Tanzimat Şiiri ve Zihniyet

Tanzimat Şiiri ve Zihniyet

Kendimizi onların yerine koyabilirsek özgürlüğün değerini daha iyi anlarız. Özgürlüğün değerini bizden çok özgürlükten yoksun bir dönemde yaşamış ve sonra zincirlerinden kurtulmuş insanlar anlar. Türk milleti Kurtuluş Savaşı’yla tam olarak yaşadığı özgürlüğü, daha önce Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla kavram olarak tanımıştır. Tanzimat Dönemi, kapalı olarak yaşamaya alışmış bir toplumun kafesin dışını fark ettiği, özgür bir havanın tadına baktığı dönemdir. “Kişisel çıkarlar, yolsuzluk, bozuk düzen içinde ezilen millet, ancak hürriyetle feraha kavuşacaktır.” düşüncesi dönemin aydınlarının izlediği yol olur. Namık Kemal’in de içinde bulunduğu Tanzimat sanatçıları, eserlerine bu düşünceyi coşkuyla aktarırlar. “Sıdk ile terk edelim her emeli her hevesi Kıralım hail ise azmimize ten kafesi İnledikçe eleminden vatanın her nefesi Gelin imdada diyor bak budur Allah sesi Bize gayret yakışır merhamet Allahındır Hükm-i ati ne fakirin ne şahinşahındır Dinle feryadını kim terceme -i âhındır İnledikçe ne diyor bak vatanın her nefesi Mavh eder kendini bülbül bile hürriyet için Çekilir mi bu bela alem-i pür mihnet için Din için devlet için can çekişen millet için Azme hail mi olurmuş bu çürük ten kafesi Memleket bitti yine bitmedi hâlâ sen ben Bize bu hâl ile bizden büyük olmaz düşmen Dest-i a’dadayız Allah için ey ehl-i vatan Yetişir terk edelim gayri heva vü hevesi” Namık Kemal’in şiiri olanla olması gereken arasındaki çatışmaya dayanır. Milletin ve memleketin içinde bulunduğu durumu anlatırken sen-ben kavgasının bitmesini, kendi çıkarı için yaşayan insanların, heveslerinden vazgeçmelerini söyler. Yani, olanı yargılarken olması gerekenden yana tavır koyar. Bu onun hem kişisel düşüncesini hem de dönemin zihniyetini yansıtır. İfadelerindeki coşkulu söyleyiş, toplum için sanat anlayışı, şairane anlatım Namık Kemal’in de içinde olduğu, Tanzimat sanatçılarının da etkisinde kaldığı “romantizm” akımının özellikleridir. 19. asır, Osmanlı toplumunun Batılılaşma, o döneme göre modernleşme girişimlerinin de olduğu dönemdir. Teknik gelişmelerin ve Batılı düşüncelerin modernleştirmeye başladığı toplum yine şiirde canlanır. Sadullah Paşa 19. Asır Manzumesi’nde on dokuzuncu asır medeniyetinin en önemli iki unsuru olan ilim ve tekniği yüceltir. İnsan aklının yaptığı keşifler ve icatlar sayesinde Ortaçağ’ı aşarak yeni bir çağ yarattığını söyler. Bu, Avrupa’da Aydınlanma Çağı’dır. Aydınlanma Çağı’nın etkileri Osmanlı topraklarına yetişmiş ve burada da yeni bir dönemin başlamasına neden olmuştur. “Zaman zaman-ı terakki, cihan cihan-ı ulûm Olur mu cehl ile kabil beka-yı cem’iyyât?” beytiyle sonlandırdığı şiirinde Sadullah Paşa, toplumun geleceğinin cehalet ile mümkün olmadığını, ilerlemenin ilimle gerçekleşeceğini söyleyerek topluma mesajını vermektedir. Burada şiirin de Tanzimat Döneminin diğer edebî türleri gibi topluma ulaşacak bir vasıta olduğu ortaya çıkar. Gerek Namık Kemal’in murabbası, gerek Sadullah Paşa’nın kaside formunda yazdığı manzumesi, Tanzimat edebiyatı şiir geleneğini belirleyen örneklerdir. Tanzimat’ın özellikle I. Dönem şiirlerinde yeni fikirleri eski şekilde anlatmak en belirgin özelliktir. Yeniyi eskiyle, toplumun yapısıyla kaynaştıran şairler, sade dili savunsalar da alışkın oldukları Arapça ve Farsça ifadelerden tamamıyla uzaklaşamazlar. Fakat yine de daha sonra Millî Edebiyat’ın dilde sadeleşme düşüncesi için yol gösterici olurlar.
qr
İNDİR:
PAYLAŞ: