Şiirde Ahenk

Şiirde Ahenk

Ahmet Haşim, “Şiirde mana aramak, bülbülü eti için öldürmeye benzer.” diyerek şiirde ahenge verdiği önemi ifade eder. Her şairin ahenge verdiği önem farklı ölçülerde olsa da gerçek şiirin ahenksiz olmayacağı görüşü tüm şairler tarafından kabul edilen bir düşüncedir. Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta, Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta... Öncelikle şiirde vurgu ve tonlama, temadan ve duygudan kaynaklanan bir ahenk yaratmaktadır. Şair, kendi duygularını değil, şiirde yarattığı bir söyleyicinin sesini ve söyleyişini hissettirir. Ve bu söyleyiş, okumada kendini gösterir. Merdiven şiirinde ahenk, aruz vezni, kafiye ve ses tekrarlarından kaynaklanmaktadır. Şiirin, vezin, kafiye ve iç ahenge dayandığına inanan Yahya Kemal şiirde istediği ahenge ulaşabilmek için aruzu Türkçeye uygulamıştır. Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. Haykırdı ak tolgalı beylerbeyi "İlerle!", Bir yaz günü geçtik Tuna’dan kafilelerle. Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan, Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan. Bir gün yine doludizgin atlarımızla, Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla. Cennette bugün gülleri açmış görürüz de, Hâlâ o kızıl hatıra gitmez gözümüzde. Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik. Akıncılar şiirinde Yahya Kemal, temaya uygun bir aruz kalıbı seçmiştir. Ahmet Haşim’in Merdiven şiirinin aksine daha hareketli ve sert… Tema ve seçilen vezin, yine şiirdeki söyleyiciye bir söyleyiş tarzı belirliyor. Şiir okunurken beliren bu söyleyiş; canlı, heyecanlı ve kahramancadır. Her iki şiirde de musiki ön plandadır. Şiirler, çok belirgin bir ritme sahiptir. Müzik gibi… Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak... dizelerinde tekrarlanan “a”, “g”, “ğ” sesleri ağlayışı duyuruyor bize. “a” ve “e” seslerinin tekrarı “asonans” ve “g”, “ğ”, “k” ve “y” seslerinin tekrarı “aliterasyon”, şiirde ahengi sağlayan önemli ritim ögeleridir. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik” dizelerinde ve şiirin tümünde de sözcük tekrarlarının yanında dizelerin sonundaki redif ve kafiyeler, ahengin önemli bir parçasıdır. (1)Her iki şiirde de okurken hissedilen güçlü ritim, bir müzik parçası dinliyormuş hissini uyandırıyor. Bu ritimde elbette vezin ve kafiyenin yeri büyük, ama zannedilmesin ki şiirde ahenk, vezin ve kafiyesiz olmaz. Serbest şiirde kafiye ve vezin olmaksızın ahenk sağlanır. Ne zaman seni düşünsem Bir ceylan su içmeye iner, Çayırları büyürken görürüm. Her akşam seninle Yeşil bir zeytin tanesi, Bir parça mavi deniz Alır beni. Seni düşündükçe Gül dikiyorum elimin değdiği yere, Atlara su veriyorum Daha bir seviyorum dağları. İlhan Berk, şiirinde sesler ve seçtiği kelimelerle ahengi oluşturur. “zaman, ceylan, akşam”, “iner, yeşil, deniz, seni” sözcüklerinin ses benzerliği; geniş zaman ve şimdiki zaman eklerinin tekrarı; sözgelimi ilk bentte “ü” seslerinin sağladığı ritim; vezinsiz ve kafiyesiz olsa da şiire ahenk sağlar. Bir kuşu bülbül yapan onun dillere destan, ruha dokunan sesiyse, şiiri şiir yapan da onun sesi, musikisidir.
qr
İNDİR:

Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.