Yerkürenin İç Yapısı ve Kıtaların Hareketi

Yerkürenin İç Yapısı ve Kıtaların Hareketi

Hayatımızı sürdürdüğümüz, üzerinde evler inşa ettiğimiz, toprağından, bünyesindeki madenlerden yararlandığımız yerkürenin içyapısı nasıldır, hiç merak ettiniz mi? Önce yerin katmanlarını tanıyalım. Yer, birbirinden farklı derinlik ve özellikte katmanlardan oluşur. Bunlar -Yer kabuğu -Manto ve -Çekirdektir. Yer kabuğunun iki tabakası vardır. 1-Kıtasal kabuk (Sial); silisyum ve alüminyumdan oluşan yer kabuğunun üst tabakasıdır. Kalınlığı karalarda fazla iken deniz ve okyanus tabanlarında azdır. Okyanusal kabuğa göre daha kalınken yoğunluğu daha azdır. 2-Okyanusal kabuk (sima); Sial tabakasının altında yer alır. Okyanus tabanlarına yayılan lavların katılaşması sonucu oluşmuştur. Silisyum ve magnezyumdan oluşan bu kabuk sıcak bir yapıya sahiptir. Manto; yer kabuğu ile çekirdek arasında bulunan kısımdır. Mantonun üst kısmı, üst manto astenosferdir. Üst manto yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki bir özellik gösterir ve yerin bu bölümünde yatay ve dikey yönlü akımlar meydana gelir. Bu hareketler yer kabuğunun hareket etmesine yol açar. Çekirdek; yerin merkezinde bulunan katmandır. İç ve dış çekirdek olmak üzere iki katmandan oluşur. Demir ve nikel bileşiminden oluşan dış çekirdek akışkan bir özelliğe sahiptir. Yoğunluğu en fazla olan katmandır. Binlerce yıl önce Güney Amerika’nın doğusu ve Batı Afrika’da aynı canlılar yaşardı. Bu canlı türlerinin bir çoğu bugün yaşamıyor ama fosillerinden ötürü bu yerlerde yaşadıkları biliniyor. Peki, bunun nedeni nedir? Aynı toprak parçasında yaşayan canlılar sonra neden ayrı ayrı kıtalara dağıldı? Karalar neden birleşikken ayrıldı? Kara parçaları neden hareket eder? Şimdiye kadar kıtaların yerlerinde olan değişiklikler nasıl gerçekleşmiştir? Dünyanın oluşumu ve bugünkü halini alması konusunda bilim insanları yıllardır bir uğraş içindedir. Kıtaların hareketlerini açıklamak için birçok teori ileri sürmüşlerdir. Bunlardan “kıtaların kayma teorisi” 1915 yılında Alfred Wegener tarafından ortaya atılmıştı. Bu teoriye göre kıtalar ilk başlarda tek bir kara kütlesi olan Pangea kıtasını meydana getiriyordu. Günümüze kadar olan zaman içinde kıtalar çeşitli etkenlerin yol açtığı hareketler sonucu ayrılmış ve bugünkü halini almıştır. Pangea’nın varlığını doğrulayan kanıtlara ise fosiller aracılığı ile ulaşılmaktadır. Görüntüde yer alan canlıların fosilleri belirtilen kuşaklarda yer almaktadır. Oysaki bu alanlar günümüzde farklı kıtalarda yer almaktadır. Yer bugünkü halini bir anda almamıştır. Yaklaşık olarak 4-5 milyar yıldan beri oluşumunu ve değişimini sürdürmektedir. Çeşitli materyallerden oluşan manto katmanı çok sıcak ve akışkan bir özelliktedir. Buna bağlı olarak üzerinde bulunan yer kabuğu sürekli hareket halindedir. Bir kısmı deniz ve okyanus gibi su kütleleri altında olan yer kabuğu parçaları, bazen birbirine doğru ilerleyip çarparken bazen de yırtılan kısımlar birbirinden uzaklaşır. Kıtaların yer değiştirdiği fikrini ilk olarak 1915 yılında yine Alman bilim adamı Alfred Wegener ortaya atmıştır. Wegener bütün kıtaların bitişik olduğunu ve daha sonra bu kıtaların farklı yönlere kayarak birbirinden uzaklaştığını ileri sürmüştür, bu teorisine kıtaların kayması teorisi adı verilmiştir. Kıtaların kayması teorisi dünyanın ilk olarak tek bir kara parçası ve tek bir su kütlesinden ibaret olduğunu söyler. Daha sonraki zamanlarda yerkabuğu hareketleri neticesinde bazı parçalar birbirinden ayrılmıştır. Bu parçalara levha ismi verilir. Levhaların günümüzde de hareket ettiği bu teoride vurgulanmaktadır. Milyonlarca yıl süren bu serüven sonucunda dünyamız bugünkü halini almıştır. Kıtalar, okyanuslar ve iç denizler kıtaların bu serüveni sonucunda belirmiştir.
qr
İNDİR:
KANALI: Coğrafya

    Yorum yapabilmek için giriş yapmış olmanız gerekmektedir.