Metin Örgüsü

Metin Örgüsü

“Annemin mütemadiyen ördüğü dantele takıldı gözüm… Yazma tutkusu içimde yeni başlamıştı ve ben, sıradan bir ipin muhteşem motiflere dönüştüğünü izledikçe henüz tam olarak kavramamış olduğumu gördüm. Neyi mi? Cümleleri nasıl örgütleyeceğimi... (1) Annemin sayarak ördüğü her ilmek, bir çiçeği, çiçeğin yapraklarını yavaş yavaş ortaya çıkarıyordu. Kusursuz bir şekilde… Bir ilmek eksik ya da fazla olduğunda telaşlanıyor, bunu sonra da fark etse bozulan yere kadar söküyordu yaptığını.Çünkü “bütün” bozulacaktı o zaman. Çünkü o hata kendini hemen gösterecekti sonunda. (2)Nasıl bir dikkat, nasıl bir hassasiyet!.. O güne kadar yazamamışım meğer… Benim de bu hassasiyete ihtiyacım vardı sanırım. Dantel gibi örmeliydim yazımı…” Yazıda metin örgüye benzetilmiştir. Birçok yabancı dilde metin kelimesinin karşılığı olan “text” kelimesinin dokumak, örülmek anlamına geldiğine dikkat edilirse bu benzetmenin yerinde kullanıldığı görülür. Metin bir bütündür. Bu bütünlüğü sağlayan yapı, kendi içinde anlam bütünlüğü olan birimlerin bir düzene bağlı olarak bir araya gelmesiyle oluşur. Bu birimler paragraflardır. Paragraflar da kendi içinde anlam birliğine sahip cümle kümelerinden oluşur. Bu kümeler yeri, zamanı, kişiyi veya durumu ifade eder. Nasıl ki dantellerde her bir ilmek desenin bir parçasıysa metinlerdeki her bir kelime de ana temanın parçasıdır. Ve metin, okuyucu karşısına çıktığında anlam bütünlüğü olan tamamlanmış bir sistemdir artık. Modern metinlerde farklı bir durum söz konusu olabilir. Özellikle modern roman ve öykülerde görülen olay akışındaki boşluklar, okuyucuyu metnin içine almak, boşlukları kendi hayal gücüyle tamamlamasını sağlamak amacıyla bırakılır. CANIM İSTANBUL Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar; Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar. İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim; O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim. Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur; Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur. Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale, Ve kavuşmuş rüzgâr onda, onda misale. İstanbul benim canım; Vatanım da vatanım... İstanbul, İstanbul... Necip Fazıl Kısakürek, İstanbul sevgisini anlattığı şiirinde doğayı bambaşka gösterir okuyanlara. Çiçek, su, ay, güneş, deniz, toprak ve rüzgâr şairin duygularıyla yeniden yaratılmıştır sanki… Dış dünyaya ait bu unsurların şiirde duygularla kavuşmasında bir doğallık göze çarpar. Bu, edebî metinde sadece yapıyı oluşturan birimlerin değil, anlamın da örüldüğünü gösterir. Ve yapı ile anlam arasındaki bağı da… Tıpkı dantel gibi.
qr
İNDİR:
PAYLAŞ: