Türk Edebiyatının Dönemleri

Türk Edebiyatının Dönemleri

Üç enstrüman ve üç ayrı müzik. Bu enstrümanları tarihî bir sıraya koysaydık acaba sıralama nasıl olurdu? Orta Asya bozkırında at üstünde göçebe bir hayat tarzını benimseyen Türklerin ilk enstrümanlarındandır kopuz. Ney, İslam dini ile tanışan Müslüman Türklerin en önemli musiki aletlerindendir. Gitar ise Batı medeniyeti dairesine girildikten sonraki müzik kültürünün bir çalgı aletidir. Tarih boyunca hareketli bir yaşamı tercih eden Türkler, değişik coğrafyalarda yaşamışlar. Her yeni coğrafya farklı kültürlerle tanışma, kaynaşma ve bu kültürlerle iletişim kurmayı da beraberinde getirmiş. Nitekim karşılıklı etkileşim edebiyata da yansımış. Türkler İslam’la tanışmadan önce göçebe kültürün özelliklerini taşıyorlardı. Tüm hikâyelerin at üstünde anlatıldığı, atın ve göçebeliğin ön planda olduğu bu dönem “Destan Dönemi” dir. İslamiyet de beraberinde yerleşik hayatı getirir. Edebiyatta bu dönemin karşılığı “İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı”dır. 19. yüzyıl ise Batı eksenli bir yenileşmeyi ifade eder. Edebiyatta bu dönem, “Modern Dönem” ya da “Batı Edebiyatı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı Dönemi” olarak anılır. Farklı coğrafyalar, kültürler arası etkileşim, dinî anlayış ve buna bağlı olarak sosyal hayatta meydana gelen farklılıklar, dildeki değişim, gelişme ve zenginleşme Türk Edebiyatının dönemlere ayrılmasında önemli değişkenlerdir. GÖÇ DESTANI Barçuk –Art Tigin, bir “Iduk-Kut”tur. Turfan’daki Uygur Devleti’nin kağanlarına “Iduk-Kut” derlerdi. Onların ataları da eski Uygurların yerlerinde otururlardı. Kara-Korum adlı bir dağ vardı. Bu dağdan iki nehir çıkardı. Bu nehirlerden birine Selenge diğerine de Tola adı verilirdi. Bir gece bu iki nehir arasındaki bir ağaç üzerine kutsal bir ışık inmişti… Bahaeddin ÖGEL MEVLİD’DEN ÂmineHâtûn Muhammed anesi Ol sadeften doğdu ol dür dânesi ÇünkiAbdullah’danoldı hamile Vaktirişdi hafta ü eyyâm ile Hem Muhammed gelmegioldıyakîn Çok alâmetler belürdi gelmedin (…) SÜLEYMAN ÇELEBİ ARABA SEVDASI Bihruz Bey, bir vezir oğlu olduğu için daha süt emen çocukken dayıların ellerine ve biraz sonra uşaklara teslim olduğundan, o zamanlar anne ve babasını seyrek görürdü. Çocukluktan kurtulduktan sonra mektebe gitmek, çarşı pazarda midillilerle gezmek zamanı geldiği için anasını babasını yine çokluk göremez oldu. Çocukluk çağından gençlik çağına intikal edince beyefendi ibtida araba sevdasına düştü. Sonra da alafrangalık illetine yakalandı. R. MAHMUT EKREM
qr
İNDİR:
PAYLAŞ: