Tanzimat Dönemi Öğretici Metinlerinde Zihniyet

Tanzimat Dönemi Öğretici Metinlerinde Zihniyet

Kemal Sunal’ın bekçi tipini oynadığı “Bekçiler Kralı”nı izlemeyen yoktur. Bu ve bunun benzeri birçok film ve edebî eser, gerçek hayatın içine çeker insanı. Her metin, onu var eden yazarın izlerini taşır. Her yazar bir toplumun üyesidir. Bu nedenle her metin ortaya konduğu toplumun ve dönemin zihniyetini yansıtır. Tanzimat Dönemi’nde de başta öğretici metinler olmak üzere bütün eserler dönemin değişen yönlerinin aynasıdır. “Hür olarak yaşamak üzere yaratılmış insanoğlu, kendi ‘iradesi’ ile hukuk ve hürriyetinin birer parçasını feda etmiş; kalanını istediği gibi kullanmak istemiştir. Bundan toplumlar, sosyal topluluklar, devletler oluşmuştur. Bireylerin; hukuk ve hürriyeti sağlamak için kendi istekleriyle ayrıcalıklı kıldıkları kişiler; muhtar, imam, müdür, vali, ağa, bey, şeyh, halife… Kısacası her ne unvan ve kuvvet alırlarsa alsınlar aslında bu kişiler, milletin bireylerinden biridirler...” Mizancı Murat Bey’in kaleme aldığı bu yazı bulunduğu döneme göre yeni özellikler taşır: Üzerinde durduğu konular yenidir. Konuyu ele alış şekli yenidir. Halkı bilgilendirmek amacıyla Tanzimat’la birlikte öğrenilen hürriyet, vazife ve sorumluluk, seçme hakkı konusunda kaleme aldığı bu yazıda, Türk toplumunun düşünce yapısındaki değişimin yansımalarını görürüz. Öncelikle değişen, padişahın bakışıdır. (1)Hakim olduğu topraklarda sınırsız yetkiye sahip tek kişi olan bir hükümdarın kendi isteğiyle bu yetkilerini sınırlandırması, kendi gücü üstünde bir gücün varlığını kabul etmesi demokrasiye doğru gidişte büyük bir adımdır. Padişahın gücünden üstün olan kuvvet, “hukuk”tur. Bu durum, toplumda bir hürriyet havası estirir. Hürriyet, seçme hakkı gibi kavramları, çoğu yeniliğe karşı olan halka öğretme vazifesi ise yine aydınlara düşer. Ve onların elinde şekillenen yeni anlatım türlerine…
qr
İNDİR:
PAYLAŞ: