belli bir amaçla kullanılan gemilerin bütünü
  • Bir devletin deniz kuvvetleri, armada
duygan
  • Aşırı duygulu
duvar saati
  • Duvara asılı saat
dengesizleştirilmek
  • Dengesiz duruma getirilmek
dezenformasyon
  • Bilgi çarpıtma
dökme gaz
  • Yakıt olarak kullanılmak üzere konutlardaki veya iş yerlerindeki depolara doldurulan sıvılaştırılmış gaz
doğru dürüst
  • Kusursuz, yanlışsız
  • Tam olarak, eksiksiz olarak, istenildiği gibi, kusursuz, yanlışsız bir biçimde
dekorculuk
  • Dekorcunun yaptığı iş
diş otu
  • Diş otugillerden, kurak ve çorak yerlerde yetişen, çok yıllık ve otsu bir bitki, Mısır anasonu, kurşun otu (Plumbago europea)
dikiş payı
  • Kumaş biçerken kumaşın kenarından dikiş yerine kadar bırakılan bölüm
Darvinci
  • Darvincilik görüşünü benimseyen
duyurulmak
  • Duyulmasını sağlamak
  • İlan edilmek
daraltabilmek
  • Daraltma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Daraltmaya gücü yetmek
dansörlük
  • Dansörün işi veya mesleği
devinme
  • Devinmek işi
doğaötesi
  • Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe, fizikötesi, metafizik
  • Akıl ve sezgiyle elde edilen ilk ilkeleri veya mutlak bilgiyi konu alan felsefe, fizikötesi, metafizik
  • Bu felsefeyle ilgili olan
dört bucak
  • Her taraf, her yer
defin
  • Ölüyü gömme
dağıtımcılık
  • Dağıtımcının yaptığı iş
dendroloji
  • Ağaç bilimi
dayanış
  • Dayanma işi
drahoma
  • Hristiyan ve Musevilerde gelinin damada verdiği para veya mal
dil bilimci
  • Dil bilimiyle uğraşan kimse, dilci, lengüist, filolog
Doğululaşma
  • Doğululaşmak işi
dizginletme
  • Dizginletmek işi
Darende
  • Malatya iline bağlı ilçelerden biri
dağlağı
  • Dağlama aracı
dağıtıverme
  • Dağıtıvermek işi
dördüz yumrucuklar
  • Beyinle beyincik arasında bulunan dört kabartının adı
domuzluk etmek
  • hainlik etmek, haince davranmak
donma noktası
  • Eriyik durumda bulunan bir metalin kendi özelliğine bağlı olarak donmaya başladığı andaki ısı derecesi
  • Suyun donmaya başladığı derece
domuz yağı
  • Domuzdan çıkarılan yağ
defterdarlık
  • Defterdar olma durumu
  • Defterdarın makamı
  • Defterdarın görevi
  • Defterdarın çalıştığı yapı
dikebilmek
  • Dikme ihtimali veya imkânı bulunmak
dömifinal
  • Yarı final
dengecilik
  • Dengeci olma durumu
diyapazon
  • Titreştirildiğinde ana seslerden birini veren, U biçiminde, küçük bir çelik araç
deneyüstücülük
  • İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm
  • Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm
değebilme
  • Değebilmek işi
duyurabilmek
  • Duyurma ihtimali veya imkânı bulunmak
dallandırma
  • Dallandırmak işi
denemek
  • Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek
  • Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek
depozitolu
  • Depozitosu olan
dürtüşleme
  • Dürtüşlemek işi
dış satımcılık
  • İhracatçılık
düğün salonu
  • Kiralanarak içinde eğlence ve toplantı yapılan salon
damar aktarma
  • Köprüleme
domuz derisi
  • Çanta ve ayakkabı yapımında kullanılan bir tür sağlam deri
daraltmak
  • Dar duruma getirmek
  • Sayıca azaltmak
doktorculuk
  • Çocukların hasta ve doktor rolüne girerek oynadıkları oyun, doktorluk
darlaşma
  • Darlaşmak işi
dehhaş
  • Aşırı korku verici, dehşet saçıcı
deneyebilmek
  • Deneme ihtimali veya imkânı bulunmak
doldurmak
  • Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek
  • Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek
  • Ateşli silahların içine mermi sürmek
  • Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak
  • Yaşını, yılını bitirmek
  • Ses, koku yayılıp kaplamak
  • Belirli bir süreyi kaplamak, almak
  • Canlılık kazandırmak
  • Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek
dönüştürme
  • Dönüştürmek işi, tahvil
destecilik
  • Desteleyicilik
dört yol ağzı
  • Dört yönden gelen yolların birleştiği kavşak
danışıklı
  • Gerçekte olmadığı hâlde bir anlaşma sonunda öyle gösterilen, muvazaalı
destekleyebilmek
  • Destekleme ihtimali veya imkânı bulunmak
devlet düşkünü
  • Bolluk ve mutluluk içindeyken sonradan fakir düşmüş (kimse)
dizme
  • Dizmek işi
dili bozukluk
  • Dili bozuk olma durumu
duasızlık
  • Duasız olma durumu
denetletebilme
  • Denetletebilmek işi
değeç
  • Değişik elektrik çevrimi veya araçları arasında bağlantı kurmaya yarayan ve bir elektromıknatısla uzaktan kumanda edilen çevrim kesici
dalga dalga
  • Kıvrımlı (saç)
  • Açıklı koyulu
  • Arka arkaya, yığın hâlinde
  • Düzgün olmayan, alçaklı yüksekli bir biçimde
devinimli
  • Devinimi olan
  • Devinimli olarak
değil mi ki
  • madem, mademki
değim
  • Liyakat
değin
  • Sincap
düşünücü
  • Düşünür
derişme
  • Derişmek işi
  • Yoğunlaşma
defolma
  • Defolmak işi
datif
  • Yönelme durumu
duygusuz
  • Duygusu, duyarlığı olmayan, hissiz
  • Katı yürekli, umursamaz, hissiz
devinim
  • Devinme işi, hareket
  • Bir toplumdaki olayların ana özelliğini, varlık biçimini belirleyen toplumsal süreçlerin bütünü
  • Bir ruh durumundan başka bir ruh durumuna geçiş
  • Bir düşünce sürecinin başlaması, hareket
  • Zaman içinde durum değiştirme
  • Durağan bir noktaya göre devinmekte olan bir nesnenin durumu, devim, hareket
disko
  • Diskotek
dolgunlaştırmak
  • Dolgunlaşma işini yaptırmak
değiştirilebilme
  • Değiştirilebilmek işi
döşetilme
  • Döşetilmek işi
duruk
  • Hareketi olmayan, belirli bir süre değişmeyen, statik, dinamik karşıtı
  • Kuvvetlerin dengelenmesiyle ilgili olan
  • Dalgalı akımlı elektrik motor veya üreteçlerinde hareketsiz bölüm, stator
  • Hareket etmeyen nesnelerin üzerindeki kuvvet dengeleri ile uğraşan bilim dalı, statik
damgasız
  • Damgalanmamış, damgası olmayan
düzenleyim
  • Devlete ve kişilere ait ormanların, önceden hazırlanıp kabul edilmiş esaslara uygun olarak işletilmesi, amenajman
  • Doğal kaynakların işletilmesi, amenajman
Divriği
  • Sivas iline bağlı ilçelerden biri
dizdirilme
  • Dizdirilmek işi
değerlendirilme
  • Değerlendirilmek işi, kıymetlendirilme
dedektif
  • Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi
dünürcü
  • Kız istemeye giden kimse, görücü
dikence
  • Dikenli balıkgillerden bir tür küçük tatlı su balığı (Gasterostsus pungitius)
duşaklama
  • Duşaklamak işi
dolma biber
  • Dolma yapmaya uygun bir tür büyük biber, dolmalık biber
difraksiyon
  • Kırınım
deyimleşebilme
  • Deyimleşebilmek işi
dansçı
  • Dans eden kişi
  • Dansı meslek edinen kişi
dillendirilmek
  • Dillendirme işi yapılmak
dâhilî talimatname
  • İç yönetmelik
dağlatma
  • Dağlatmak işi
düşüverme
  • Düşüvermek işi
demletebilmek
  • Demletme ihtimali veya imkânı bulunmak
damlatabilmek
  • Damlatma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Damlatmaya gücü yetmek
ders notu
  • Eğitim amacıyla derslerde kullanılmak üzere hazırlanmış görsel veya yazılı malzeme
destanlaştırmak
  • Destan olarak anlatmak
doğasever
  • Doğanın kirlenmesine ve tahrip edilmesine karşı çıkan (kimse)
durulaşmak
  • Duru bir duruma gelmek
döküntülü
  • Döküntüsü olan
  • Deride döküntü ile görülen, döküntü ile beliren (hastalık)
demetçi
  • Demet yapan kimse
  • Harman makinesini ekin demetleriyle dolduran kimse
denizyıldızı
  • Denizyıldızlarından, yıldız biçiminde beş kolu olan, kayalıklar üzerinde yaşayan, derisi dikenli bir hayvan (Aster)
duraklamak
  • Hareket durumundayken kısa bir süre için durmak veya arada bir durmak
  • Bir süre ses çıkarmamak, bir şey söylememek, duraksamak, tereddüt etmek
dangıl dungul
  • Kaba saba, yersiz ve lüzumsuz bir biçimde
  • Gelişigüzel
  • Kaba saba
deli dana hastalığı
  • Büyükbaş hayvanlarda görülen, bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık
dil laboratuvarı
  • Yabancı dil öğretiminde, kayıtlı dil malzemesiyle ders yapılan yer
  • Ses bilimi çalışmalarında seslerin elektronik araçlarla incelenip değerlendirildiği yer
düz flüt
  • Plastik veya ağaçtan yapılan, baş, gövde ve kuyruk bölümlerinden oluşan bir tür üflemeli çalgı, blok flüt
dirsek kemiği
  • Ön kolun iskeletini oluşturan iki uzun kemikten iç yanda olanı
düzlenme
  • Düzlenmek durumu
düşlemli
  • Düşlemi olan
dan dun konuşmak (veya etmek)
  • yerli yersiz, ileri geri konuşmak
düz hekimlik
  • Düz hekim olma durumu, pratisyenlik
delice bakla
  • Termiye
deprem bilimci
  • Deprem bilimiyle uğraşan kimse, sismolog
domuztırnağı
  • Palanganın takılması için kullanılan, bir yanı çatal biçiminde çift tırnaklı, öbür yanı halkalı demir kanca
diplomat
  • Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse
  • Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü
  • İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan
depar
  • Çıkış
didinmek
  • Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak
doğa bilimci
  • Tabiatın çeşitli özellikleri üzerinde çalışan, araştırma yapan, tabiatçı
detonelik
  • Detone olma durumu
duyumsamak
  • Duyular aracılığıyla bir şeyi algılamak
davranım
  • Davranış
dokumak
  • Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak
  • En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak
  • Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek
dizim
  • Dizilme işi, dizme
  • Söz zincirinde birbirini izleyen ve belli bir birim oluşturan ögeler birleşimi, sentagma
dizin
  • Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, endeks, indeks, fihrist
  • Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser
  • Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste
doktoralı
  • Doktorası olan
düzenlenebilmek
  • Düzenlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
dövdürtülmek
  • Birine dövdürülmek
dikili taş
  • Önemli bir olayın durumu veya bir zaferin anısı için dikilmiş tek parça yüksek taş, obelisk
dönemeçsiz
  • Dönemeci olmayan
dağılabilmek
  • Dağılma ihtimali veya imkânı bulunmak
dogmalaştırılabilmek
  • Dogmalaştırılma ihtimali bulunmak
dayattırma
  • Dayattırmak işi
değme
  • Her, herhangi bir, gelişigüzel, rastgele
  • Seçkin, seçme
değer katma
  • Bir paranın değerini altına ve dövize göre yeniden ayarlama, revalüasyon
dış vurumcu
  • Dışa vurumcu
dadı
  • Evlerde çocuğa bakan kimse, daye
dağcılık
  • Dağa tırmanma sporu, alpinizm
dopdoluluk
  • Dopdolu olma durumu
dökünmek
  • Kendi üstüne dökmek
değiştiriverme
  • Değiştirivermek işi
denetleme kurulu
  • Devlet kuruluşlarında denetim işini yapmakla görevli üyelerin oluşturduğu kurul, denetim kurulu, teftiş heyeti, teftiş kurulu
  • Bir kuruluşun yasalara ve kendi amacına uygun olarak çalışıp çalışmadığını denetleyen kurul
damıtılabilme
  • Damıtılabilmek işi
doğrusuz
  • Doğrusu olmayan
dumağı
  • Nezle
dırlanmak
  • Herkesi tedirgin edecek, bezdirecek biçimde söylenmek
dandikleşmek
  • Dandik bir duruma gelmek
dinlenebilmek
  • Dinlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
değerlendiriliş
  • Değerlendirilme işi
dama tahtası
  • Üzerinde dama oynanan tahta
değimsizlik
  • Liyakatsizlik
dancing
  • 343 dans salonu
düzlek yapı
  • Yatay duruşlu tabakaların geniş yer tuttuğu düzlük
dürmek
  • Bir şeyi kıvırıp silindir biçiminde kendi üzerine sarmak
  • Bir şeyi üst üste katlamak
duvar gazetesi
  • Duvara asılan, çoğunlukla elle, yazı makinesi veya bilgisayar ile yazılan okul veya dernek gazetesi
dizgi
  • Basım için harfleri, kelimeleri, satırları, sayfalar oluşturacak biçimde düzenleme, tertip
dışlanış
  • Dışlanma işi
dudu
  • Kadınlara verilen bir unvan, hanım
  • Yaşlı Ermeni kadını
  • Papağan
dizge
  • Bir bütün oluşturacak biçimde birbirine bağlı ögelerin bütünü, manzume, sistem
  • Bir ilkeye veya dünya görüşüne göre düzenlenmiş düşünceler, bilgiler, öğretiler bütünü, manzume, meslek, sistem
donatımcı
  • Bir film veya tiyatro eseri için gerekli sahne donatımı işini yöneten kimse
doğa
  • Kendi kuralları çerçevesinde sürekli gelişen, değişen canlı ve cansız varlıkların hepsi, tabiat, natür
  • İnsan eliyle büyük değişikliğe uğramamış, doğal yapısını koruyan çevre, tabiat
  • Bir kimsenin eğilimlerinin, içgüdülerinin hepsi, huy
Danimarka kırmızısı
  • Kılları kırmızı, ortalama 600 kilogram ağırlığında, iri yapılı, sert koşullara uyum sağlayan bir sütçü sığır ırkı
dizili
  • Dizilmiş olan, sıralanmış, mürettep
doyunmak
  • Yeteri kadar yemiş olmak, doymak
dümen neferi
  • Gemilerde dümeni kullanan kimse
  • En tembel
  • En geride olan
diretiş
  • Diretme işi
dizaynlı
  • Tasarımlı
derişik
  • Derişmiş olan, mütemerkiz, mütekâsif, konsantre, seyreltik karşıtı
denetilmek
  • Denetleme işine konu olmak
derişim
  • Bir ortamda bulunan belirli bir maddenin kütle veya hacminin, içinde bulunduğu ortamın kütle veya hacmine oranı, konsantrasyon
dürüm dürüm
  • Sövgü sözü olarak kullanılan dürzü sözcüğünün anlamını pekiştiren bir söz
  • Silindir biçiminde sararak
dolduruvermek
  • Çabucak ve kısa zamanda doldurmak
diş tacı
  • Dişlerin diş etlerinin dışında kalan bölümü
düz baskıcılık
  • Düz baskıcının yaptığı iş
dişlenmek
  • Dişleme işine konu olmak, dişle ısırılmak
  • Tanelenmek, diş tutmak
  • Güçlenmek, dediğini yaptırır olmak
dolduruş
  • Doldurma işi
dinebilmek
  • Dinme ihtimali veya imkânı bulunmak
dış lastik
  • Bazı kara taşıtlarında iç lastiği koruyan kalın lastik
dikilebilme
  • Dikilebilmek işi
demodeleşmek
  • Modası geçmek
düziko
  • Düz rakı
dakikalarca
  • Uzun süre
diyabaz
  • Feldspatlardan bir plajiyoklaz ile ojitten oluşmuş yeşil renkli bir kütle
dolandırmak
  • Dolanma işini yaptırmak
  • Dolaştırmak
  • Birisini aldatarak parasını veya malını elinden almak
dırdırlanmak
  • Dırdır etmek
dallı budaklı
  • Karışık bir duruma girmiş olan, çapraşık
dermanı kesilmek
  • yorgunluktan güçsüzleşmek
dolaylama
  • Tek kelimeyle belirtilebilecek bir kavramı güçlü ve etkin bir anlatım için birden fazla kelimeyle anlatma: Atatürk yerine büyük kurtarıcı veya Ankara yerine Türkiye'nin kalbi demek gibi
dinleti
  • Sanat eserlerini bir topluluğa çalma veya söyleme, konser
dayatabilmek
  • Dayatma ihtimali veya imkânı bulunmak
  • Dayatmaya gücü yetmek
duvaklanmak
  • Duvak örtünmek
  • Gelin olmak
dizey
  • Hesap ve kumanda işlerini gerçekleştirmeye yarayan elektronik devre, matris
  • İstatistikte, bir elemanlar topluluğunun düzenlenmiş biçimi, matris
  • Gerçek ve karmaşık sayıların dikdörtgen biçiminde tablosu, matris
dalfes
  • Üstünde sarık bulunmayan fes
Dereli
  • Giresun iline bağlı ilçelerden biri
Darvincilik
  • Darvin tarafından geliştirilen, canlı türlerinin doğal ayıklanma sonucu, evrim yoluyla basit organizmalardan türediğini ileri süren görüş
diliverme
  • Dilivermek işi
derbentçi
  • Geçit yerlerini korumakla görevli kimse
dergâh
  • Tekke
  • Huzur, kat
düğmeli
  • Düğmesi olan
  • Düğme ile tutturulan
derken
  • Dendiği hâlde
  • Tam o sırada
  • ... diye düşünürken
  • Hemen sonrasında
delirtme
  • Delirtmek işi
Dilovası
  • Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri
depolayabilme
  • Depolayabilmek işi
düz paçalı
  • Paçası düz paça biçiminde olan
determinist
  • Belirlenimci
dış pazarlama
  • Başka ülkelere birtakım ürünleri satma, bu yolla ticaret yapma
donanmasız
  • Donanması olmayan
  • Donanması olmadan
denilebilme
  • Denilebilmek işi
damgalanıvermek
  • Çabucak damgalanmak
doğum tarihi<