Edebî Yön, Metin ve Gelenek İlişkisi

Edebî Yön, Metin ve Gelenek İlişkisi

Sanatçı, geleneği devam ettirir yahut geleneği reddeder, yeni bir gelenek oluşturur. Türk edebiyatındaki öğretici metin türleri ise Batı edebiyatından izler taşır. Fakat bugün, kendi geleneğini oluşturmuş bir Türk nesri karşımızda durur. Türk nesrindeki öğretici metin türlerinden biri de daha çok kişisel hayatı konu alan mektuplardır. Sanatçılar, eserlerini kimlik kartı gibi kullanırlar. Böylece eserden hareketle sanatçının fikrî ve edebî yönünü tespit etmek mümkün olur. Ahmet Kutsi Tecer’in Bedrettin Tuncel’e yazdığı mektup, yazarın bağlı olduğu gelenek ve edebî eğilimleri hakkında bilgi veriyor. “Kardeşim; Neymiş senin bu Antalya? İki gündür buradayım, beni allak bullak etti. Akdeniz işte, bütün hâliyle Akdeniz. Su, hava, ışık, bitki. İnsanların yumuşak huyu, her şey o. Serviler, palmiyeler, portakal, limon… Biz, Halil Bedi Yönetken’le, özel bir araba ile, İstanbul’dan yola düzüldük, buraya kadar geldik. Balıkesir, Edremit, Bergama, Soma, Bodrum, Muğla, Burdur… ve nihayet Antalya. Ne mi yapıyoruz? Halk oyunlarımızı ama şimdiye kadar bilmediklerimizi yahut bilinenlerin yeni şekillerini arıyoruz ama çok yerde hayal kırıklığına uğradık. Yerli kültürümüz en güzel taraflarıyla çöküyor. Antalya’da sen ve Hamdi, daima beraberimdesiniz. Sana ve tüm ev halkına muhabbetlerimi sunuyorum. Annenin ellerinden öperim.” Ahmet Kutsi Tecer Bu metin, bize Ahmet Kutsi’nin yaşını, memleketini, kimlik numarasını söylemez belki fakat edebî ve fikrî yönünü tamamen yansıtır. Ahmet Kutsi, Anadolu’yu ve Türk halk kültürünü, derlemeleri eserlerine sıkça konu etmiş bir yazardır. Yazar, Anadolu kültürü geleneğine sıkı sıkıya bağlıdır. Tecer, mektubu 2012 yılında yazsaydı acaba aynı şeyleri mi düşünürdü? Neler ifade ederdi? Yunus Emre, Âşık Veysel gibi halk ve hak âşıklarının etkisi, Ahmet Kutsi’de sıkça görülür. “Karlı dağların başında Salkım salkım olan bulut Saçın çözüp benim gibi Yaşın yaşın ağlar mısın” diyen Yunus Emre’ye Ahmet Kutsi, 20. yüzyılda “Ölürsem istemem ne yas, ne kefen, Ne başka bir fen. Üstümden kalkmasın çimen, çiy, yosun, Ruhum uyusun” diyerek selam eder. Ahmet Kutsi, belki mektubunda bahsettiği gibi Antalya’da aradığını bulamadı fakat halk şairlerinin son büyüklerinden olan Âşık Veysel'i Sivas'ın Sivralan köyündeki yalnızlığından çıkarıp bütün ülkeye tanıttı.
qr
İNDİR:
PAYLAŞ: