Balkanlarda Türk Hakimiyetinin Güçlenmesinde Etkili Olan Siyasi Olaylar

Balkanlarda Türk Hakimiyetinin Güçlenmesinde Etkili Olan Siyasi Olaylar

Fetret devri Çelebi Mehmet’in 1413’te başa geçmesiyle sona erdiyse de bu dönemin etkileri 2. Murat döneminde de devam etmiştir. 2. Murat hem Anadolu’daki beylikleri yeniden Osmanlı’ya bağlamak hem de Balkanlar’daki Türk hakimiyetini güçlendirmek istiyordu. Fakat Osmanlıların Balkanlardaki rakibi artık Bulgarlar ve Sırplar gibi küçük prenslikler değil, Macaristan gibi güçlü bir devletti.Osmanlı fetihlerinin Tuna nehri boyunca kuzeye doğru ilerlemesi sebebiyle harekete geçen Macarlar, Osmanlı ordusunu üst üste yenilgiye uğrattılar. Bunun üzerine 1444 yılında Edirne-Segedin Antlaşması yapıldı. Antlaşmaya göre Macarlar ve Türkler on yıl süreyle birbirlerine saldırmayacaklardı. Bu antlaşmadan sonra 2. Murat, Osmanlı tarihinde bir ilke imza atarak tahtı 12 yaşındaki oğlu 2. Mehmet’e bıraktı. Bundan cesaret alan Macarlar, Papa’nın da kışkırtmasıyla bir Haçlı ordusu kurarak harekete geçtiler. Bu ani gelişme üzerine 2. Murat da yönetimi oğlundan devralarak Edirne’de ordunun başına geçti. Macarların başını çektiği Haçlı ordusu ile Osmanlı ordusu, Bulgaristan’daki Varna şehri civarında antlaşmanın yapıldığı yıl olan 1444’te karşılaştılar. Macar kralının ölmesiyle savaşın kaderi belirlendi ve Osmanlılar büyük bir zafer kazandılar. Varna zaferiyle önceki yenilgilerin etkisi ortadan kalkmış, Balkanlar’da moral üstünlük Osmanlı’ya geçmiştir. Macarlar Varna’daki mağlubiyeti telafi etmek için 1448’de Balkanlar’da yeniden bir Haçlı ittifakı kurdular. Bu defa her iki ordu, 1. Murat’ın 1389’da şehit düştüğü Kosova’da karşılaştı. 2. Kosova zaferiyle Balkanlar’daki Türk hakimiyeti kesinleşirken İstanbul’un da kaderi belirlenmiş oluyordu. Nitekim 2. Kosova zaferinden beş yıl sonra İstanbul, 2. Mehmet tarafından fethedilecektir. Kendisi de Balkanlar’da, Romanya’da doğup büyümüş ünlü tarihçi Kemal Karpat, bakınız Balkanlar’daki Osmanlı düzeni hakkında neler söylüyor: “Osmanlı idaresi Bizans’ta köylünün tekfurlara, komutanlara köle olarak çalıştığı feodal toprak rejimini kaldırarak araziyi belli kanunlar dahilinde devlete bağlamıştır. Bu sistemde Osmanlılar, toprağı sipahi denilen atlı askerler eliyle devlet kontrolüne alıp işletmiş, köylünün ve yöneticilerin hak ve sorumluluklarını kanunla belirlemiştir. Bu sayede Hıristiyan köylüler angarya denilen bedelsiz ve zorunlu çalışmadan hemen hemen tamamen kurtulmuş ve sadece vergi vermekle yükümlü tutulmuşlardır. Bu sayede Balkanlar ekonomik bakımdan gelişmiş, ziraî üretim artmış ve birçok yeni köy ve kasaba kurulmuştur. Halil İnalcık’a göre “Balkanlar’da hemen hemen bütün büyük şehirler Osmanlı zamanında ortaya çıkmıştır.” “Rumeli’nin fethinde Osmanlı nereye gitse Hıristiyan Ortodoks kilisesini Katolik kilisesine karşı himaye etmiş, topraklarını iade etmiş, imtiyazlarını, yani ayrıcalıklarını onaylamıştır. Osmanlı bu sayede egemenliğini kolay yaymıştır. Bu tarihî bir olgudur ve akıllıca bir fetih politikasıdır.” “Osmanlılar kendilerine tâbi olan Balkanlar’daki Hıristiyan soyluların, yönetici ve askerî sınıfın unvanlarını tanıyor, kendi kadrolarına alıyordu. Yani Osmanlı devleti dar bir Müslüman toplum olarak değil, Balkanlar’daki yerli sınıflarla kaynaşan bir toplum olarak ortaya çıkıyordu.” Konuyu Kemal Karpat’ın ifadeleriyle tamamlayacak olursak; “Balkanlar’daki gelişmenin önemli bir sebebi de Anadolu’dan göç eden Türklerdir. Balkanlar’ın tarıma coğrafî ve iklim şartları olarak Anadolu’dan daha uygun olması sayesinde Türkler zenginleşerek burada yeni bir medeniyet geliştirdiler. Türk göçmenlerin Balkanlar’da yeni köyler ve kasabalar kurup buralara Anadolu’dan göç ettikleri eski yerleşim yerlerinin veya kendilerine önderlik eden insanların isimlerini verdiklerini biliyoruz.
qr
İNDİR:
KANALI: Tarih
PAYLAŞ: