Edebiyat ve Gerçeklik

Edebiyat ve Gerçeklik

Karanfil Sokağı Ankara’nın en özel yerlerinden biridir, birçok kişi için. Her yaştan her kesimden insanın bir araya geldiği bir sokaktır. Karanfil Sokağı ve insanlar gerçek hayattan bir parçadır. Göründüğünden farklı yaşayanlar da vardır Karanfil Sokağı’nı… Kendi dünyasında yeniden yaratanlar… “Karanfil Sokağı’nda hiç kimse yalnız kalmaz. Serçeler ve heykeller, herkese arkadaştır orada. Benim de arkadaşımdır Karanfil Sokağı… Öfkemi, hasretimi, sevdamı dinler… Zaman zaman da dile gelir, nasihatler verir… Değil Ankara’dan şu dünyadan gitsem… Ardımdan ağlayacak tek dostum –bilirim- Karanfil Sokağı’dır.” Aynı Karanfil Sokağı, Ahmet Arif’in dizelerinde başka bir gerçekliktir: “Karanfil Sokağı’nda bir camlı bahçe Camlı bahçe içre bir çini saksı Bir dal süzülür mavide Al al bir yangın şarkısı Bakmayın saksıda boy verdiğine Kökü Altındağ'da, İncesu'dadır.” Görülüyor ki insana ve dış dünyaya ait her türlü gerçeklik, hayal gücü, duygu ve düşünce ögeleriyle birleştirilip kurmaca bir dünyada yeniden yaratılır. Buna edebî gerçeklik denir. Edebî metin yazıldığı dönemin sosyal hayatını, siyasî tartışmalarını, bilimsel gelişmelerini ve bunun gibi türlü özelliklerini de ele alabilir. Fakat bu ele alış, sanatçının yaratıcılığında imgelerle zenginleşen, estetik haz uyandıran bir anlatıma sahiptir. Edebî metinde dile getirilen gerçeklik yalnız bir kişiye, bir olaya ya da bir “an”a özgü değildir. Reşat Nuri Güntekin’in “Yeşil Gece” romanındaki Şahin Efendi, “tek bir öğretmenin”eserde yaşatılması mıdır? Elbette değil. Şahin Efendi, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki idealist öğretmenlerin bir örneğidir. Bunun gibi Orhan Kemal’in “Evlerden Biri”, “Eskici ve Oğulları” romanlarındaki yoksul insanlar, Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ında kendi “ben”iyle çatışan Türk aydını gerçek yaşamda toplumun farklı kesimlerindeki farklı insanların temsilcisi olurlar. Tabii yazarın hayal gücünde yeniden kurgulanarak… “Gözlerin gözlerime değince felaketim olurdu, ağlardım beni sevmiyordun, bilirdim bir sevdiğin vardı, duyardım çöp gibi bir oğlan, ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felaketim olurdu, ağlardım” diyen Attila İlhan, bu dizelerle sevip de sevilmeyen kaç kişinin duygularına tercüman oluyordur?.. Kim bilir?
qr
İNDİR:
PAYLAŞ: