Öğretici Metinlerde Zihniyet, Yapı, Tema ve Anlatım Farklılıkları

Öğretici Metinlerde Zihniyet, Yapı, Tema ve Anlatım Farklılıkları

Saatleri aynı zamanı gösteren insanlar, aynı yöne baktıklarında aynı şeyi görmek zorunda değildirler. Görmemelidirler de. Özellikle bu kişiler, toplumun ve çağının aynası olan sanatçılarsa. Bu bilgiyi aynı çağda yaşayıp farklı unsurları anlatan iki gezi yazısından hareketle örneklemek mümkün. İlk metin, Mavi Anadolu’nun yazarı Azra Erhat’a ait. Ne mutlu Anadoluluyum diyene yazasım geliyor, öyle ya uygarlıkların doğup kaynaştığı bu topraklar üzerinde dünyaya gelmek onların beşiğinde çeşitli kültürlerin seslerinden bir ninniyle sallanmak az mutluluk mu?Reşat Nuri Güntekin de Anadolu Notları’nda aynı manzaraya, Anadolu’ya bakmış fakat farklı şeyler görmüştür. Anadolu, her yabancıya az çok bir garipseme duygusu verir. Herhangi bir kasabasında yaşayan İstanbullu me¬murun onu karanlık renklerle tasvir etmesi herhâlde bundan ileri geliyor. Ağrılarının, için¬de yattığı yataktan geldiğini vehmeden hasta gibi, biz de yüreğimizde getirdiğimiz ağrının mesuliyetini galiba haksız olarak Anadolu’ya yükletiyoruz. Her iki gezi yazısının da temasına bakıldığında temanın “Anadolu” olduğu görülür. Bir metni incelerken metinden dönemin zihniyetine ait ipuçları tespit edilir. Azra Erhat’ın eserinde, dönemdeki Anadolu’ya yönelme hareketine uygun olarak “Anadolu'daki bütün kültürler bizimdir.” düşüncesi hâkimdir. Reşat Nuri’nin eserindeki düşünce de şudur: “Anadolu, yaşayan bir kültürel tapudur.” Azra Erhat ve Reşat Nuri Güntekin’in saatleri aynı zamanı gösterdi, aynı çağda dünyaya veda ettiler. Aynı kavrama iki farklı bakışla baktılar. İyi ki de baktılar. Böylece Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında zihniyet, dil, anlatım ve yapı bakımından farklılık gösteren bir zenginlik oluştu.
qr
İNDİR:

Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.