Acaba insanoğlunun ilk ataları Dünya’mızı uzaydan görme olasılığına sahip olsalardı ne olurdu? Ya da günümüzde bilim ve teknolojinin sınır tanımaz hızı ilk insanlar için ne anlam ifade ederdi? Bu soruların günümüz insanı için bir anlamı olmadığı söylenebilir. Ancak ilk insanlar bugün için çok sıradan sayılan sorulara cevap arama çabasında olmuştur hep. Özellikle de doğada yaşam ve doğayla mücadele birçok soruya kaynaklık etmiştir. Yeryüzü insan için âdeta bir cennet. İnsan bu cenneti diğer varlıklarla paylaşır. Ancak bu tabiatın bir başka yüzü daha vardır. Hayatın devamı için olması gereken bir başka yüzü. İşte insanoğlunun yeryüzünde gerçek macerası da burada başlar. Artık insan, kendi romanını yazmak üzeredir. İnsan önce, bu olaylara bir anlam veremez ama anlamlandırma çabası içinde olur hep çünkü hayatta kalması buna bağlıdır. Büyük depremler, sel felaketleri, kendisinden onlarca büyüklükte kanatlı-kanatsız yırtıcı hayvanlar ve insanın kendisi ile mücadelesi. Bütün bunları besleyen akıl ve zengin hayal dünyası. İnsanın bu mücadelesi aynı zamanda onun destanıdır da. Zengin hayal gücüne sahip insanoğlu, karşılaştığı doğa olaylarını doğaüstü özelliklere büründürerek hikâyeleştirir ve bunu nesilden nesile sözlü olarak aktarır. Her aktarıcı duyduklarına hayal gücünün zenginliklerini katmayı ihmal etmez. İşte böylece bugünkü anlamda destanlar doğar. Destanlar, milletlerin hayatını derinden etkileyen olayları, olağanüstü özellikler katarak anlatan edebî ürünlerdir. Öyle hemen ortaya çıkmayan destanların oluşma evreleri vardır. Destanların oluşması üç dönemle gerçekleşir: 1. Oluş Dönemi 2. Yayılma Dönemi 3. Toplama ve Derleme Dönemi 1. Oluş Dönemi Destanın meydana gelmesi için halkın hayalinde derin iz bırakmış bir olay ve bu olayları yaratan kahramanların olması gerekir. Zamanla nesilden nesile aktarılan olaylar değişikliklere uğrar ve olağanüstü özellikler kazanır. 2. Yayılma Dönemi: Halk, destan konusu olayları ağızdan ağza, nesilden nesile aktarır. 3. Toplama-Derleme Dönemi Büyük bir halk şairi çıkarak olayları nazma döker ve bir sıraya koyar. Böylece millî bir destan ortaya çıkar. Destanlar, doğal destanlar ve yapma destanlar şeklinde ikiye ayrılır: Doğal destanlar, halkın meydana getirdiği destanlardır. Oğuz Kağan Destanı, Homeros’un İlyada ve Odyssei (İlyada ve Odise)’si doğal destanlardır. Atatürk’ün önderliğinde gerçekleşen Kurtuluş Savaşı örneğinde olduğu gibi bazı tarihî olaylar ve büyük savaşlar milletler için dönüm noktasıdır. Bu tür büyük hadiseler aynı zamanda şairlerin kaleminde destanlaşarak tarihe mal olur. Şairlerin, kendi duygu ve düşüncelerini de katarak yazdıkları bu çeşit destanlara yapma destan denir. Türk edebiyatının büyük şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Üç Şehitler Destanı yapma destan örneğidir. İlk örnekleri manzum sözlü ürünler olan ve içeriği olağanüstü olaylarla örülü ama esasını hayatın içinden alan destanlar, insanoğlunun meydana getirdiği bugünkü medeniyetin çekirdeğini oluştururlar.

······ kişi bunu beğendi.   ······ kez gösterildi.

qr
Gömülü kod
EBA
Yorumlar

    Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir

    Bekleyiniz