Cumhuriyetin Dil ve Edebiyata Yansıması

Cumhuriyetin Dil ve Edebiyata Yansıması

Bir dönemin edebiyat eseri, o dönemin dilinin en canlı tanığıdır. Hatta kullanılan kelimelerden eserin hangi yüzyılda yazıldığını tespit etmek bile mümkündür. Değişim, sadece dili değil, eserlerde ele alınan karakterleri de etkiler. Örnek olarak edebiyattaki kadın tipini alalım. Nikos Kazancakis, “Dünyada birden çok kadın yüzünün arkasında sadece bir kadın vardır.” demişti. Fakat bunu Türk edebiyatı için uyarlamak mümkün değildir. Bunu bir örnekle açıklayalım. Divan edebiyatında beyitlerde karşımıza çıkan kadınlar, fiziksel olarak birbirine çok benzerler. Boyu selvi gibi, saçları kömür, yanakları gül rengidir. Kaşları ok atan birer yay, kirpikleri oktur. Aradaki yüzyılları geçip Cumhuriyet Dönemine geldiğimizde edebiyattaki kadın tipi değişir. Kadın, artık idealist ve realisttir. Aynı zamanda erkeğin yanında onunla birlikte yer alır. Sorunun parçası olmak yerine sorun çözer, toplumda yeri vardır. Bu değişim, bize Cumhuriyet Döneminde dille birlikte zevkin de değişimini göstermektedir. İstibdat (II. Abdülhamit) Dönemini hatırlayalım. Dönemin kısıtlayıcı özelliği sebebiyle edebiyatçılar içe dönük davranmış; kişisel konuları, aşkı, karamsarlığı, hayal kırıklığını, tabiat güzelliklerini, melankoliyi ve üzüntüyü işlemişler; toplumsal sorunlara değinmemişlerdir. Cumhuriyet devri edebiyatı ise değişen siyasi, sosyal ve kültürel çerçevenin etkilerini taşır. Şiirde ve düz yazıda toplumun her kesiminden gelen sanatçılar sayesinde konular oldukça genişletilmiştir. Dilde sadeleşme hareketi bu dönemde yerleşmiş, böylece aydın ve toplum arasındaki bağlantının güçlenmesi amaçlanmıştır. 1940 yılında köylere öğretmen ve sağlık personeli yetiştirmek amacıyla kurulan “Köy Enstitüleri” ile Anadolu, kendi yazar/öğretmenlerini yetiştirmeye başlamıştır. Böylece edebiyat sahnelerinin mekânı değişmiş; İstanbul’daki Çamlıca, Kâğıthane, Tepebaşı ve Arnavutköy’ün yanına Bursa’nın Zeyniler’i, Porsuk Çayı kenarında ismi duyulmayan bir köy de edebiyata girmiştir Bu dönemin diline etki eden bir diğer unsur ise yazarların Anadolu’da yaşayan arı Türkçe kelimeleri (1) bize hatırlatmalarıdır. Bunların başında Ahmet Kutsi Tecer ve Yaşar Kemal gelir: Orada bir ses var uzakta, O ses bizim sesimizdir, Duymasak da tınmasak da O ses bizim sesimizdir. Ahmet Kutsi TECER Dil ve zevk, zamanın ırmağında şekillenmeye devam ediyor. Eminiz ki zaman değiştikçe kişiler, karakterler ve yüzler değişecek, bu da dile yansıyacaktır. Bu değişmeyi bizlere taşıyacak olan ise edebiyattır.
qr
İNDİR:
PAYLAŞ:
  • bu ders hazırlanırken özen gösterilmiş fakat ulu hakan sultan abdülhamit dönemi , genç beyinlere ön yargılı bir yaklaşımla sunulmaktadır. kızıl sultan deyip abdülhamidi tahttan indirenler, osmanlının dağılmasına seyirci kalmışlardır.
  • Biraz daha detaylı anlatılabilirdi

Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.