Güzel Sanatlar, Edebiyat ve İnsan

Güzel Sanatlar, Edebiyat ve İnsan

İnsan kendini ve doğayı keşfettiği andan itibaren doğayı ihtiyaçları doğrultusunda kullanmaya başlar. Öncelikle temel ihtiyaçlarını karşılamak için işlediği doğanın, güzelliğini de fark eder. Çünkü güzellik duygusu, güzel şeyleri yaşama isteği her insanın yaratılışında vardır. Ve her insan yaratılışı gereği var oluşundan bu yana hayal kurar. Bu hayallerini de paylaşma ihtiyacı duyar. Gördüğü güzellikleri anlatmak, duygularını başkalarıyla paylaşmak ister. İşte o zaman “sanat” ortaya çıkar. Sanat, duyguların, hayallerin farklı şekillerde ifadesidir. İnsanın en güçlü duygularından biri olan aşk, tarih boyunca birçok sanatçının yüreğinde şekil bulur. Ressam, fırçasını alır eline, renkleri şekillendirir, “Aşk Şarkısı” dediği tablo çıkar ortaya. Bir heykeltıraş taşı yontar. Şekilsiz bir taş onun ellerinde hayat bulur, aşkı anlatır bize. Bir müzisyen seslerle ördüğü bir aşk şarkısını unutulmaz kılar veya bir şair kelimelerle unutulmaz bir destan yapar aşkı. İlk çağlardan bu yana varlığını sürdüren sanat öncelikle hitap ettiği duyu organları esas alınarak sınıflandırılır. Sahnedeki bir oyun, görme ve hareketle ilgilidir; ritmik sanat dalıdır. Heykel, göze hitap eder; plastik bir sanattır. Şairin, “Gülün tam ortasında ağlıyorum. (Cemal SÜREYA)”mısraı kulağımızdan kalbimize akan seslerden bir güzellik oluşturur. Sesleri kullanan edebiyat, fonetik bir sanattır. Her biri farklı biçimde oluşsa da sanat eserleri ortak özellikler taşır. Sanat eseri, kişiseldir, yaratıcılık gerektirir, evrenseldir, estetik kaygı taşır, biriciktir, kalıcıdır. Sanat eserleri karşısındaki insan, gerçek dünyadan uzaklaşır… O andan itibaren sanatçının yarattığı dünyadadır artık. Duygular, bu güzellikler karşısında harekete geçer. Heyecan duyar insan. Bu heyecanı sanatçı hissettirir insana. Bir ahşap ustası, bir masayı, bir dolabı yontarken insan ortaya çıkan şeyin öncelikle ne kadar kullanışlı olacağını düşünür. Bir heykeltıraşın ahşap malzemeyi şekillendirmesi ise heyecanlı bir bekleyiştir. Ortaya çıkacak “güzellik” merak uyandırır. Çünkü mobilya, bir zanaat eseri. Yani fayda amaçlı ortaya çıkarılır. Heykel ise bir sanat eseri. Onu ortaya çıkaran şey estetik heyecandır. Ve insanın varoluşuyla başlayan sanat, insanlığın sonuna kadar aynı heyecanla yaşayacak ve aynı heyecanı yaşatacaktır.
qr
İNDİR:
PAYLAŞ: