Osmanlı Devleti'nin Gelişimini Etkileyen Faktörler (Osman Bey Dönemi)

Osmanlı Devleti'nin Gelişimini Etkileyen Faktörler (Osman Bey Dönemi)

Ertuğrul Gazi ve Kayı boyu yeni bir yurt aramak için geldikleri Anadolu’da önce Ahlat’a, sonra Ankara yakınlarındaki Karacadağ eteklerine yerleştiler.Bizans sınırında uc beyi olarak görevlendirilen Ertuğrul Gazi Söğüt’ü alınca Türkiye Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat,Kılıç hakkı olarak burayı kendisine verdi.Kayılar bu bölgede hem Bizans tekfurlarıyla, hem Rum halkıyla, hem de diğer Türk boyları ve Moğollarla iyi geçinmeye çalışırlar. Dara düştüklerinde Hak dostu, aynı zamanda bu bölgedeki Âhilerin lideri olan Şeyh Edebali’ye başvururlar. Kimsenin tepkisini toplamadan dikkatli bir siyasetle nüfuzlarını arttırırken Kayı boyunun güvenliğini ve çoğalmasını sağlarlar. Osman Gazi’nin kayınatası Şeyh Edebalı hem meslekî hem de ahlakî eğitim kurumu olarak bilinen Âhi teşkilatının içindendir. Bu sayede Bilecik ve civarında adı duyulmuştur. Tekkesine geleni kim olursa olsun güler yüzle karşılayan, kimseyi eli boş çevirmeyen bir mana adamıdır. Ertuğrul Gazi de onun fikirlerine değer verirdi. Oğlu Osman Gazi, Şeyh Edebalı’nın kızı Malhun Bâlâ Hatun ile evlenince Osman Bey’in kayınpederi olmuştur. Osman bey genç bir gazidir. Ancak gözüpek bir kişiliği vardır. Babamın saygıda kusur etmediği Şeyh Edebali’nin kızıyla evlenip damadı olunca bölgedeki Âhilerin de desteğini aldım, bu sayede itibarım arttı. 1281’de babam Ertuğrul Gazi’nin ölümüyle beyliğin başına geçtim. Kayınpederim Şeyh Edebali’nin nasihatleri beylik yaptığım sürece önümü aydınlattı, ufkumu açtı. Beysin! Bundan sonra öfke bize; uysallık sana... Güceniklik bize; gönül almak sana.. Suçlamak bize; katlanmak sana.. Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana... Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.. Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı, Allah Teala yardımcın olsun. Beyliğini mübarek kılsın. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürçtürmeyecek akıl ve kalp versin. Şunu da unutma: İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”“Niye durursunuz ki Kara Osman adındaki Türk gün geçtikçe kuvvetlenip zenginleşiyor. İşte Kulacahisar’ı aldı, hisarlarımıza uzak köylerden de aldıkları oldu. Hırsı gittikçe büyüyor. Vaktinde önlem almasaydık belki İnegöl’ü de alacaktı. Bugün bana, yarın sizlere. Bu gidişle sonunda buralar da elimizden çıkar. Biz aklımızı başımıza toplayıp onu buralardan çıkarmazsak, sonunda pişmanlık fayda etmez. Daha çok gecikirsek de iş işten geçer. Çünkü Osman yalnız kuvvetlenmiyor, gittikçe itibar da kazanıyor, öteki Türk boylarını da topluyor. Bizimle dost geçinen Türkler’i yanına çekti. Bizim köylerimizden, papazlarımızdan bile Osman’a sevgi duyanlar, saygı besleyenler, davalarını ona götürenler olduğunu ben biliyorum.” Diğer tekfurlardan “Doğru” sesleri. “Öyleyse güçlerimizi birleştirmek için daha ne bekliyoruz.”Osman Bey’in fetihlerde en büyük yardımcısı alperenlerdi. Cesur, güçlü, savaşçı manalarını karşılayan “alp” ile olgun, bilgili, derviş manasına gelen “eren” kelimelerinin birleşmesiyle oluşan alperen kelimesi, barış dönemlerinde gezerek İslâm’ı tebliğ eden, savaşlarda da askerlik yapan yiğitleri kapsardı. Bunlara “Gaziyân-ı Rum”, yani Rum ülkesindeki gaziler denirdi.
qr
İNDİR:
KANALI: Tarih
PAYLAŞ: