Türk Edebiyatında İlk Yazılı Eserler

Türk Edebiyatında İlk Yazılı Eserler

“Tarihin akışını değiştiren en önemli icat nedir?” sorusunun birçok cevabı olabilir. Ancak “yazının icadı” herhâlde bu soruya verilebilecek en önde gelen cevaptır. İnsanın kendisini ve evreni anlamlandırması ve bunu yazı ile ifade etmesi, dünden bugüne bilimsel gelişmelerin de temelini oluşturur. Günümüzde insanoğlunun yeryüzünde gerçekleştirdiği bir medeniyet dairesinden söz ediyorsak yazının icadının bu hakikatteki yerini de kabul etmemiz gerekecektir. Yazının icadı ile birlikte insanoğlu, duygu ve heyecanını, korkularını, keder, mutluluk ve tarihe ışık tutacak olay ve olguları önce mağara duvarlarına, taşlara nakşetmiş; kâğıdın icadı ile de kâğıt üzerine yazmıştır. Böylelikle edebiyat, sözlü olandan yazılı olana doğru çevrilmiştir. Türkler, ilk yazılı edebî metinlerini bengü taşlar üzerine nakşetmişlerdir. Özellikle kağanların ve devletin ileri gelenlerinin adına dikilen bu taşlar, ölenlerin ardından onların yaptıklarını, başarılarını, kişiliğini övdükleri abidelerdir. Bu abidelerde, ölen kişinin yaptıkları kendi ağzından anlatılır. Böylece ölen kişinin sonsuzluğa ulaştığına inanılır. Bu nedenle bu taşlara “Bengü Taş” adı verilmiştir. Bu taşlara genel bir deyimle “balbal” da denilmektedir. Yenisey vadisinde bulunan ve milattan sonra I ve II. yüzyıla ait yaklaşık kırk tane olan bu mezar taşları, Türkçenin eski bir dil olduğunu ortaya koyar. Bengü taşlar üzerine yazılan Türkçe metinler dışında, İslamiyet öncesi Türk edebiyatının yazılı dönemine ait eserler, iki grupta değerlendirilmektedir. Bunların birincisi Göktürk alfabesi ile meydana getirilen Göktürk Yazıtları diğer adıyla Orhun Yazıtları, ikincisi ise Uygur Dönemi’ne ait metinlerdir. Sağdan sola doğru yazılan Göktürk alfabesi öz alfabemiz olup Türkçenin seslerini karşılayan bir alfabedir. Göktürk alfabesi 38 harflidir. Bu harflerden 26’sı ünsüz, 4’ü ünlü ve 8’i de birleşik harflidir. Dilimizin zenginliklerini ve ifade gücünü ortaya koyan ve VIII. yüzyılda dikilen Göktürk Yazıtları, dil, kültür, millî ahlak ve töreleri dile getirmesi bakımından çok değerlidir. Bu metinlerde, çok gelişmiş bir dil ve edebiyatla karşılaşırız. Göktürklerin tarihini aydınlatmada büyük değer taşıyan bu kitabeler bir tür mezar taşıdır. Taşların ilki, Göktürklerin dört hakanına vezirlik yapan Bilge Tonyukuk tarafından 720 tarihinde dikilmiştir. Kültigin Kitabesi 732, Bilge Kağan Kitabesi ise 735 yılında, sahiplerinin ölümünden birer sene sonra dikilmiştir. Bunların yazarı Yollug Tigin adlı bir Türk edibidir. Bu kitabelerin üslupça en güzeli Kültigin yazıtıdır. Bilge Kağan adına dikilen kitabe ise eşsiz bir nutuk örneğidir. Türk milletine seslenen Bilge Kağan, o günün sorunlarını bütün yönleriyle ortaya koymakta, topluma öğüt verme ihtiyacı duymaktadır. Tarihî olayların gerçekçi bir şekilde anlatılması, yorumlanması, üslubunun güzelliği, metinlerin bugün de değer taşımasını sağlamıştır. Orhun Abidelerini ilk defa 1893 yılında Danimarkalı W. Thomsen çözerek dünyaya tanıtmıştır. Çözülmüş metinler üzerinde ise Şemsettin Sami, Necip Asım, Fuat Köprülü ve Muharrem Ergin gibi bilim insanları çalışmalar yapmışlardır. Göktürk Yazıtları, Moğolistan sınırları içinde yer almaktadır. Uygur Dönemi’ne ait metinler, Uygur yazısı ile yazılmıştır. Bu yazı 14 harfli olup 11’i ünsüz, 3’ü ünlüdür. Uygur Dönemi’ne ait metinler dinî içeriklidir. Destan Dönemi’ne özgü edebiyat ürünleri ile yazılı edebiyata dair ilk örnekler arasında dil, anlatım, tema, duyuş ve zevk bakımından bir birliktelik, diğer bir ifade ile süreklilik söz konusudur. Yazılı edebiyatın ilk örnekleri de eski Türklerin estetik anlayışını, yaşam tarzını ve hayat algısını yansıtmaktadır.
qr
İNDİR:
PAYLAŞ:

Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.