Uygarlık Tarihi İçinde Edebiyat Tarihi

Uygarlık Tarihi İçinde Edebiyat Tarihi

Evrenin merkezi Dünya, Dünya’nın merkezi de şüphesiz insandır. İnsan evren içindeki bu küçük gezegeni kendisi dışında birçok varlıkla paylaşır. Tarihi bilinmeyen bir zamanda başlayan bu paylaşım sürecinde insan hep var olma ve yeryüzüne tutunma çabası içinde olmuştur. İnsan öncelikle bireysel olarak hayatını devam ettirme ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korunma ihtiyacı ile hareket eder. Bir topluluk içinde yaşamak da bireyin var olma ihtiyacının temelini oluşturur. Ve insan her iki durumda da maddi ve manevi olarak kendi kozasını örer. İşte bu kozaya “uygarlık” adı verilir. Uygarlık; siyaset, folklor, edebiyat, müzik, bilim, mimarlık gibi insanın meydana getirdiği bütün alanları kapsayan bir anlam genişliğine sahiptir. İstanbul’un fethi bir dönemin kapanması ve yeni bir dönemin açılmasının da tarihini ifade eder. Neyden çıkan yanık ses şüphesiz insanın yüreğinin sesidir. Ve bu ses müziğin tarihi kadar eskidir. İlk insanlar duygularını resim yoluyla anlatmışlar. Duvara yapılan resimler kim bilir hangi coşkun duyguların dışa vurumudur. Mimarın elinde uygarlık, Selimiye’de yükselen ince minare olur. Bazen de bilimin gelişmesi için ağaçtan bir elma düşmesini beklemek gerekir. İster divit ister kalem isterse klavyedeki tuşlar ile yazsın insan kendini en iyi, kelime ve cümleye zarafet kazandıran söz ve şiir ile ifade etmiştir. İnsanın tarihi, aynı zamanda uygarlığın tarihidir. Her insan bireysel ya da toplumsal olarak uygarlık tarihine bir tuğla koymuş ve onun günümüze değin oluşan inşasına katkıda bulunmuş. O hâlde, insanoğlu ile birlikte meydana gelen siyaset tarihi, askerî tarih, ekonomi tarihi, müzik tarihi, edebiyat tarihi, bilim tarihi, mimarlık tarihi gibi farklı kültür ve kavramların tarihi uygarlık tarihini oluşturur. Uygarlık tarihi içinde yazının icadının şüphesiz özel bir anlamı var. Sözün anlamlı kıldığı insan, “Söz uçar, yazı kalır.” sözü gereğince duygularını ve zekâsının inceliklerini yazı ile ebedîleştirmiş. Edebiyat, duygu, düşünce ve hayalleri güzel ve etkili bir dille anlatma sanatıdır. İnsanlar duygularını önce taş üzerine, duvarlara; sonra kâğıda yazmışlar. Bu metinler şiir ve düz yazı olarak tarih içinde edebî metinleri meydana getirmiş. Uygarlık tarihinin önemli bir kolu olan edebiyat tarihi de edebiyat eserlerini, kültürel etkileri, zaman, yer, dil ve üslup bakımından inceleyen ve yorumlayan bir bilim dalı olarak doğmuş.
qr
İNDİR:
PAYLAŞ:
  • bence gayet açıklayıcı ve görsel bakımdan zengin bir video olmuş elinize emeğinize sağlık
  • videolar genel olarak indirilemiyor, izlenemiyor

Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.